Dünya Futbolu (187)

Traxtor, İran Futbol Federasyonu'nda neredeyse her maç ceza alma rekorunu da elinde tutmaktadır. Stadyumda açtıkları pankartlar, televizyonlar tarafından asla gösterilmez (Trabzon?). Tezahürat yaptıkları esnada televizyon kanalları sesi kısarlar ve her tezahürattan ceza alırlar.

Her maç başında aşağıdaki tezahüratı dakikalarca söylerler;

FC Traxtor, İran işgali altındaki Güney Azerbaycan’ın Tebriz kentinde Iran Tractor Manufacturing Company’nin desteğiyle 1970 yılında kuruldu. Kurulduğu günden bugüne İran’da yaşayan Azeri Türklerinin kendini haykırışı olan FC Traxtor, futbolun sadece futbol olmadığını kanıtlayan kulüplerden birisi. 

Juventus…

İtalya ve Dünya futbolunun en köklü kulüplerinden biri…Kulüp tarihi, başarıları, efsaneleri vb. konulara bu yazıda girmeye gerek görmüyorum. Zaten ortalama bir futbol izleyicisi Juve hakkında epeyce şey biliyordur. Ancak küçük bir not vermemde bir sakınca yoktur sanırım.

 

"Zebralar Uefa’nın düzenlemiş olduğu organizasyonların tümünde şampiyonluk yaşamış olan dünyadaki tek takımdır" Bugüne kadar Seri A'da 28 (Federasyonun kayıtlarında 27) şampiyonluğu bulunan Juve için tarih 2006 öncesi ve 2006 sonrası şeklinde ikiye ayrılıyor gibi ve hikaye de burada başlıyor…

Deportivo’nun ülkemizde hayran kitlesi özellikle 90’ların ortalarından itibaren futbolu derinlemesine anlamaya başlamış insanlar arasında oldukça fazladır. Bu zamanlar Deportivo’nun podyuma çıkışına denk gelmesinin yanında mavilerin Türklükle de övünmeleri futbol dünyamıza yeni bir renk getirdi.

23 sene öncesiydi. Müthiş jenerasyon ilk adımını atmıştı. İtalya’nın savunmadaki ünü tüm dünyada bilinir, savunma onlardan sorulur denirdi. Çünkü İtalyan savunma sanayinin tüm silahlarını kullanabilecek kapasiteye sahip oyuncular yetiştirdiler. Ama gel gelelim İtalyan kulüplerini ve milli takımı taşıyan o müthiş yılların jenerasyonu bitti sayılır. Artık son dönemleri yaşanıyor. Kulüpler artık oyuncu çıkaramıyor.

"Futbol bir sanattır".  Bu cümleyi her futbol sohbetlerinde duyarız. Klasikleşmiştir artık. Ancak şu var. Futbol bir sanatsa doğuştan mı sanattı ? Böyle mi doğdu ? Böyle doğmuşsa bile bu sanatı daha iyi seviyelere getirenler olmadı mı ? Schuster’in 1960 sanatıyla 2000’lerin sanatı arasında fark yok mu ? Şimdi izliyoruz. Seyrine doyum olmaz futbolcular, taktik dehasına hayran kaldığımız hocalar, göze hoş gelen oyunlar. 

Celtic ‘in efsane futbolcusu John Kelly Deans otobiyografisinde “o büyük bir müzisyen olmasaydı, çok önemli bir futbolcu ya da antrenör olarak futbola hizmet etmesi sürpriz olmazdı” diyor Nesta Robert "Bob" Marley için. Top, gitar, ot ve aşk. Sanırım herkesin birbirine pas attığı bir dünya hayal ediyordu Bob Marley.  Çocukluğunda Nesta (ilk ismi), hava kararana kadar dışarıda arkadaşlarıyla top koştururdu çoğumuz gibi. Muhtemelen eve geç geldiği için annesi Cedella'dan yediği dayağın da haddi hesabı yoktur.

Güzel bir Avrupa Şampiyonası geride bıraktık bu sene, kimi zaman can sıkıcı maçları izlemek zorunda kalsak da, final yaklaştıkça heyecan da arttı ve sonunda birçoğunun tahmin ettiği gibi İspanya kupayı müzesine götürdü. 

Bu güzel organizasyonun buraya kadar gelmesinde emeği geçenleri de tebrik edenler oldu elbette ve tebrikleri en çok kabul eden şahıs tartışmasız Grigori Surkis olmuştu. Ukrayna Futbol Federasyonu Başkanı Grigori Surkis, aynı zamanda UEFA İcra Kurulu üyesi ve Platini'nin yakın dostu, zengin bir işadamı. Gelin biraz mazisine inelim ve tanıyalım bu şahsı. 

Sayfa 22 / 24