Dünya Futbolu (187)

İsmine bakarak Fransız zannedilebilir ama değil. Birleşik Krallığa bağlı Guernsey Adasında 1968 yılında doğmuş, tam adıyla Matthew Paul “Matt” Le Tissier. Doğduğu yerde Fransızca da konuşuluyor olması, soyadının nereden geldiğini açıklıyor. Dünyaca fazla tanınmayan, görünüş olarak da herhangi bir karizması bulunmayan, hafiften Laz burunlu bu adam hakkında yazı yazma ihtiyacı hissetmem, ona dünya çapında hakettiği saygının gösterilmemiş olduğunu düşünmemdendir.

Metz şehri, Almanya sınırına yakın 120 bin nüfuslu küçük bir şehir. Vakti zamanında 50 yıl Alman yönetiminde kalan bu şehir çıkardığı FC Metz takımıyla ne kadar gurur duysa azdır. Bu küçük şehrin takımı şu sıralar Ligue 2’de oynasa da sezon sonu büyük ihtimalle ait olduğu yere dönecek. 57 sezon geçirdiği Ligue 1’de kayda değer bir başarısı olmasa da iki kez Fransa Kupası zaferi ve 1997-98 sezonunda Ligue 1’i ikinci sırada tamamlama başarısı göstermişti. 

Aşağıda okuyacağınız hikayenin tarihi kısımları tamamen hayal ürünüdür…

Dünyada ülke nüfusuna göre en yüksek satranç şampiyonu sayısı İzlanda'da. Düzenli bir ordusu olmayacak kadar güzel bu ada devleti belli ki sorunlarını savaşla değil satrançla ya da başarılı olduğu diğer alanlar olan hentbol ve basketbolla çözüyordu.

James Joyce, George Bernard Shaw, Oscar Wilde,  Jonathan Swift gibi dünyaya mal olmuş yazarların ülkesi İrlanda ya da İrlanda dilinde Eire. Bir de Martin O’Neil gibi bir futbol üstadının…

Sıradan, gösterişsiz, işini yapan, kendi halinde…

Tarih boyunca başarılar yakalamış takımlara baktığımızda turnuva tecrübesi, kaliteli ekip, iyi bir sistem ya da iyi bir jenerasyon görürüz. Mesela tek başına bir turnuva tecrübesi Arsenal’i her zaman Şampiyonlar Liginde bir üst tura taşıyor. Tüm mevkilerle kaliteli bir ekip, sistemsiz bir Manchester City’i United’ın önünde şampiyon yapabiliyor. Sade iyi bir sistem Yunanistan’ı tarihe bir kara leke olarak geçse de zafere ulaştırabiliyor.

Ancak iyi bir jenerasyonunuz varsa tek başına yetmiyor. Tüm mevkilerde iyi bir jenerasyon gerekirken, iyi de bir sisteminiz ve aynı zamanda tecrübenizin de olması gerekiyor. Bunlardan biri eksikse Altın olarak nitelenen jenerasyonlar Portekiz milli takımı gibi çöp olabiliyor.

Euro 2016 başlamadan UEFA bir 11 yayınladı. Bu 11 turnuvaya damga vurması beklenen 11 genç futbolcuyu içeriyordu. Bu futbolcuları, futbolu ucundan kıyısından da olsa izleyen herkes biliyordu zaten. Listeye giren Emre Mor ise Türk futbol gündeminde son günlerde en çok konuşulan futbolcuların başında geliyordu.

Sayfa 5 / 24