Kamuoyu Duyurusu (14)

3 Temmuz 2011 sonrasında meydana gelen gelişmeler, futbol adına önceleri bir kanıt ortaya konulamasa da sürekli dillendirilen pislikleri tek tek ortaya sermişti.Ancak, 3 Temmuz şike süreci sonrasında mahkemede görülen davalarda delil olarak iletişim tespit tutanakları ( tapeler) ve fiziksel takip tutanakları kullanılmıştı. Sizin de bildiğiniz üzere ana delil olarak tüm mahkeme sürecine etki eden iletişim tespit tutanaklarının gerçekliğine hiçbir sanık itiraz etmemişti. 

Aziz Yıldırım’ın eski avukatı, Faik Işık isimli şahıs “3 Temmuz Şike süreci”nin tartışıldığı programlarda, mesnetsizce, Trabzonspor’u FETÖ ile bir potaya sokmaya çalışmış hem kamuya açık televizyon programlarında hem de twitter adresinde hem Trabzon şehrine hem de Trabzonsporlulara ağza alınmayacak şekillerde hakaret ve küfürler etmiştir. Devlet tarafından avukatlık titri aldığına göre kendisi bir meczup değildir. Tüm bu hakaret ve küfürleri bilerek, isteyerek ve akıl sağlığı yerinde olarak yaptığına bir şüphe yoktur.

18 Temmuz 2011 tarihinde Ganita’da başlayan hikayemiz, 2 Ağustos 2011 tarihinde joganita.net internet sitesinin açılmasıyla yeni bir yola girdi. 2 Ağustos 2011 tarihinden itibaren 5 yıllık zaman diliminde “Temiz Futbol, Güzel Oyun” parolasıyla, “Söz Uçar yazı kalır” diyerek hem Türk Futbol tarihine hem de Dünya Futbol tarihine kendi notlarımızı düştük.

Bu akşam Rizespor'la oynanan müsabakadan sonra Fenerbahçe Spor Kulübü oyuncularını taşıyan otobüse, Trabzon Havaalanı'na doğru seyir halinde iken Sürmene ilçesinde sebebini, şeklini ve kimlerin yaptığını net olarak henüz bilmediğimiz alçakça bir saldırı yapıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Değil spor, insanlık ve erdemle bağdaşmayan bu saldırıyı kabul etmemiz mümkün değildir.

Trabzonspor Genel Kongresi,  6 Aralık 2015 tarihinde yaptığı seçimle Muharrem Usta ve ekibini Trabzonspor’u yönetmesi için seçmiş ve bu zor ancak üstesinden gelindiği takdirde çok kıymetli göreve layık görmüşlerdir.

“Yozlaşma kartopuna benzer, yuvarlanmaya başladı mı çığ gibi büyür”

Çok başarısız yönetimler gördük. Çok hatalı kararlara tanık olduk. Çok üzüldüğümüz, çok sinirlendiğimiz, umudumuzu kaybettiğimiz çok zamanlar yaşadık. Ancak bu zamanlarda yaşadığımız ve büyük bir acıyla “tanık” olduğumuz “yozlaşmanın” tarihte eşi benzeri yok.

Son günlerde Türkiye’nin spor gündeminin en başında Sözde, “Şikeyi Yeniden Yargılama” davası var. Biz spor gündemi dedik ama siz siyasi gündemin de en tepesinde bu olayın olduğunu biliyorsunuz zaten.  Savcı mütalaasında, daha önceden şike suçundan yargılanan, mahkum olan, mahkumiyetleri ve suçları da Yargıtay tarafından onaylanan başta Aziz Yıldırım olmak üzere diğer şahıslar hakkında beraat talebinde bulundu. Bu beraat talebininin 5 Ekim 2015’de ortaya çıkmadığını da hepimiz biliyoruz. 21 Ocak 2014 tarihinde Fenerbahçe Asbaşkanı Mahmut Uslu’nun sözlerini hatırlayalım hemen “Başbakan bize yeniden yargılama konusunda söz verdi”.

Ülke Futbolu’nun garabet kararlarından bir tanesi de deplasman yasağı. Dördüncü sezonunu dolduran deplasman yasağı görünene göre bu sezon da uygulanacak. Türkiye’de futbolun tek probleminin tribünler olduğunu savunan çürük anlayışın, diğer bütün günahların üzerini örtmek için kullandığı bu yasak, futbolu yönetenlerin ve düzenleyenlerin basiretsizliğinin bir başka göstergesi. Futbolun gerçek sorunlarını çözmekten uzak ve bu konuda isteksiz olan karar vericiler ısrarla deplasman yasağının devamını savunuyorlar.

  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
Sayfa 1 / 2