Dünya Futbolu (187)

Şehrin mavi yakasının son dönemlerdeki başarısı, üstüne üstlük Pep Guardiola gibi üst düzey bir teknik adamla anlaşması; son zamanlarda büyük bir düşüş içerisinde olan ancak hem Mourinho gibi bir üstadı koltuğa oturtan hem de Zlatan gibi bir süper yıldıza imza attıran şehrin kırmızı yakasında alevlenen umut, tekrar bütün gözleri Manchester çarpışmasına çevirdi.

Yıllardır tutsak Kudüs, kan revan içinde Filistin. Her namuslu insan gibi hissediyoruz Filistinlilerin öfkesini, gözyaşını, matemini, haykırışını. Çünkü biliyoruz ki Filistin davasında iki seçenek var önümüzde: ya görmezden gelip sırtımızı döneceğiz insanlığa ya da dünya üzerinde beraber yaşadığımız bu insanlar için bir adım atacağız. 

Eğer bu yazıyı okuyabiliyorsanız dünyanın büyük bir çoğunluğundan daha fazla imkâna sahipsiniz demektir. Dünyada açlıkla ve sefaletle mücadele eden milyonlarca insan var ve çoğumuzun umursamadığı şeyler bu insanların hayallerini oluşturuyor.

Küçük Leicester'ın büyüklere kafa tuttuğu, onları alt ettiği, Trabzonspor'un tarihinin en kötü yenilgilerini aldığı, Simeoneli Atletico'nun yeniden herkese ecel terleri döktürdüğü, Bayern'in bir kez daha Şampiyonlar Liginde yarı finalde elendiği renkli bir futbol sezonunun kapanışı çok kötü bir şekilde Fransa'daki Avrupa Şampiyonasında yapıldı. Dört sene boyunca beklediğimiz Avrupa Şampiyonası bize umduklarımızı verememiş, pek çok kez televizyon karşısında uyuklamamıza sebep olmuştu.

Tartışmasız dünyanın yetiştirdiği en iyi futbolculardan biri Lionel Messi.

24 Haziran 1987'de Arjantin'in Rosario şehrinde bir erkek çocuk dünyaya gelmişti, o çocuğun Dünya futbol tarihini kökten değiştireceğini kim bilebilirdi ki? Futbola 8 yaşında Rosario şehrinin takımı olan Newell's Old Boys'da başladı. Henüz 13 yaşında ailesi, Messi'nin büyüme hormon eksiklik tedavisi görmesi ve futbola Barcelona'da devam etmesi için İspanya'nın Barcelona şehrine taşındı.

Futbolcu olmak bazen Diego Mendieta olmaktır.

Futbolcu olmak bazen Paraguaylı olmaktır.
Ama futbolunu Endonezya’da oynamaktır.

Jose Mourinho. Çok büyük bir kesim tarafından en iyi hoca olarak nitelendirilen, benim dahil olduğum kesiminde bunun tartışılması bile saçma olduğunu düşündüğümüz namı diğer Mou’dan bahsedeceğim biraz. Ancak bu bir eleştiri yazısı. Mou’yu eleştirirken önümüzü iliklemek gerektiğini bildiğimiz için biz de ilikleyerek yapacağız eleştirimizi.

Carlos Martins, Portekizli futbolcu, belki çimlerin üstünde yaptığı kıvrak hareketlerle izleyenleri büyülemiyor ama takımı orta sahadan bir orkestra şefi gibi yönetiyor. Tabi öldürücü asistlerini de unutmamak gerek. Fakat bu yazı Martins’in çimler üzerinde yaptıklarından daha çok lösemi hastası olan oğlu Gustavo için yaptıklarıyla alakalı.

Sayfa 4 / 24