Dünya Futbolu (189)

Günlerden 29 Mayıs 1985, babam bana “Bu gün gözlerini dört aç çünkü bu günü hep hatırlayacaksın.” demişti diye anlatıyor Serge Sadzo. 
29 Mayıs 1985 güneşli bir gündü, çok bira vardı, aşırı hem de. İngilizler kuzeyden, İtalyanlar güneyden geldiler. Bir yanda Liverpool diğer yanda Juventus. Kırmızı ve beyaz.

Tatil için İspanya'ya gitmeye karar verdim. İspanya'da olacağım hafta sonu maç programlarına baktım ne Real Madrid evinde ne de Barselona evinde idi. Moralim bozuldu tabii bozulmadı değil. Ama şans bu ya, yarı finalde eşleştiler hem de bu eşleşme benim ispanya da olduğum tarihe denk geliyordu. Yetmezmiş gibi sadece İspanya'da olduğum tarihe değil tatilimin Madrid kısmına düşen 3 günlük bölümün içerisindeydi henüz UNESCO tarafından dünya harikası olarak adı konmamış ama dünya tarafından değerli kılınan "klasik" görülen bu maç.

Yıllar önce İskandinav topraklarından futbolun beşiğine, İngiltere'ye yelken açan Peter Schemichel, futbol dünyasına halefi olarak oğlu Kasper Schmeichel'ı bıraktı...

Tribün; renklerin ve armanın aşkıyla başlar. Fakat ilerleyen zamanlarda bir tutkuya dönüşür. Bu tutku büyük emek ve fedakarlık ister. Birazda sanat işidir tribün. Bu sanatı hakkıyla yerine getiren Fas taraftarlarının çalışmalarını derlemeye çalıştım.

Yeryüzünde milyarlarca insanı etkileyen nadir olaylardan biri… Futbol…

İş seyahati dolayısıyla yolumun düştüğü Peru’da beni bir sürpriz karşıladı. İlk yüzeysel araştırmamda Peru liginin orada bulunacağım zaman bittiğini fark etmiştim lakin müthiş bir maç vardı programda; Peru – Uruguay. Dünya futbolunun kalbinin attığı Güney Amerika’da bir maça, hele de Dünya Kupası yolunda ölüm kalım maçına gitme şansı geçmişti elime. Kaçırılmayacak bir fırsat.

Futbolun Avrupa’da ortaya çıkışı ve gelişimi tam anlamıyla kavgacı bir yapı üzerine kuruludur. İlk zamanlar ölenlerin bile olduğu müsabakalar, kiliseler tarafından yasaklanır. Zamanla bir kurallar dizisine dönüşüp, kolejlerde yaşamaya devam eden futbolun, halkın arasına karışması Avrupa’daki sınıf bilincinin gelişmeye başlamasıyla eş zamanlıdır. 

"İlk başarısız ünlü futbolcu transfer hangisiydi" sorusunun cevabı sanırım çoğu kişiye göreceli bir soru olacaktır. Bana göre ilki Doğu Alman Ligi'nin gol kralı Torsten Gütschow'du.

Sayfa 9 / 24