Eleneni olmayan eleme maçı: Trabzonspor - Athletic Club

Athletic Club İspanya'nın, hatta belki de dünyanın en farklı takımlarından biri olarak bilinir. Kulüp kendisini Bask halkının ve Bask Bölgesi'nin milli takımı olarak gördüğü için kadrosunda sadece Bask asıllı futbolculara yer verir ve kurulduğu 1898 yılından 2008 yılına kadar geçen 110 yılda, bir milli takımdan beklendiği gibi, formasına reklam almamıştır.

110 yıllık bir süreden sonra 2008'de göğüs reklamı artık gelişen futbolun şartları nedeniyle kaçınılmaz olunca da bu özel kulüp yine tercihini bir Bask şirketten yana kullanmıştır. Katı transfer politikasını düşündüğümüzde Bilbao'ya dünyanın en başarılı takımı diyebiliriz belki. Tarihi boyunca İspanya vatandaşı olmayan üç futbolcu forma giydi Bilbao'da, fakat üçü de Bask asıllıydı.

Athletic Club birçok özelliği ile Trabzonspor'a benzemektedir. Trabzonspor da Bilbao gibi senelerce, sadece kendi bölgesinde doğan veya yetişen oyunculara şans verip onlarla şampiyonluklar kazanmış, kupalar kaldırmıştır. Senelerce bölgesinin dışındaki oyunculara kapılarını kapatan Trabzonspor'un kazandığı yedi lig şampiyonunun altısında yerli oyuncular ve yerli teknik ekibin imzası bulunur. Bordo-Mavili camia ‘’Bilbao’nun Türkiye bayiisi’’ olarak tanımlanmaktadır. Bu iki takımın bir diğer ortak özelliği ise ikisi de liginin güçlü takımları dışında  küme düşmeyen tek takım olmalarıdır

Bilbao ve Trabzonspor tüm bu ortak özellikleriyle beraber dört kez Avrupa kupalarında birbirlerine rakip oldular. 2004/05 sezonunda UEFA Kupası’nda eşleşen iki takım, sahadan birer kez galip ayrıldı. İlk maçı Hüseyin Avni Aker Stadyumu'ndaydı.  70. dakikada 3:0 önde olmasına rağmen yediği basit gollerle Trabzonspor  maçı 3:2 kazandı. Rövanş maçını 2:0 kazanan Ernesto Valverdeli Bilbao, Ziya Doğanlı Trabzonspor’u eleyerek San Mames’de tur atladı.

Yedi yıl sonra, 2011'e gelindiğinde ise bu iki takım birbirine yine rakip oldu ve üstelik yine bir UEFA Kupası karşılaşmasıydı. Bu sefer ilk maç San Mames’te oynanmıştı. Mücadeleyi 85 dakika boyuncu 10 kişi oynayan Trabzonspor, güçlü rakibine geçit vermiyor ve yedi yıl önceki turun rövanşını alacağına dair, taraftarına da umut veriyordu.

Rövanş maçı yaklaşmaktaydı ve Trabzonspor bu önemli maçı, önemli bir kararla İstanbul’da oynayacaktı. Maçın bir gün öncesiydi. İftar sonrası, sahura kadar zaman geçirmek ve arkadaşlarla Playstation oynamak için cafeye gitmiştik. Eve geldiğimde gün bitimi yaklaşıyordu. Annem her akşam olduğu gibi rutin bir şekilde odasında Kuran okumaktaydı. Babam ise her babanın yapmak zorunda olduğu şeyi yapmış, salonda televizyonun karşısında uyuya kalmıştı. Abim evde yoktu. Ben odama girmiştim. Kısa süre sonra su içmek için mutfağa girdiğimde elimdeki su bardağıyla beraber salona yönelmiştim. Dün gibi hatırlıyorum NTV Spor açıktı ve alt yazı da kırmızı renkte bir son dakika yazısı geçiyordu: "Trabzonspor Şampiyonlar Ligi’nde"

Donakalmıştım, bakakalmıştım, şaşakalmıştım.

Rüyada gibiydim. Durumun gerçek olduğunu anlamam dakikalarımı almıştı. Gerçeğin farkına varınca "Baba" demiştim. Babam uyanmamıştı. Tekrar "Baba" demiştim. Babam bu sefer sağ gözünü açmıştı. Son kez "Baba" dedikten sonra "Şampiyonlar Ligi’ndeyiz" diye eklemiştim. Babamın gözleri dolmuştu, onu öyle görünce benim de ağlayasım gelmişti. Babam 27 yıl sonra şampiyonluk görmüştü bunun için ağlamak istiyordu. Ben de babamla beraber şampiyonluk gördüğüm için ağlamak istiyordum. Hak ettiğimiz yerdeydik. Annemin ve annelerimizin ettiği duaları kabul olmuştu.

Trabzonspor Şampiyonlar Ligi gruplarına dahil olmuştu. Üstelik, bir gün sonra UEFA Kupası’nda rövanş maçı vardı ve biz satışa çıktığı gün maçın biletleri almıştık. Günlerdir maç günü gelsin diye bekliyorduk. O maç günü hiç gelmedi. Biz Şampiyonlar Ligi’ne giderken İspanyol devi Bilbao da UEFA Kupası’nda yoluna devam etti. Önce PSG ve Salzburg’u ,daha sonra Lokomotiv Moskova ,Manchester Unted, Schalke 04 ve son olarak Sporting Lisbon’u eleyerek finale kadar gittiler...

Belki de Trabzonspor-Bilbao karşılaşması oynansaydı, Bilbao finale kadar gidemeyecekti. İptal edildiği için oynanmayan o  maçı iki takım da kazanmıştı. Futbol tarihinde görülmemiş şey!

O biletler ki hâlâ cüzdanımda durur ve her baktığımda babamın o gün ki surat ifadesi aklıma gelir.

Joganita için yazan: Furkan Uzun