Dünya Futbolu (189)

Lazio, Valencia, Deportivo, Werder Bremen, Nantes ve Boavista gibi takımlar 2000’lerin başlarına damgasını vurmuştu. Bu takımlar oynadıkları futbolla bizleri kendine hayran bırakırken şampiyonlukları kaymağı olmuştu. Ancak bunların dışında bir takım vardı ki bu takımlar da dahil şampiyonluk beklentisi en fazla olan onlardaydı. Kurdukları efsane takımla ligde ve Avrupa fırtına gibi estiği yıllarda futbol adına tek eksik şampiyonluktu. Şampiyonluk gelmeyince, zaferler taçlanmayınca alınan zaferlerin büyüklüğü kadar çöküş de o kadar büyük olmuştu. O takım Leeds United’tı ve serüven işte böyle başlıyordu.

Öğlen 12'de uyanan, ilk olarak da akşam bitiremediği birasındaki son yudumu içip geğiren bir adamın hikayesi bu. Şişeyi bitirdikten sonra yere, diğer şişelerin arasına bırakır, doğrulur ve cebinden tütün ve kağıt çıkarır, kendine bir sigara sarar. Doc Mabuse resmi adını 70'li yıllarda bir punk grubunda müzik yaparken kaybetmiştir.

2002’de ki şampiyonluktan sonra  2003’te yarı final, 2004’te çeyrek final gören Real Madrid bir daha Mourinho’ya kadar çeyrek final yüzü dahi göremeyecekti.

1946 yılında savaşta büyük ölçüde yok omuş olan Almanya yeniden inşa ediliyordu. Hamburg'un semt takımlarından FC St. Pauli'yse bu tarihlerde futbol oynayabileceği bir saha arıyordu.

Ralpf Gunesch pek tanınan, bilinen bir futbolcu değil. Ancak bizlerin tanıması gerektiği futbolcu bugünden itibaren.

Avrupa Futbolu’nda gündem yoğun. Sohbetlerin odak noktasında Barcelona, Real Madrid, Bayern Münih ve diğer iddialı ekipler var. Peki Milan konusu açılır mı bu sohbetlerde? Açılırsa şöyle mi derler ?

Dünya üzerinde yazılmış çeşitli masallar var. Sindirella, Pamuk Prenses, Peter Pan gibi saymakla bitmez. Ama dünya üzerinde bir tanesi var ki eğer sonu mutlu biterse fantastik olmayan ilk masal olarak adını tarihe yazdıracak…

Masalın adı Claudio Ranieri ve Leicester…

Futbol tarihinde Paul Gascoigne gibi agresif futbolcular hep olmuştur. Ama onun gibisi henüz gelmemiştir.  Özellikle benim akranlarımın futbola yeni yeni ilgi duyduğu yılların ilk deli oyuncularının başında gelir nam-ı diğer Gazza. Çok iyi hatırlıyorum televizyonda bir gün maçını izliyorduk babamla. Futbola da çok meraklı olunca bu kim bu kim diye sürekli sorular sorardım. Gascoigne’i sorduğumda ise “biraz manyak” demişti. Bir de aklımda kaleci Higuita kalmış. Ona da deli demişti. Hatta niye deli olduğunu anlamak için yıllarca beklemiştim.

Sayfa 8 / 24