Efsaneler (61)

Lived it, loved it. Farewell beautiful game. (Yaşadım, sevdim. Hoşça kal güzel oyun.)

Bu twiti Xabi Alonso futbolu bıraktığında attı. Bugünlerde çoğu futbolcu Twitter hesabını bir reklam ajansına emanet etse de bu twiti kesinlikle Xabi Alonso attı, bir reklam ajansı değil. Buna emin olabiliriz çünkü bu twit bir Alonso pası gibi. Yüzlerce futbolcu onun paslarına benzeyen binlerce pas atabilir ama Alonso’nun pasları her zaman farklıdır. Kimse pasın yanına Alonso gibi kalbinden bir parça ekleyemez. Bu twit de o paslar gibi. Alonso’dan başka kimse onun twitinin yanına kalbinden bir parça ekleyemez.

Kara Örümcek, Siyah Panter, Ahtapot.

Gelmiş geçmiş "en iyi file bekçisi" olarak kabul ettiğimiz Lev Yashin 1929 senesinde Moskova'da dünyaya geldi.

Endüstri işçisi bir ailenin oğlu olan Yashin, savaş yıllarına denk gelen çocukluğunu, ülkesinin her türlü iş gücüne duyduğu ihtiyacın etkisiyle, ailesiyle beraber fabrikalarda, metal atölyelerinde çıraklık yaparak zorlu bir biçimde geçirdi. Ancak minik Yashin yaşıtlarına göre biraz daha şanslıydı. Diğer çocukların mühimmat ürettiği ellerinde daha farklı meziyetler de barındırıyordu. 18 yaşında iken çalıştığı fabrikanın futbol takımına seçilen Yashin gün geçtikçe oynadığı maçlarda ünlenir ve onun ününe ulaşan Dinamo Moskova'lı yetkililer bu genç yeteneğe ulaşıp 1949'dan 1961'e kadar sürecek kontrata imzayı attırır.

Her izleyen futbolseverde farklı bir tat bıraksa da, olağanüstü yeteneklere sahip olsa da kariyerinin ilk yılında şansı pek de yaver gitmez bu genç file bekçisinin.

İlk olarak bir hazırlık maçında giydiği Dinamo Moskova formasıyla yediği hatalı goller ona hayal kırıklığı yaşatır ve tökezlemesine neden olur. Dinamo Moskova ile geçirdiği ilk sezonda istediği sükseyi yapamayan ve yeterli forma şansı bulamayan Yashin'in kendini bulup geri döneceği yer yeşil saha değil, buz pisti olur.

1953 yılında ilk şampiyonluğunu Dinamo Moskova'nın Buz Hokeyi Takımı ile kazanacaktır. Bu şampiyonluktan sonra geçireceği sezon tam bir dönüş noktası olacaktı. Adı Sovyet Milli Buz Hokeyi Takımı ile anılsa da o futbola geri dönecekti.

Bu geri dönüş futbolda yeni bir çağın habercisi idi aynı zamanda.

Yashin için kale çizgisi üzerinde bütün bir maç boyunca top süzmek bunaltıcı, sıradan bir hale gelmiş, sürekli savunmayı koordine etmeye, kendisine ayrılan alanın sonuna kadar açılarak topu eliyle en ileri uca aktararak oyun kurmaya başlamıştır.  Zamanla kendi ceza sahasına açılan Yashin estetik plonjonlarıyla topu yakalamaya, karşı karşıya kaldığı forvet oyuncularının önünde bir ahtapot gibi belirerek kalesini terketmeye başladı. 1.89 boyuna rağmen bir kedi gibi çevikti ve her yere uzanabilen elastik kollara sahipti.

1954'de ilk kez Sovyetler Birliği Milli Futbol Takımı'na çağrıldı ve yeşil sahalardaki ilk şampiyonluğunu D.Moskova ile 1954 yılında Sovyet Ligi'nde kazandı.

File bekçilerinin sadece kalelerine şut çekilmesini bekledikleri senelerde, onun bu orkestra şefivari hareketleri izleyenlerin haz duymasına sebep olmuştur. Orkestra şefi gibiydi çünkü bütün takım arkadaşları onun kaleden bağırarak verdiği direktifleri harfiyen uyguluyordu.

1956 Melbourne Olimpiyatları'nda takımı altın madalyayı kazanırken sadece iki gol yer ve bu başarıda doğrudan pay sahibi olur. Yashin, alışılmışın dışında esnekliği ve gösterdiği reaksiyon ile meslektaşlarına topun ayak, kafa ve yumrukla da pekâla uzaklaştırılabileceğini öğretti. Olimpiyatlardan sonra Dinamo Moskova kalesinde verdiği güven ile takımına şampiyonluklar kazandırıp, favori haline gelmesini sağladı.

Maç boyunca sürekli bağırmasını ve sinirli tavrının sebebi sorulduğunda “Kaleci gol yediği zaman acı hissetmeli, ıstırap duymalı, işkence ediliyor olmalı. Eğer bir kaleci yediği gole üzülmeyip kayıtsız kalıyorsa onun geçmişte neler yaptığı, neler başardığı önemli değildir. Onun işi bitmiştir, artık geleceği yoktur!” cevabını verir ve bu saptamayı felsefe edinir.

1958'de Çeyrek Final'de elenilen İsveç Dünya Kupası'nda en çok konuşulan şey Sovyetler'in kalecisi Yashin'in destansı performansıdırİsmi Rusça'da Lev yani "Aslan" manasına gelen Yashin,artık "Kara Panter" olarak anılmaktadır.

 

1960 yılında Avrupa Şampiyonası şampiyonluğunda büyük pay sahibi olan Yashin, Real Madrid başkanı eşinin mücevherleri dahil bütün servetini teklif etse dahi onun değerine tekabül eden bir para birimi bulunmadığından bu transfer gerçekleşmemiştir.

Takvimler 1962'ye vardığında ise Yashin karanlık dönemler yaşamaktadır artık

1962 Dünya Kupası'nda Sovyetler gruptan lider olarak çıksa da Şili karşısında 2 gollü bir mağlubiyet alarak büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktı.Bu turnuvada 33 yaşına basan Yashin için kulisler artık yaşlandığını ve sonuna yüz tuttuğunu yazmaya başlamıştı.

Yashin büyük kaleci olduğunu, kornerden gol yediğinde, farklı mağlup olduğunda, elendiğinde sergilediği centilmenlik ile, dünyanın en büyük gazeteleri onu yerden yere vurduğunda onları yanıltmak için gösterdiği enerji ile defalarca kez kanıtlamış yazılanları tekzip ettiğinde tescillemiştir.

O kusursuz olduğu için değil,  işini olması gerektiği şekilde yaptığı için efsanedir aynı zamanda.

Bu hezimetten bir yıl sonra Yashin tarihte hala yenilenememiş bir ilke imza atarak "Avrupa'da Yılın Futbolcusu" ödülünü alan ilk kaleci olur.

Bu başarısından sonra Dünya Karması Takımı'yla Wembley Stadyumu'nda İngiltere Milli Takımı ile oynadığı maçta bütün dünya artık onun "en" olduğu kanaatine varır ve tribünler onu "Kara Örümcek" naralarıyla selamlar. 

Yaptığı işin sırrını soranlara ise enteresandır ki "Sigara içerek sinirlerimi gevşetir, sert bir içkiyle kaslarıma ayar veririm" cevabını vermişti. Fakat ne acıdır ki Yashin yaşamının son üç yılını sigara ve alkol kaynaklı tromboflebit sebebiyle bir bacağından noksan geçirmiştir.

 

1964'de İspanya'da yapılan Avrupa Şampiyona'sında ev sahibi ekibe finalde 2-1 kaybettikten sonra, forma giyeceği son dünya kupası olacak olan 1966 yılında Yashin iz bırakmaya olduğunca kararlıdır. Çeyrek Final'de Macaristan karşısında adeta iğne deliğinden geçerek kendi ceza sahasına gönderilen bütün toplara uzanarak sahip oluyordu.

 

Yashin, yarı finalde Batı Almanya'ya elenilmesine engel olamasa da, son Dünya Kupası'nda bıraktığı kötü ünü kırar ve günümüzde hala Dünya Kupaları'nın en iyi oyuncusuna verilmekte olan Yaşin Ödülü'nün isim babası olur. Bu isim ilk olarak 1994 Dünya Kupası'nda  Belçika'lı Michel Preud'Homme'un verilen ödülde kullanılır.

Ayrıca Yashin, 1966'da Portekiz ile oynanılan 3’lük maçında penaltıdan meşin yuvarlağı ağlarıyla Eusebio, topu kalırken yanağına makas kondurduğunda bile tebessüm edebilmiş kalender kişiliğe sahipti. Yashin kariyeri boyunca 150 adet penaltıyı başarılı bir şekilde kurtarmıştır, dile kolay 150. Antrenmanlarda yapılman çift kale maçları dahi hesaba katacak olsak insan garipser bu durumu.

O penaltı kurtardığı an oluşan hissiyatını, Yuri Gagarin’in uzayda süzülürken duyabileceği hazla kıyasladığına göre, besbelli kendini bundan mahrum kılmamak için bunca penaltıya gol izni vermemiş. 

1966 Dünya Kupası'nda gösterdiği performanstan sonra Sovyetler Birliği tarafından devletin en büyük nişanı olan Lenin Nişanı'na layık görülmüştür. Bu nişanı almasının temel sebebi ise hem Sovyet hem de dünya futbolunda yeni bir çağ açmasıydı.

1971 senesinde jübilesinde 100 binden fazla kişinin Lenin Stadyumu'nda izlediği maçta Sovyetler Birliği formasını son ve 75.kez giyerken Pele, Eusebio, Beckenbauer, Gerd Müller, Boby Charlton gibi şöhretler onunla beraber sahaya çıkıyordu.

22 yıllık kariyerinin ardında 5 Lig Şampiyonluğu, 3 Sovyet Kupası ve 1 Avrupa Kupası ve bir de Olimpiyat Altın Madalya'sı bırakarak yeşil sahalara veda etti.

Profesyonel futbol yaşantısından sonra ise Finlandiya'da amatör takımlar çalıştırmış, gençlerle ilgilenmiştir. Bu görevini ise yaşadığı sağlık problemleri yüzünden bırakmak zorunda kalır.

Ömrünün son yıllarında çeşitli hastalıklarla mücadele eden ve son olarak mide kanserine yakalanan Yashin, 1990 yılında hayata gözlerini yummuştur.

1999'da Dinamo Moskova Stadyum’una heykeli dikilen, 2000 yılında FIFA tarafından "20.Yüzyılın En İyi Kalecisi" olarak gösterilen büyük eldiven, siyah forması-estetik hareketleri-tevazusu, karlı havalarda taktığı bordo kasketi ve biryantinli saçlarıyla bu oyun var oldukça hatırlanacaktır.. 

 

Yazan : Fatih Can Arslan

“Önce Cuju vardı” diye başlıyor FIFA’ya göre tarih. Çin’de oynanan Cuju bugün futbolun en eski hali olarak kabul ediliyor. Buna rağmen “futbolun beşiği” terimi, futbolu Han ulusundan yüzlerce yıl sonra bulan İngiltere için kullanılıyor. Çünkü bizim bildiğimiz anlamda futbolu İngilizler buldu.

Pele, “futbol bir din olsaydı, kıblesi Wembley olurdu” derken pek haksız değildi. Fakat Pele bu sözü yıllar önce söyledi. Artık o kıble olabilecek, tarih kokulu, iki kuleli Wembley yerini AVM görünümlü yeni ve modern bir stada bıraktı ve artık futbolun yegane katedrali -bana göre- sarı duvarıyla Dortmund’un Signal Iduna Park’ıdır.

Pavel Nedved, Çeklerin ve Avrupa futbolunun unutulmaz futbolcusu. Uzun sarı saçları ve oynadığı bölgedeki  ofansif gücünün yanında defansif disiplini ile ve tam anlamıyla taş gibi futbolculuğuyla belleklerden asla silinmeyecek bir iz bırakan eşsiz isim.

Sayfa 1 / 13