Adriano | Kendine İhanet Eden Adam

Adriano 17 Şubat 1982 yılında Rio de Janer­io’nun dışında yer alan Vila de Cru­zerio’da dünyaya geldi. Bu bölge fakirlik ve ciddi sosyal problemlerin yaşandığı bir yerdi. Böyle bir yerde futbolla tanıştı Adriano. ‘’Mahallede çoğu zaman sıkıştırılmış selo bant­larından yaptığımız topla futbol oynardık, tekniğimiz de böyle gelişmişti. Tek eğlencemiz futboldu, ama kimsenin böyle bir ortamda büyümesini istemem’’ diyordu Adriano.

Adriano profesyonel kariyerine alt yapısında da oynadığı, Brezilya’nın en popüler ve en sevilen takımı Flamengo’da başladı. İlk sezonda 19 maç, 7 gollük bir performans sergiledi. Bu başarılı performansı sayesinde ilk kez 15 Kasım 2000’de Kolombiya karşısında, Sao Paulo’da milli formayı giyiyordu. İnter, Adriano’nun potansiyeline inanarak Flamengo’ya 7 mily­on Euro ödeyerek onu transfer ediyordu. Adriano 20 yaşında geldiği İnter’de Ronaldo, Vieri, Recoba ve Kallon ile rekabete girecekti. Sezon başı hazırlık maçında Santiago Barnebau’da frikikten, o zamanlar daha toy olan, Casillas’a kapattığı köşeden gol atan Adriano, birden bire konuşulmaya başlanmıştı; belli ki o golün hatrına mı ne İnter onu kiralamayıp 2001/02 sezonuna ona şans vererek başlamayı düşünmüştü. O sezonun devre arasına kadar 8 lig, 1 İtalya Kupası ve 5 Avrupa Kupası olmak üzere toplamda 14 maçta 1 gol atmıştı Adriano. Başkan Moratti oyuncuyu ka­barık İnter kadrosunda bekletmek yerine sezon başı düşündüğü, fakat yapmadığı kiralama tercihine gitmişti. O dönemde pek iyi bir durumda olmayan Fiorenti­na’ya kiralanmıştı. Mancini önderliğinde­ki Fiorentina’da Mijatoviç, Di Livio, Nuno Gomes ve E.Chiesa ile beraber oynadı. 15 maçta attığı 6 gol Fiorentina’nın kümede kalmasına yetmiyordu. Fiorenti­na için kötü, Adriano için iyi bir sezondu 2001/02 sezonu.

2002/03 sezonu başlamadan İnter Adriano’nun bonser­visinin yarısını Parma’ya satmıştı, fakat anlaşmada Brezilya’lı yıldızı istediği fiyata geri alabileceği maddesi de yer alıyordu. Sezona Prandelli’nin Parma’sında başlayan Adriano hucum hattında Adrian Mutu ile beraber Parma’yı Serie A beşinciliğine taşıyordu. Takımda ayrıca Frey, Nakata, Bonera ve Ferrari gibi dikkat çekici isimler de bulunuyordu. Prandelli’nin hücumcu Parma’sında 28 lig maçında 15 gol atarak dikkatleri üzerine çekiyordu Adriano. Hücumda partneri olan Mutu ise sezonu 18 golle tamamlamıştı. Bir nevi 90’ların efsanevi Parma’sından esintiler sunuyordu Prandelli’nin 2000 model Adriano’lu Par­ma’sı

 

Güzel bir sezonun ardından Adriano’ya bir güzel haber de Brezilya Milli Futbol Takımından geliyordu. 2003 Konfeder­asyon kupası kadrosuna dahil edilmişti Adriano. Şenol Güneş yönetimindeki Türkiye Milli Futbol Takımımız da turnuvada aynı grupta yer alıyordu Brezilya ile. Adriano gurubun ikinci maçında Amerika’yı 1-0 yendikleri maçın golünü atıyordu. Grubun son maçında Türkiye ile 2-2 berabere kalan Brezilya’nın ilk golünü atan Adriano, Brezilya’yı gruptan elenmekten kur­taramıyordu. Nostalji yapmak, eski yılları hatırlamak güzeldir deyip Brezilya’nın diğer golünü Alex De Souza’nın, bizim goller­imizi ise Gökdeniz ve Okan Yılmaz’ın attığını da anımsatalım. O turnuvada genç kadroyla Şenol Güneş’li Türkiye, ev sahibi Fransa’ya 3-2 yenilerek finale kalamayıp üçüncü oluyordu.

2003/04 sezonunda Parma forması altında oynadığı 9 maçta 8 gol atan Adriano’nun bu performansından sonra; İnter, Parma’nın oyuncu üzerindeki hissesini geri satın aldı. ‘’Parma’da oynamaya alışmıştım ve sezon sonuna kadar kalmak isterdim. Takım yönetimi ve oyuncular ile ilişkim iyiydi. Zaten iki takımın birden bonservisime sahip olması hoş bir durum değildi. Parma yıllarım çok mutlu geçti. Asıl olarak o takımda piştim. Orta sıra takımında oynadığınızda tüm fırsatları değer­lendirmek zorundasınız. Büyük takımda bulacağınız olanaklar orada yok.” diyordu Adriano. O sezonun devre arasından sonra İnter’de devam eden Adriano, 16 maçta 9 gol atarak sezonu tamamlıyordu. Toplamda sezonu 25 maçta attığı 16 golle tamamlamıştı Adriano. Sezon bitiminde Peru’da oynanacak Copa Amerika kadrosuna girmişti. Grubun ikinci maçında Kosta Rika’ya karşı hat-trick yapıyordu. Çeyrek finalde Meksi­ka’ya 2, yarı finalde Uruguay’a 1 gol atan Adriano, Brezilya ile finale çıkıyordu. Finalde karşılaşacakları takım ise ezeli rakipleri Arjantin’di. Maç 2-1 Arjantin’in üstünlüğüyle bitecek sanılırken Adriano sağ çaprazdan içeri kat ederek rakip oyuncuların tüm müdahalelerine rağmen devrilmeyip, sol ayağıyla 90+3’de, ceza sahası dışından çok güzle bir gol atıyordu. Brezilyalı spik­er mikrofon başında kendinden geçerek ‘’Capricha Adriano, olha o empate’’ diye bağırarak sesini Peru’dan Brezilya’ya duyurmaya çalışıyordu. Finali penaltılar­la 4-2 kazanan Brezilya Copa Amerika şampiyonu oluyordu. Adriano turnuvanın hem gol kralı hem de en değerli oyuncusu ödülünü alıyordu…

 

2004/05 Serie A sezonunda İnter’in başına R.Mancini gelmişti. Adriano’nun yeteneklerini, Fiorentina’da hocalık zamanından çok iyi biliyordu. Adriano, İnter’de ilk tam se­zonunu geçirmeye hazırdı. Ligde 30 maç 16 gol, İtalya kupasın­da 3 maç 2 gol ve Avrupa kupalarında 9 maç 10 golle, toplamda 42 maçta 28 golle sezonu tamamlıyordu. Bütün dünya Adria­no’nun dripling sonrası mesafe tanımaksızın çektiği şutları ve bir bizonu kıskandıracak gücünü konuşuyordu.

 

İnter taraftarları Guiseppe Meazza’da Adriano’nun klonlan­ması için pankart açıyordu. Adriano efsane Vieri’nin de pabucunu dama atmıştı ve onun hakkında ‘’Vieri futbolda her şeyi yaşamış kaliteli bir oyuncu. Benim gibi bir gencin destek alabileceği bir kişi. Beni en çok etkileyen yanı kale önündeki isabet oranı, umarım onun düzeyine ulaşırım’’ diyordu. Adriano için o dönem hocası Mancini ‘’Adriano’yu dünyanın en iyi 3 forveti arasına koyarım. Shevchenko bir­inci, ikinci sıra Henry ve Adriano arasında paylaştırılabilir. Ronaldinho gibi bir oyuncu bu tarz golcü forvetler arasında değer­lendirilmezse daha doğru olur. Adriano bize göre sofistike bir silah, onunla birlikte diğerleri standartın altında bile oynasa neredeyse hep kazanıyoruz’’diyordu. Adri­ano o sene kariyerinin ilk kulüp kupasını kazanıyordu. Kupada attığı iki golün ikisini de, iki maçlık finalde Roma’ya karşı atmıştı. İtalya kupasının kazanılmasında başrolü oynuyordu. Şampiyonlar Ligi’nde Porto’ya attığı 3 gol ve Mestella’da Caneria’yı yumruk­laması konuşulmuştu. Adriano o olaydan sonra ‘’yaşananlar hoş değildi ve bundan gurur duymuy­orum. Bu şekilde tepki verme­meliydim. Caneria hatalı olsa da ben aynı hatayı yapmamalıydım. Takım arkadaşlarımdan özür diliyorum’’ diyordu. Bir şekilde günah çıkarmıştı Adriano, bu açıklamasıyla. O sene Adriano için belki de en övgü dolu ve ilginç açıkla­mayı Claudio Ranieri yapıyordu ‘’Adriano’yu durdurabilmenin tek yolu stadyum ışıklarını kapatmak. Bence bir yıl içerisinde dünyanın en iyi golcüsü olacak’’ diyordu Adriano için. FİFA’da o sene Adriano’yu yılın oyuncusu listesinde 6.sıraya koyuy­ordu.

Adriano için yine fazla mesaili bir yaz dönemi gelmişti. Bu sefer ki mesai Al­manya’da oynanacak olan Konfederasyon kupası idi. Grup karşılaşmasında Yunani­stan filelerini havalandıran Adriano yarı finalde Almanya’ya 2, finalde ezeli rakip Arjantin’e de aynı şekilde 2 gol atıyordu. Brezilya Copa Amerika finalinde yendiği rakibini bu sefer rahat ve ezici bir oyu­nla 4-1 ile geçerek turnuvada şampiyon oluyordu. Adriano hem en skorer hem  de en değerli oyuncu seçiliyordu turnuvada. Adriano’yu tabir-i caizse kimse durdura­mıyordu.

2005/06 sezonuna bu moralle giren Adriano için, bu yıl karmaşık bir şekilde geçti diyebiliriz. Beklentilerin altında

geçen bir sezonda 30 maç 12 gollük bir performans sergiledi, diğer kategorileri de eklersek toplamda 47 maç 18 golle kapattı sezonu. Yüksek sükseyle girilen bir sezonda hayal kırıklığı yaratan bir per­formans… Bu sezonda yine İtalya Kupası zaferini yaşadı. Ligi normalde ikinci bitiren İnter, Calciopoli skandalı sonrası Juven­tus’un küme düşmesi sonucu şampiyon ilan ediliyordu. Bu da Adriano’nun ilk lig şampiyonluğu demekti. Kulüp kariyeri açısından güzel bir sezon; fakat şahsi kariyeri açısından kötü geçen bir sezona, bir darbe de İtalya’da potansiyeli doğrul­tusunda hayal kırıklığı yaratan futbolcular verilen Altın Bidon ödülüne layık görülme­siydi. Müthiş geçen bir önceki sezondan sonra bu ödül çok acı olmuştur Adriano için. Bu, toplara 130 km hızla vuran ve 50 cm yükseğe sıçrayabilen bir oyuncu için ilk hayal kırıklığı olmayacaktı…

Kötü geçen bir sezonu Almanya’da oynanacak başarılı bir Dünya Kupası performansı unutturabilirdi. Brezilya son şampiyon apoleti ile kupaya hiç olmadığı kadar favori geliyordu. Ronaldo-Adria­no-Ronaldinho-Kaka’lı takım 1982’nin ef­sane Brezilya takımı ile karşılaştırılıyordu. Grupta Avustralya ve ikinci turda Gana’ya birer gol atan Adriano, çeyrek finalde Brezilya’nın Fransa’ya yenilmesine engel olamıyordu. Parreira’nın 4-2-2-2’den boz­ma 4-2-4’ü turnuvada başarılı olamıyordu.

 

2006/07 sezonunda hayal kırıklığı yaratarak 23 maç 5 gollük bir performans sergilemişti. İnter o sezon, Juventus’un yokluğu, Milan’ın eksi puanla başlaması avantajını kullanarak rahatça şampiyon olmuştu. Adriano’nun şampiyonlukta direk bir katkısı yoktu, katkının çoğu artık İbrahimoviç’indi. Bu sezonda İtalyan­lar tarafından Altın Bidon ödülüne layık görülüyordu Adriano.

Adriano’nun bu düşüsü memleket topraklarına kadar ulaşmıştı. Sabah ve Fotomaç gazeteleri Adriano’yu devamlı İstanbul takımlarına transfer ediyordu. Adriano için Fotomaç’ın manşetine düşmek 2 Altın Bidon ödülün­den daha kötü olsa gerek…

Adriano için burdan sonrası sonun başlangıcı gibiydi artık. Moratti’nin ken­dine gelmesi için Sao Paulo’ya yolladığı Adriano, alkol problemleri, gece hayatı, 11 kez gelmediği antremanlar ve eyalet liginde gördüğü kırmızı kartlar ile gün­deme geliyordu. Aslında o haliyle Eyalet ligi ve Libertadores Kupasında toplamda 28 maçta 17 gol atıyordu. İnter kendisine son bir şans vererek 2008/09 yılına onunla birlikte başlıyordu, ancak yeniden hayal kırıklığı şeklinde geçen bir sezonda daha fazla dayanamayarak sözleşmesini fesh ediyordu 2009 Mart’ında İnter. Sonrasında Flamengo ile sözleşme imzaladı Adriano. Hocası Cuca ile İnternacional ve Sao Paulo’nun önünde şampiyon oluyordu Flamengo. O sezonda sorunlar yu­mağı şeklinde geçti. Sevgilisi yüzün­den kayboldu, haberleriyle geçen bir sezonda 30 maçta 19 gollük bir performans ve ardı ardına gelen en iyi golcü-en iyi oyuncu ve gol kralı ödülleri. Adriano’nun yarım şarzlık hali Brezilya’da iş görüyordu adeta..

Filmin sonuna yaklaşırken Roma transferi, kopan aşil tendonu, bir altın bidon ödülü daha ve sıfır çekilen bir sezon. Kariyer basamaklarını hızla ve emin adımlarla çıktı ancak aynı hızda yuvarlanarak aşağı iniyordu. İyice kilo almış ve alkollü halleri magazin basınının manşetlerini süslüyordu.

 

 

 

Böyles­ine muhteşem bir yeteneğin bu şekilde kaybolması futbolseverleri kahrediyor­du adeta. Eski futbolcu ve Adriano’nun menajeri olan Gilmar Rinaldi onun için; ‘’ Adriano’nun bir çok problemi vardı birde bunlara gece hayatı ve alkolde eklenince o muhteşem formunu ve vücudunu kilo alarak mahvetti” diyordu.

Adriano kulüp kariyeri boyunca 369 maçta 168 gol. Milli takım kariyerinde de 48 maçta 27 gol atarak futbol tarihinde yerini almıştır.

Damaklarda güzel bir tat, zihnimizde güzel bir anı olarak hatırlanacak Adriano. Süpersonik şutları, Pro Evolotion Soccer’da onun sol ayağı sayesinde bize maç kazan­dıran yeteneği, Arjantin’e attığı golleri hep mutlulukla hatırlanacak…