3 Temmuz 2011, Calciopoli ve Moggi

3 Temmuz 2011’den günümüze 2,5 yılı aşan gibi bir süre geçti, 3.yılına doğru da hızla ilerliyor. Ne adalet sağlanabildi ne huzur. Şike yaptıkları defalarca kanıtlananlar, hiç utanmadan ülke futbolunun balgamı olmayı sürdürüyorlar. Ancak bu yazının konusu 3 Temmuz’u irdelemek değil. Yazımın konusu 2006 yılında İtalya’da patlak veren şike skandalıyla ( Calciopoli),  bizim şike skandalımız arasındaki benzerlikler.

Şike olaylarının gidişyönünde,  yapılacak işler dünyanın her yerinde neredeyse aynıdır. Sadece isimler farklıdır. Gelin, İtalya’da patlak veren şike skandalına bir bakalım ve ülkemizden bu işlerin nerdeyse aynısını yapanları bir hatırlayalım

İtalya, Temiz Ayaklar Operasyonu
 

Kulüp yöneticileri, futbolcular, hakemler, teknik adamlar ve medya mensupları arasında geçen ilişkileri kapsıyor. Aslında bu olaylar taraftarlar tarafından biliniyordu fakat ortada bir delil olmadığı için kanıtlanamıyordu.

“Sizden bir ricam olacak, lütfen bana soru sormayın. Çünkü cevap verecek gücüm ve isteğim yok. Ruhum yok,  onu öldürdüler. Yarın Juventus’taki genel direktörlük görevimden ayrılacağım ve artık futbol dünyası benim değil.”  Bu sözler şike skandalının başrol oyuncusu Moggi’ye ait.



 

Juventus’un 29.şampiyonluğunun ertesinde, Napoli savcıları tarafından Roma’da sorgulandı Moggi. Bu olayın içinde sadece Moggi mi vardı? İtalya Futbol Federasyonu Başkanı Franco Carraro, Federasyon yetkilisi İnnocenzo Mazini, İtalya Hakem Atama Kurulu Başkanı Paolo Bergamo, Uefa Hakem Komitesi Üyesi Pierluigi Pairetto, Fiorentina’nın sahipleri Andrea ve Diego Della Vale, Lazio’nun sahibi Clauido Lotito ve birinci kategoride dokuz hakem; Massimo De Santis, Pasquale Rodomonti, Paolo Bertini, Paolo Dondarini, Gianluca Rocchi, Domenico Messina, Marco Gabriale, Paolo Tagliavento ve Salvatore Racalbuto.


 

Bu olayda benim dikkatimi çeken nokta Luciano Moggi ve Aziz Yıldırım arasındaki benzerlikler. Adamların başrolünü oynadıkları bu filmde aynı tarz hareketler yapmaları pek tesadüf olmasa gerek. Yazının başında ne demiştik; şike olaylarında gidilecek yol ve yapılacak işdünyanın her yerinde aynıdır sadece o işi yapan isimler farklıdır.

Bütün işi Moggi tek başına yapmamıştı. Roberto Battega ve Antonio Giraudo ile nerdeyse ortalığın tozunu atmışlardı. Bu isimleri de Şekip Mosturoğlu ve İlhan Ekşioğlu’na benzetebilirsiniz.


 

Moggi’nin icraatları

1-      Moggi’nin en etkili silahlarından birisi hafta sonu mücadele edecekleri rakiplerin oyuncularını cezalı durumuna düşürmek. Moggi ve Giraudo başbaşa verip; haftanın fikstürünü inceleyip kart gösterilmesi gereken futbolcuları tespit ettikten sonra özel numara gözüken cep telefonlarından hakem atama komitesi başkanını arıyorlardı. İşleri berbat eden hakemleri de bay Moggi odaya kitliyordu. 6 Kasım 2004’te Juventus ilk mağlubiyetini Reggina deplasmanında alıyordu. Oliver Kapo ve İbrahimoviç’in gollerini iptal eden Paparesta’yı hakem odasında bir güzel yağlıyor ve odayı kilitleyerek arkasına bakmadan havaalanına gidiyordu

2-      Juventus’un sahibi Agnelli ailesi aynı zamanda Fiat marka otomobil şirketinin de sahibiydi. Moggi bu gücü,  hakemlere Maserati marka arabaları hediye ediyor ve istediğini alıyordu.Bu olayların ortaya çıkmasından sonra Juventus’lu olmayan İtalyan taraftarlar ironik pankartlar açmaya başladılar

“Con la Maserati scudetti assicurati” (Maserati ile şampiyonluklar garanti),

“Moggi prova skype” (Moggi skype kullan)

3-      Moggi’nin oğlu Alessandro da skandalın içindeydi. Gea Word adlı bir menajerlik şirketi bulunan Alessandro bir çok Serie A oyuncusunun ve teknik direktörünün menajerliğini üstleniyordu. Oğul Moggi babasından bulduğu güç ile bir çok oyuncuyu “Sizi İtalyan Milli takımında oynatacağım” vaadiyle kandırmıştı. Bu şekilde birçok futbolcuyla sözleşme imzalamıştı Alessandro. O dönemlerde Benfica’da top koşturan Miccoli’nin bu şekilde İtalya milli takımına şeçildiği telefon tapelerinde ortaya çıkıyordu.

Bu olayların en kötüsü, bu futbolcuları Juventus’a ucuza transferini sağlamaktı.Fabio Cannavaro İnter’de oynarken kötü oynaması karşılığında Juventus’a transfer edileceği garantisini alır. Ki o sezon İnter’de çok kötü bir sezon geçirir Cannavaro.

4-      Sporda hile amaçlı suç örgütü kurma suçundan yargılanan Moggi’nin hedefinde gazeteciler de bulunmaktaydı. LA 7 kanalında yayınlanan “Processo Di Biscardi” Moggi’nin favori programıydı. Bu programda Aldo Biscardi ve Fabio Baldas, haftanın maçlarındaki önemli pozisyonları yorumluyor ve özellikle hakemlere çok yükleniyorlardı.

Telefon tapelerinde; Moggi’nin bu kanalın yönetmeni gibi her şeyine karıştığı ortaya çıkıyordu. Biscardi’nin sekterini arayıp talimat veriyordu. Hatta Moggi’nin, Biscardi’ye 20 bin euro’luk bir saat hediye ettiği telefon kayıtlarından ortaya çıkıyordu.

  

Şike skandalı, Juventus Kulübü’nün yönetim kurulunun topluca istifa etmesine yol açtı. Asbaşkan Giraudo’nun bütçede sahtekarlık yaptığı, bu soruşturmayla meydana çıktı. O yıllarda yaşananlar bunlardı. Juventus kulübünün Vatikan Katolik cemaatini veya illuminati tarikatını suçlamaması enteresan (!)

Bizim şike skandalımızla ne kadar çok benzer noktaları var değil mi. Sadece isimleri değiştirin ve tekrardan okuyun. Orada cezalar verildi ve bu işi erkenden bitirdiler.Bizde adalet suçluya cezasını verdi, o yetmedi UEFA ve CAS cezaları kesti. Bazı kesimler hala suçsuzluklarının ispatı peşinde.Y ok cemaat yok bilmem ne! Sizin sevdiğiniz, Fenerbahçe’nin gücü. O güç sizi sarhoşetmiş. Sizin sevdiğiniz o güç ile böbürlenmek! Futbolu sevdiğiniz falan yok! Martaval okumayın boşuna.

 

Artık rahat verin millete lütfen.