Dünya Futbolu (193)

Dünyanın belki de en aykırı takımıdır FC St. Pauli. 1910 yılında, bugün Almanya’nın en modern şehri olan Hamburg’un St. Pauli semtinde kuruldu. Çoğu kişinin bilmediği önemli bir şeyse St. Pauli kulübünün her zaman bizim bildiğimiz St. Pauli kulübü olmadığıdır. Kulüp 80’lere kadar St. Pauli semtinin herhangi bir mahallesinde etkindi ve bugün tanıdığımız aykırı duruşa sahip değildi. 80’lerin başında meşhur Reeperbahn caddesine taşındılar ve yavaş yavaş FC St. Pauli oldular. Markalaştılar. Zaten Marka Değeri’ni yazarken de St. Pauli modelinden etkilendiğimi belli etmiştim.

Reeperbahn aslında çok ilginç bir yer değil. Ülkemizin tatil şehirlerindeki barlar sokağı diye adlandırılan caddelerle birçok paralellikleri var. Tabi bazı farklılıklar da var. Bir çok barın yanı sıra bu cadde genel evlerle, seks sinemalarıyla, striptiz barlarıyla, seks oyuncağı satan dükkanlarla ve benzeri mekanlarla dolu. Ayrıca dünyanın her yerinde ruhsat gerektirecek olan silahlar Reeperbahn’da sıradan bakkallarda satılıyor.

“Bana oradan iki ekmek, 500 gr. kaşar, mısır unu ve bir samuray kılıcı.”

 

FC St. Pauli: Sex, Drugs, Rock ‘n Roll and Football isimli yazımla, bu – bana göre – oldukça ilgi çekici ve karizmatik camiaya yüzeysel ve vasat bir giriş yapmış olduk. Bu yazıyla ise derinleşeceğiz. St. Pauli hakkında bilinmeyenlere dalacağız. Çünkü bir Trabzonsporlu olarak St. Pauli’nin kulüp politikasını ve duruşunu incelemeli ve birçok konuda örnek almalıyız diye düşünüyorum.

St. Pauli’nin kuruluşu armada 1910 diye geçse de 1907’ye dayanıyor. Hamburg St. Pauli TV adındaki, bugün hâlâ faal olan jimnastik kulübü 1907 yılında bir futbol şubesi açtı. Fakat üç yıl boyunca bu şube daha çok bir mahalle takımı statüsündeydi. 1910 yılında ise futbol federasyonuna dahil oldu ve 1924 yılında Hamburg St. Pauli TV’den ayrılarak FC St. Pauli’yi resmen kurdu.

Saat yedi gibi evden çıkar, Benjamin ile buluşur, yavaş yavaş okulun yolunu tutardık. En yakın arkadaşımdı o benim, Alman dilini çok iyi bilmememe rağmen, beni olduğum gibi kabul eden, bazı kelimeleri yanlış telaffuz ettiğimde, içten bir gülümsemeyle beni düzelten arkadaşımdı Benjamin. Benjamin'in böyle olmasının belki de en belirgin nedeni eğitimli bir aileden geliyor olmasıydı ve Türkiye'yi bilen, Türkleri seven bir anne-babanın evladı olmasıydı. 


Aramızda hiç kimse yoktu ama bazen de sanki var gibiydi. Bir sır perdesi vardı aramızda. Bilinmeyen, dile getirilmeyen. Söylenilmeyen. 

Paraná nehri ( Rio Parana) Güney Amerika’nın, Amazon nehrinden sonraki en büyük akarsuyudur. Orta Brezilya’dan doğar, Güney’e doğru yol alır, Arjantin topraklarına ulaşır, sonrasında Uruguay nehri (Rio Uruguay) ile birleşerek, Atlas Okyanusu kıyısında Rio de Plata halicini oluşturur.

Güney Amerika’nın bu bereket abidesinin bir yansıması şu sıralar Dünya Futbolu’nu da etkisi altına almış durumda. Arjantinli Messi, Brezilyalı Neymar ve Uruguaylı Suarez’in oluşturduğu ve en az Rio de Plata halici kadar ihtişamlı hücum hattı bu sene Barcelona forması ile bütün büyük kupalara aday durumda.

Öldükten sonra unutulmamak isterseniz, ya okunmaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yapın. – Benjamin Franklin

İlk kez katıldığı Dünya Kupasında Senegal’i çeyrek finale taşıması değildi aslında onun yazılmaya değer şeyleri. Kupa öncesi ve sonrasında yaşadıkları ve yaşattıklarıyla herkesin yüzünde tebessüm bırakan Bruno Metsu’nun, yazılmaya değer çok daha değerli şeyleri vardı.

Traxtor taraftarının Türkiye’ye olan ilgisini önceki iki bölümde yazmıştım. Bu bağlamda daha derine inersek, Traxtor taraftarının Galatasaray takımına oldukça ilgisi var. Bunun en büyük sebebi ise 2000’de alınan UEFA Kupası. 

Traxtor, İran Futbol Federasyonu'nda neredeyse her maç ceza alma rekorunu da elinde tutmaktadır. Stadyumda açtıkları pankartlar, televizyonlar tarafından asla gösterilmez (Trabzon?). Tezahürat yaptıkları esnada televizyon kanalları sesi kısarlar ve her tezahürattan ceza alırlar.

Her maç başında aşağıdaki tezahüratı dakikalarca söylerler;

FC Traxtor, İran işgali altındaki Güney Azerbaycan’ın Tebriz kentinde Iran Tractor Manufacturing Company’nin desteğiyle 1970 yılında kuruldu. Kurulduğu günden bugüne İran’da yaşayan Azeri Türklerinin kendini haykırışı olan FC Traxtor, futbolun sadece futbol olmadığını kanıtlayan kulüplerden birisi. 

Sayfa 22 / 25