Ön libero, altı numara veya defansif orta saha

Futbolla çok içli dışlı olmayan fakat ortalama bir insanın düşünme yeteneğine sahip olan herhangi birisi “defansif orta saha” teriminin ne anlama geldiğini ve bu terimle tanımlanan bir futbolcunun görevinin ne olduğu az çok tahmin edebilir.

“Futbol basit bir oyundur” diyen Johan Cruyff hepimizi affetsin; biz futbol severler bu basit defansif orta saha terimiyle yetinmedik, “ön libero” ve “altı numara” gibi eş anlamlı fakat o kadar basit anlaşılır olmayan sözcükler ürettik. Defansif orta sahanın aksine ön libero günümüzde mantık yürüterek açıklanabilecek bir pozisyon değil. Çünkü modern futbolda, ön liberonun önünde oynayacağı bir libero yok.

 

Üzerine düşünüldüğünde defansif orta saha da çok sağlıklı bir pozisyon tanımı değil. Çünkü bahsi geçen pozisyon aslında bir orta saha pozisyonu değil, kendi başına, defans ve orta saha arasında ayrı bir pozisyon, bir köprü. Günümüz futbolunda çoğu takım bu pozisyonda iki futbolcu birden oynatıyor. Örneğin Almanya 2014’te Dünya kupasını çift ön liberoyla kazandı: Schweinsteiger ve Khedira.

 

Bu ikisine ek olarak bir de altı numara terimi var. Bu terim yukarıdakiler kadar yaygın kullanılmıyor tabii ki ve büyük ihtimalle on numara diye bir pozisyon olmasa var olmayacaktı (tıpkı sekiz numara pozisyonu gibi). Oysa bu futbol sözcüklerinin en mantıklısı altı numaradır bir yerde. Çünkü kaleci ve dört defans oyuncusundan sonra kadroya yazılan altıncı oyuncu altı numaradır. Fakat birçok takımın çift ön liberoyla oynadığını düşünürsek altı numaranın da tamamen sorunsuz olmadığını fark ediyoruz.

 

(Bir de on libero diye bir pozisyon var ki bunu lügatımıza dönemin Trabzonspor hocası Ziya Doğan sokmuştur maalesef. Ziya Doğan’ın on liberodan ne kastettiği tarafımızca tam olarak anlaşılabilmiş olmasa da sanıyoruz ki bu terim dörtlü ön libero için kullanılıyordu. Tercihen dörtlü ön liberonun içerisinde ülkenin en zeki on numarası da oynatılıyor ve futboldan soğutuluyordu. Bkz.: Miroslaw Szymkowiak.) (Aklıma geldi, içim acıdı yine.)

 

Altı numara terimini gündeme getirmemin tek sebebi elbette Joganita’nın altı yıllık bir yayın hayatını tamamlamış ve yedinci yılına girmiş olması. Bu vesileyle tamamı beni çok etkilemiş altı numaralardan oluşan bir kadro hazırladım. Buyrun:

Kale: Fabian Barthez. Çocukluğumun efsanelerinden. Manchester United’ın geride olduğu maçların son dakikalarında kalesinden çıkıp altı numara olarak görev alırdı. Barthez altı numara pozisyonuna geçtiğinde arkasında oynayan bir defans hattı kalmaz, Man United’ın saha dizilişi 0-1-10 olurdu.

 

Sağ bek: Philipp Lahm. Özellikle Pep Guardiola döneminde altı numara pozisyonunda da sık sık görev aldı Lahm ve futbolu erken sayılabilecek bir yaşta (33) bıraktı. Bunun hesabını yapmadık ama Lahm'ın oynadığı maç başına kazandığı kupa yüzdesi oldukça yüksek olmalı. Mehmet Scholl’ün dediği gibi, kariyerindeki maçların %90’ında mükemmel oynadı, geri kalan %10’undaysa çok iyi.

 

Sol bek: Paul Breitner. 70’lerde ve 80’lerde Bayern, Real Madrid ve Braunschweig forması giymiş hırçın futbolcu. Son yıllarda bol bol saçmalamış olsa da aktif futbolculuk döneminde açık açık Maoizm ve Che Guevara hayranlığıyla Almanya’nın Socrates’i olmuştu. 70’lerde Bayern’den Real Madrid’e gidince altı numara olarak oynamaya başladı.

 

Stoper: Marcel Desailly ve Didier Deschamps. Dünyanın en iyi altı numaralarını yetiştiren ülke büyük ihtimalle Fransa’dır. Altı numaranın yanı sıra stoperde de görev yapan Desailly ve Deschamps zaman zaman alanlarında dünyanın en iyileri olarak gösteriliyordu.

 

Altı numara: Roy Keane ve Carlos Dunga. Roy Keane ve Carlos Dunga’yı anlatmaya başlasam bu yazı 2 Ağustos’a yetişmezdi. Borcum olsun.

 

Sağ açık: Steven Gerrard. Gerrard’ı özel yapan yüzlerce özellikten bir tanesi şuydu: kale dışında sahanın her yerinde vasatın üzerinde futbol oynayabilecek yeteneğe sahipti. Altı numara, sağ açık ve on numara pozisyonlarındaysa dünyanın en iyilerinden birisiydi. İstanbul Mucizesinin baş kahramanlarındandı. Kariyerinin son yılını Amerika'da geçirmiş olması bizi tabii ki üzdü. Onu kariyerini tek kulüpte geçirmiş futbolcu olarak hatırlamak isterdik. Kariyerini tek kulübü severek geçirmiş futbolcu olarak hatırlıyoruz.

 

Sol açık: Ryan Giggs. Önce buraya, kariyerine sol açık olarak başlayıp altı numara olarak Dünya Kupası kazanan Schweinsteiger’in adını yazdım ama sonra bunun Giggs’e haksızlık olacağını fark ettim. Kondisyonu kariyerinin son yıllarında kanat futboluna izin vermediği için altı numaraya kayan Ryan Giggs hiçbir zaman unutamayacağımız adamların başında geliyor. Çünkü yirmi yıl aynı takımda, aynı üst düzey performansı sergiledi. Ve hatta dünyanın en zor ligi olarak gösterilen Premier League'de oyuncu-menajerlik yapmış ve bir lig maçında sonradan kendisini oyuna almış bir efsanedir Giggs.

 

On numara: Zinedine Zidane. Zidane’ı mı anlatalım şimdi size?

 

Santrafor: Christoph Dugarry. Zidane ve Lizarazu’yla birlikte Bordeaux’yu ikinci ligden UEFA Kupası finaline kadar taşıyan kadronun vazgeçilmez bir parçasıydı Dugarry. Aynı jenerasyon 1998 Dünya Kupası’nı ve Euro 2000’i kazandı. Hem sağ, hem sol açıkta da oynayabilen Dugarry ara ara altı numara olarak da görev aldı.

 

Yazıya ve futbol bilgime katkılarından dolayı Adem Yüksel’e teşekkürler.