Srebrenitsa Gazisi, Cezayir Menekşesi | Vahid Halilodzic

İspanyol yazar Juan Goytisolo Bosna Savaşı için şöyle der ;

"Bosna Savaşı, insanın yapabilecekleri hakkında en iyiyi ve en kötüyü gösteren eşsiz bir bilgi kaynağıdır..."

Halilhodzic, 1952 yılında  Bosna kenti Jablanica’da dünyaya geldiğinde 16 yaşında evinden ayrılacağını, kendisinin deyimiyle ‘’ Mostar'ın en zengin adamıyken, meteliksiz kalacağını’’ ve  ilerde başına gelecekleri tahmin dahi edemezdi. Hayatının baharında futbolculuk için Mostar’ın yolunu tuttuğunda kendisine göre  ‘futboldan başka hiçbir şey yapamaz’ haldeydi. 19 yaşına ayak bastığında Velez Mostar’ın futbolcusuydu ve 16 yıl sürecek hikâye böyle  başlamıştı…

 

1995 Yılı, Bosnalı müslümanlar için hayatlarının en zor ve en acılı yılı olarak bilinir… Her Bosnalının yüzünde bugün bile 1995 yılının bıraktığı izler görülür. Vahid Halilhodzic de bu izleri taşıyan Bosnalı müslümanlardan biridir. Boşnak hoca, Bosna Savaşı’nda bacağına isabet eden bir Sırp kurşunu sonucu korkusunu kaybetmişti, kısa bir süre sonra da tüm ailesini ve varlığını…

 

Futbolculuk kariyerindeki başarılarından dolayı otoriteler tarafından Fransa futbolunun gelmiş geçmiş en iyi yabancı futbolcularından biri olarak kabul edilen Halilhodzic, buna rağmen Yugoslavya Milli Takımı’nın formasını sadece 15 kez terletti. Ülkesinin, 1982 Dünya Kupası kadrosuna alınmasına rağmen kendisinden daha genç bir futbolcu yüzünden forma şansı bulamadı... O futbolcu Türkiye'nin yakından tanıdığı bir isim; Şu sıralarda Alanyaspor’u çalıştıran Saffet Susic...Halilhodzic,belki de meslektaşı Saffet Susic yüzünden daha büyük bir futbolcu olamadı.

 

Futbolculuk sonrası teknik adamlığa soyunan ‘’Gerilla’’ lakaplı Boşnak hoca, futbolculuk kariyerinde olduğu gibi  teknik direktörlüğünde de başarılı günler geçirdi. Dünya devi PSG ile zirveye çıkmaya çok yaklaşmıştı fakat 2005 yılında yaşadığı sorunlar nedeniyle  kendisinin deyimiyle ‘’Fransa'dan kaçarak'' Trabzon'a geldi… Paris'ten Trabzon'a geldiği için elbette ki burada da bazı sorunlarla karşılaşacaktı. Bunun bilincindeydi fakat Boşnak Vahid, Srebrenitsa katliamı sonrası bambaşka bir adam olmuştu. Trabzonspor’a imza attıktan kısa süre sonra takıma genç bir stoper kazandıran ‘’Vaha’’lakaplı hoca,o genç stoperi takıma kazandırarak geçmişte yaşadığı olayların üzerine bir sünger çekiyordu. O stoper, Sırp Milan Stepanov’dan başkası değildi. Stepanov, Trabzonspora imza attığında Vahid Halilhodzic, belki de Bosna lideri Aliya İzzetbegovic gibi düşünüyordu ;

 

‘’Bu adil bir barış olmayabilir fakat süren bir savaştan daha iyidir. Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna'nın özünü de zedeliyor. Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın.’’

 

Sırp Stoper Stepanov ise İmza töreninde şu sözleri söylüyordu ;

‘’Kendisinin Fransa'da gerek oyuncu gerekse teknik adam olarak büyük bir saygınlığı var. Taktiksel anlamdaki bilgisi sebebiyle büyük bir otorite olarak kabul ediliyor. Onun burada olması benim kararımı da etkiledi.’’

 

2015 yılında Bosna Hersek’in Sarajevo takımına transfer olan Stepanov Türk muhabirlerin sorularını yanıtlarken, Vahid Halilhodzic’e teşekkür etmeyi ihmal etmiyordu.

"Halilhodzic neredeyse her antrenmanın ardından benimle ek çalışmalar yapardı.  İyi ve kötü günlerimiz oldu ama ona teşekkür borçluyum. İlk yurt dışı tecrübemde  bana destek olduğu ve bana yardım ettiği için ona çok teşekkür ederim" 

 

Trabzon macerası sadece yarım sezon süren tecrübeli hoca 2006 Mayıs’ında Trabzon'dan göz yaşları ile ayrılırken dönemin Başkan yardımcısı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu’na bir gün tekrar buraya geleceğine dair söz veriyordu.

 

Dede’nin Trabzon sonrası ilk macerası Fildişi Sahilleri Milli takımı oldu. Bu takımla 2 sezonda 17 maça çıkan Halilhodzic, takımını 2010 Dünya kupasına götürmeyi başarmasına ve 2 yıl süren Fildişi Sahilleri Takımı'nda yalnızca 2 yenilgi almasına rağmen ‘’siyasi’’ nedenler yüzünden görevinden uzaklaştırılıyordu. Halilhodzic, bu hareketi ‘’iğrençlik’’ olarak adlandırırken yeni gelen hükümetin kendisinden özür dileyeceğini tahmin dahi edemezdi.

 

Fildişi Sahilleri sonrasındaki durağı Hırvatistan’ın köklü takımlarından Dinamo Zagreb olan Bosnalı hoca, burada kariyerinin en rahat şampiyonluğunu kazandı. Zagreb, ligi 72 puanla lider olarak tamamlarken en yakın rakibi Hajduk Split’in yalnızca 55 puanı bulunuyordu. Zagreb’i çalıştırdığı sırada Mandzukic, Kovacic, Milan Badelj, Andrej Kramaric, Fatos Beqiraj gibi bugünün yıldızlarıyla unutulmaz zaferlere imza atan ‘’Vaha’’nın takımı aynı sezonun devre arasında Mandzukıc’in 7 Milyon Euro karşılığında takımdan ayrılmasına rağmen herhangi bir güç kaybı yaşamadan yoluna devam ediyordu. Deneyimli hocanın Hırvatistan sonraki durağı ise yine Afrika kıtası oluyordu.

 

Boşnak hoca, takvimler Haziran 2011’i gösterdiğinde, seneler önce ülkesi Bosna’ya  benzer bir soykırıma uğrayan Cezayir’e imza attı. Cezayir ile Dünya Kupası’na katılan Bosnalı teknik adam 2014 Dünya Kupası’nda Cezayir ile tarih yazarak gruptan çıkma başarısı gösterdi. Gruptan çıkma başarısı gösterdikleri Rusya maçı sonrası Vahid Hoca'nın gözünden sevinç gözyaşları damlamıştı, oysa 19 yıl önce aynı gözlerden acının gözyaşları damlamıştı. Halilodzic belki de 19 yıl sonra ilk kez ağlamıştı.

 

 

Cezayir, son 16 karşılaşmasında Almanya ile başa baş oynayıp uzatmalarda yediği goller sonrası mağlup olurken, turnuva sonrası Cezayir'e döndüklerinde Srebrenitsa gazisi Vahid, gerçek bir kahraman gibi karşılanıyordu.

 

69 yıl önce barut kokularının dört bir yana yayıldığı bu ülkede artık insanlar eski acılarını unutmuş, belki de hayatlarının en mutlu günlerini yaşıyordu. Sırpların, Bosna’da yaptıkları katliamda her şeyini kaybeden Vahid Halilhodzic, Fransızların Setif ve Guealma’da  45 bin kişinin ölümüne neden olan katliamı sonrası kendisi gibi her şeyini kaybeden insanlara hayatlarını geri vermişti. Vahid’i sadece Cezayirliler anlayabilirdi. Cezayirlileri de sadece Vahid anlayabilirdi.

 

Tüm dünya onun bu başarısını ve dev takımlara gideceğini konuşurken Boşnak Vahid, kariyerinin zirvesinde yıllar önce verdiği sözü tutarak, dönemin Cezayir Cumhurbaşkanı Buteflika’nın ve iddialara göre İtalyan devi Milan'ın teklifini reddederek Trabzon'a geliyordu. Vahid, 9 yıl öncesine göre daha tecrübeli ve daha da cesurdu, 2014 yılında Trabzon’a geri dönen kurt hoca, imza töreninde şu sözleri söylüyordu ;

 “İbrahim başkana yalan söylemezdim çünkü kendisine söz vermiştim. Birçok teklif aldığım doğru. Eğer başka yere gitmiş olsaydım vicdanım rahat olmayacaktı, çünkü yalan söylemiş olacaktım”

 

Türkiye macerası boyunca maçlara ön libero ile çıkan tecrübeli hoca, Türk basınına ve Türk taraftarlarına göre ''korkak’’ olarak adlandırılıyordu oysa Vahid, korkak değildi.. O Bosna'da kaybedebileceği her şeyi kaybetmişti. Duygularını, korkularını, ailesini, parasını ve hayatını... Vahid, sadece ‘’bir daha üzülmemek için önlem alıyordu. Fakat,Türk basınının bunu anlaması biraz zordu, çünkü hiç biri Vahid'in yaşadıklarını yaşamamıştı.

 

Bosna’daki acılarının dışında Vahid'in bir başka büyük sorunu daha vardı… Türk halkına göre fazla dobraydı.

Ekim 2014 'de 3-0 mağlup olunan Karabükspor karşılaşması sonrası, yedek kulübesinde hareketsiz bir şekilde oturup geleceğini düşünen Boşnak Hoca, dakikalar sonra ayağa kalkıp çalıştırdığı takımın taraftarının olduğu bölüme giderek tüm dobralığıyla onlardan özür diliyordu...

 

O güne kadar, bir teknik direktörün taraftarının yanına gidip özür dilemesi görülmemiş bir hareketti. Gecikmeli de olsa soyunma odasına giden kurt hoca, oyuncularına şu sözleri söylüyordu ;

 

 

‘’Bu bir defa olur, ikincisini görmek istemiyorum.  Trabzonspor'un beklentisi diğer kulüplere benzemez. Bunu kabul etmeyen oyuncularla yollarımıza devam etmeyeceğiz"

 

2006 yılında bir iç saha maçında bir taraftarın ''dede'' diye seslendiği gerilla Vahid Hoca, 2006 ve 2014  Trabzonspor'u için yanlış zamanda gelen doğru teknik direktördü. Tespitleri yerindeydi..

 

2014-2015 Sezonunda Trabzonspor’u 14 resmi karşılaşmada çalıştıran Vahid Halilhodiz, sadece 2 mağlubiyet almasına rağmen en hafif tabirle ‘’kovulmuştu.’’ Halilhodzic’in takımdan gönderilmesine saha sonuçları değil sivri dili neden olmuştu. Vahid her konuda son derece dobraydı. Konuşurken kitabın ortasını açardı. Halilhodzic ilk Rostov maçı öncesi düzenlediği basın toplantısında şunları söylemişti;

 "Gitmesi gereken, transfer edilmesi gerekenlerin listesini hazırladım. Kariyerim boyunca ilk defa karşılaşmadığım durumla karşılaştım. Gitmek istemeyen, gitmek için müthiş para isteyen oyuncular. Bu hassas durum beni şaşırttı. Maalesef benzer bir olay yüzünden Constant, UEFA listesine giremedi. Birkaç yabancı oyuncuyu bu yüzden sinirliyim. Kulübümüz çok iyi niyetli onlara davrandı. Son kuruşlarına kadar paralarını aldılar. Yabancı kontenjanı koz olarak şantaj olarak kullandılar. Trabzonspor'a gelen oyuncuların hem sporcu hem kişilik anlamında yeterince incelenmesi gerektiğini başkanımıza söyledim. Buraya maalesef hepsi para için geliyor. Bir tek giden oyuncularda Celustka adam gibi davrandı .Benden önce yapılan transferler, ben burada olsaydım yapılmazdı. Bunların da transfer olduğunu düşünmüyorum. Alt liglerden oyuncu alıp basına ‘’Şampiyonlar Liği’nde oynayacağız’’ şeklinde demeç verirseniz ,insanların size inanması için gayet naif olması gerekiyor…’’

 

Vahid hoca, 3-0 mağlup olunan Karabükspor karşılaşmasından bir gün sonra Ligtv'de Şansal Büyüka'nın sorularını tüm dobralığıyla yanıtlarken için'de yıllardır gizlediği ''savaş gerçeklerini'' de dışarı çıkartıyordu.

 

"Savaş döneminde çok zorluklarla karşı karşıya geldim. Hatta savaşta yaralandım. Bosna Hersek'te ben de savaşa katıldım. Kendi şehrime, vatanıma yardım ettim. Savaş esnasında bir gün evime geldiler ve beni öldürmek istediler. Tesadüfen evden çıkmıştım. Eve döndüğümde her şey yıkılmıştı. 42 yaşında her şeyimi kaybettim. Bir kot ve bir gömlek ile kaldım. O andan önce zengin bir kişiydim ama 42 yaşından sonra farklı bir hayata başladım. O yüzden benim bir şeyden korkum yok. Savaş esnasında binlerce kişiye yardım ettim. Arkadaşlarım sırf isimlerinden dolayı öldürüleceklerdi. Savaş sırasında ne yaptıysam çok gururluyum. Bunları gözden geçirdikten sonra her şeyi ayırt edebiliyorum. Hiç bir şeyden korkmuyorum."

 

 

 

 

2.Trabzonspor macerası da kısa süren Boşnak teknik adam, Mart 2015’den beri Uzakdoğu’da ,Japonya Milli Takımı’nın başında bulunuyor. Japonya Milli takımı ile 16 maçta 12 galibiyet ve yalnızca 1 mağlubiyet alan Halilhodzic şu sıralar Fildişi Sahilleri ve Cezayir’den sonra Japonya ile de Dünya Kupasına katılarak tarihe geçme hazırlıkları yapıyor….

 

Yazan : Furkan UZUN