Kamuoyuna Duyurulur | Deplasmanıma Dokunma

Ülke Futbolu’nun garabet kararlarından bir tanesi de deplasman yasağı. Dördüncü sezonunu dolduran deplasman yasağı görünene göre bu sezon da uygulanacak. Türkiye’de futbolun tek probleminin tribünler olduğunu savunan çürük anlayışın, diğer bütün günahların üzerini örtmek için kullandığı bu yasak, futbolu yönetenlerin ve düzenleyenlerin basiretsizliğinin bir başka göstergesi. Futbolun gerçek sorunlarını çözmekten uzak ve bu konuda isteksiz olan karar vericiler ısrarla deplasman yasağının devamını savunuyorlar.

En büyük kavgaların basın toplantılarında, saha içinde, soyunma odalarının koridorlarında yaşandığı, gerginliği ve kavgayı takım elbiselilerin başlattığı, ırkçılığı futbolcuların körüklediği, ırkçı taraftarları yönetimlerin basın toplantılarında aklamaya çalıştığı, rekabet ideolojisini düşmanlığa çeviren basın ve medyanın taraflı yayınlar yaptığı, haklı olmak için güçlü olmak gerektiği gibi sapık bir anlayışın hakim olduğu futbolumuzda Deplasman Yasağı sorunlar çözen değil, yeni sorunlar yaratan ve futbolun geri kalmışlığına hizmet eden küflenmiş bir düşüncenin tezahürüdür.

 

Maçları; görkemli localarında, diğer tribünlerden ayrı ve özel düzenlenmiş şeref tribünlerinde, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün davetiyeleri ile VİP tribünlerinde, basın tribünlerinde izleyen futbol burjuvazisinin bu mesele hakkında “sessizliğe” bürünmesi yeterince manidar değil midir?
Üstelik 12. Adam sıfatı ile forma, kombine, ürün alımının sorgusuz alıcısı durumuna düşürülen,  taraf olmaktan ziyade müşteri pozisyonunda görülen futbol taraftarı bu işin tek mağduruyken,  futboldaki şiddetin ana unsuru gibi gösterilmesi hiçbir ahlak anlayışına sığmamaktadır.

Deplasman Yasağı uygulamasının futboldaki şiddeti bitirecek veya önleyecek bir adım olmadığını düşünüyoruz.

 

Genelde sporun, özelde futbolun ruhunda var olan birleştirici unsurların öne çıkarılması konusunda tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz!