Dünya Futbolu (182)

Futbolcu olmak bazen Diego Mendieta olmaktır.

Futbolcu olmak bazen Paraguaylı olmaktır.
Ama futbolunu Endonezya’da oynamaktır.

Jose Mourinho. Çok büyük bir kesim tarafından en iyi hoca olarak nitelendirilen, benim dahil olduğum kesiminde bunun tartışılması bile saçma olduğunu düşündüğümüz namı diğer Mou’dan bahsedeceğim biraz. Ancak bu bir eleştiri yazısı. Mou’yu eleştirirken önümüzü iliklemek gerektiğini bildiğimiz için biz de ilikleyerek yapacağız eleştirimizi.

Carlos Martins, Portekizli futbolcu, belki çimlerin üstünde yaptığı kıvrak hareketlerle izleyenleri büyülemiyor ama takımı orta sahadan bir orkestra şefi gibi yönetiyor. Tabi öldürücü asistlerini de unutmamak gerek. Fakat bu yazı Martins’in çimler üzerinde yaptıklarından daha çok lösemi hastası olan oğlu Gustavo için yaptıklarıyla alakalı.

İsmine bakarak Fransız zannedilebilir ama değil. Birleşik Krallığa bağlı Guernsey Adasında 1968 yılında doğmuş, tam adıyla Matthew Paul “Matt” Le Tissier. Doğduğu yerde Fransızca da konuşuluyor olması, soyadının nereden geldiğini açıklıyor. Dünyaca fazla tanınmayan, görünüş olarak da herhangi bir karizması bulunmayan, hafiften Laz burunlu bu adam hakkında yazı yazma ihtiyacı hissetmem, ona dünya çapında hakettiği saygının gösterilmemiş olduğunu düşünmemdendir.

Metz şehri, Almanya sınırına yakın 120 bin nüfuslu küçük bir şehir. Vakti zamanında 50 yıl Alman yönetiminde kalan bu şehir çıkardığı FC Metz takımıyla ne kadar gurur duysa azdır. Bu küçük şehrin takımı şu sıralar Ligue 2’de oynasa da sezon sonu büyük ihtimalle ait olduğu yere dönecek. 57 sezon geçirdiği Ligue 1’de kayda değer bir başarısı olmasa da iki kez Fransa Kupası zaferi ve 1997-98 sezonunda Ligue 1’i ikinci sırada tamamlama başarısı göstermişti. 

Sayfa 6 / 37