Hasta la victoria siempre - Zafere Kadar Daima

Eduardo Galeano yazmış olduğu “Gölgede ve Güneşte Futbol” kitabını Calella de la Costa'da karşılaştığı çocuklara ithaf etmiştir. Nedeni ise futbol oynamaktan dönen çocukların dillerindeki “yensek de, yenilsek de, değişmez eğlencemiz futbol” şarkısıdır.

Futbol her insanın çocukluk anılarında güzel izler bırakmıştır, tıpkı Galeano’nun karşılaştığı çocukların hayatında bıraktığı gibi. Çocukluk yıllarında mahallede arkadaşlarla ilk iletişim genelde futbol yoluyla kurulur. Çoğunlukla en küçük çocuğun akıbetidir kaleye geçmek ve yalnızdırlar o kalede. Maç sırasındaki yalnızlıkları onları daha çok düşünmeye iter. Kimisi hep kaleden çıkıp gol atacağı anın hayalini kurarken, kimisinin hayali ise dünyayı değiştirecek boyuttadır.

Hepimiz Arjantinli doktorun bir ülkenin kaderini nasıl değiştirdiğini biliriz. Çocukluğunda astım hastalığı nedeniyle ilacını yanında bulundurabileceği bir pozisyonu seçer futboldan uzak kalmamak için. Motosikletle çıktığı Latin Amerika yolculuğunda da yine yolu futbolla kesişir ve ardından tüm dünya tanır o doktoru.

Sunay AKIN bir kitabında şöyle anlatmıştır o doktorun hikayesini;

Gezgin bir delikanlı bir arkadaşıyla dünyayı gezerken annesine bir kart atıyor. Annesini de çok seviyor. Nerede olduğunu yazdıktan sonra "Anneciğim" diyor kartta "Paramız bitiyor, önümüzde bir liman kenti var, bir hafta sonra o limandan kalkan bir gemiyle geri döneceğim". Annesi, oğlu gelecek diye çok mutlu oluyor. Bir hafta sonra, oğlu yerine gene postacı kart getiriyor. Annesinin açtığı kartta delikanlı neden geç kaldığını anlatıyor "Anne, o liman kentine geldim ama burada bir futbol turnuvası vardı. Arkadaşımla ben varoşlardaki çocuklarla beraber bir takım kurduk. Kazanana çok büyük bir para ödülü veriyorlardı. Finale çıktık, arkadaşım golü attı, 1-0 öne geçtik. Son dakikada hakem bizim aleyhimize penaltı verdi. Ben kaleciydim anne. Ve oğlun o penaltıyı kurtardı. Bizi bekleme, gelmiyoruz!" O penaltı gol olsaydı delikanlı geri dönecekti. Ama geri dönmeyerek dünyayı değiştirecek insanlarla tanıştı. O delikanlının adı Ernesto Che Guevara'ydı. Latin Amerika'nın direnişi bir penaltıyla başladı.

Aslında Küba futbolunu yazacaktım, ama Che Guevara’ya değinmeden yazmak istemedim.

Küba futbolu hakkında ne biliyorsun diye sormuştum iş arkadaşım Göker’e, bana “Küba’da futbol mu var” diye cevap vermişti. Haklıydı hangimiz Küba denince yanına futbolu koyar ki? Ama dünyanın her yerinde olduğu gibi Küba’da da futbol vardı.

1959 Yılında Küba devrimi gerçekleştiğinde her alanda Amerikan etkisinden kurtulmak için çalışmalar başlamıştı. Özellikle spor alanında ülkede yaygın olan Beyzbol yerine futbolun geniş kitlelere ulaşması için çalışılıyordu.


Havana / 1960 Fidel Castro futbol oynarken. Fotoğraf: Corbis Betmann

Tabi ki bu çalışmalar meyvesini öyle hızlı vermiyordu. Ülkenin yeni yönetim şekli sebebiyle dünyadan izole olmuş durumu bunun en büyük sebebiydi.

1970 yılında Panama’da düzenlenecek “Orta Amerika ve Karayipler Oyunları” öncesinde Küba milli takımı bir hazırlık kampı planladı, bu hazırlık kampının en büyük sıkıntısı ise nerede yapılacağı konusuydu, çünkü birçok ülkenin kapıları Küba’ya kapalıydı. 1969 yılında takımın başına gelen yabancı Teknik Direktör Kuzey Koreli Kim Yong-Ha bu kampın ülkesinde yapılabileceğini söyledi ve Küba Milli Takımı tam 7800 km uzaklıktaki Kuzey Kore’ye kamp için gitti.

27 kişilik bir kadro için bu kısa macera oldukça zorlu geçti. Birçok oyuncu Küba’dan daha önce hiç ayrılmamış, Karayiplerin tropik ikliminden başka hiçbir iklim ile tanışmamıştı. Takım 6 ay boyunca fiziksel hazırlık ve yoğun diyet programına tabi tutuldu. Evet Küba Milli Takımı’nın Kuzey Kore kampı tam 6 ay sürmüştü.

Kamp beklenildiği gibi iyi başlamadı. Evden uzaklık ve kültür şoku futbolcuları kötü etkiledi. 3 oyuncu eve geri dönmek zorunda kaldı. Sağ bek Rafael Rodriguez Arguelles gribe yakalandıktan sonra, Forvet Jorge Masso bacağını kırdıktan sonra ameliyat süreçleri için geri döndü. En ciddisi ise kaptan Gregorio “Goyo” Dalmau’nun sinir krizi geçirip evine dönmesiydi.

Kamp tüm bu aksaklıklara rağmen devam ediyordu ve Küba Milli Takımı Kuzey Kore içerisinde birçok takımla maç yapıp hazırlıklarına devam etti. Kampın belki de en ilginç olayı Küba Milli Takımı evine dönmeden önce yaşandı; bir akşam çalan sirenlerle yataklarından fırlayan Kübalı futbolcular köylülerle beraber yeraltı sığınaklarına girmek zorunda kaldılar, çünkü Amerikan B-52 bombardıman uçakları üstlerinde uçmaya başlamıştı. Bu tehlikeyi de atlattıktan sonra turnuva için Panama’nın yolunu tutacaklardı.

Turnuvanın ilk maçında Kolombiya’ya karşı 2-1’lik bir mağlubiyet aldıktan sonra her şey değişti, önce 3-0 geriye düştükleri maçta Panamayı 4-3 ardından grubun son maçında Nikaragua’yı 4-0 yenerek yollarına emin adımlarla devam ettiler. Finale gelindiğinde rakipleri Hollanda Antilleriydi ve 2-0’lık skorla maçı kazanıp turnuvayı şampiyon olarak bitirdiler.

Artık Küba futbolu için yeni bir çağ başlıyordu. Panamadaki turnuvadan sonra ülkesine dönen teknik direktör Kim Yong’un yerine takımın başına Sergio Pedron Moreno geçecekti ve ertesi yıl Kolombiya’da düzenlenen Pan-Amerikan oyunlarında Küba Milli Takımı üçüncülük koltuğuna oturacaktı.

Moreno önderliğinde 1974 ve 1978 Orta Amerika ve Karayipler Oyunlarında şampiyon olan Küba, önce 1976 yılında da Montreal’de düzenlenen olimpiyatlara katıldı, burada 3 takımlı grupta önce Polonya ile 0-0 berabere kalıp ardından İran’a 1-0 yenilerek elendi, ardından katıldığı 1980 olimpiyatlarında ise çeyrek finalde Çek Cumhuriyetine elenerek kupaya veda etti.

1986 yılında bir kez daha Orta Amerika ve Karayipler Oyunlarında şampiyon olan Küba ardından düşüşe geçti. Bugün 3 futbolcusu ülke dışında top koşturmakta ve geçmiş yıllardaki başarıları yakalamak için mücadelelerine devam etmekteler.

İlerleyen yıllarda futbolda adlarından çok daha fazla söz ettirirler mi bilinmez, aslında kaderlerini değiştiren Ernesto Che Guevara’nın bir futbol maçı sonrasında bu yola girdiğini bilseler futbola daha fazla ilgi gösterirler diye düşünüyorum.

Sizleri 2014 yılında Gabriel Uchida tarafından çekilmiş Küba’da futbola olan ilgiyi gösteren fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.