Bir Eto'o Hikayesi

Bir zamanlar altın ve işçi ihraç eden (!) Afrika günümüz şartlarında bunu altın gibi işçileri ihraca dönüştürdü. 36 yaşında hiçbir şey kazanmamışçasına her maç hırsla futbol oynayan yeşil sahaların işçisi Eto’o bunun en büyük göstergesi.

Eto’o, 16 yaşında ülkesi Kamerun’dan ayrılarak Real Madrid için İspanya’ya gitti. Ancak Madrid'e Barajas havaalanına geldiğinde takım yetkililerinden kimse karşılamadı genç adamı. Metroya bindi, “sora sora Bağdat bulunur” atasözünden hareketle bir şekilde Real Madrid tesislerine gitti ve kapıda pasaportunu gösterdi ve  “Ben Samuel Eto'o” dedi. Daha sonra kendisini havaalanında karşılayacak kulüp görevlisinin “unuttum” bahanesiyle işin içinden sıyrıldığını öğrendi. O zamanlar kulübün bu umursamazlığına bilenmeye başlamış mıdır bilinmez ama kariyerindeki Real Madrid maçları unutmamış da dedirtecek cinsten. 
Real Madrid Castilla’ya (B Takımı) gittiğinde 16 yaşındaydı. Adını sonradan Medjani’den duyacağımız Leganes’e 97-98’de kiralık gitti 28 maçta 3 gol atıp döndü ancak bu sefer de Barcelona şehrinin öteki takımı Espanyol’a kiralandı.

Real Madrid’e döndüğü zaman önündeki Raul, Morientes, Anelka ve Suker’den kendisine fırsat gelmiyordu. Takım olağanüstü bu forvet hattıyla Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanırken, Eto’o yine esamesi okunmayanlardandı.

Başkanı değişen Real Madrid Los Galacticos devrini başlatınca 3 yabancı kuralına takılan ve kendisini ispatlayamayan adı sanı bilinmedik Eto’o da gözden çıkarıldı ve Luis Aragones’li Mallorca’ya 4,5 milyon Euro’ya gönderildi. Madrid’in belası ünvanını ufaktan almaya başlıyordu. İçeride ve dışarda Real Madrid’i boş geçmedi. Muhteşem geçen bir 4 yıl vardı. Espanyol’dan bildiği Barcelona şehrini gözünde tütüyordu. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur diyen Barcelona güle oynaya 27 Milyon Euro’yu bastırdı ve Mallorca’dan aldı. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, “Transferde ilk hak bizim” dese de atı alan Mallorca’yı geçmişti. Mallorca formasıyla Real Madrid’e 7 gol atmıştı ama bu onu kesmemişti. Barcelona’da kaldığı yerden devam etti. İlk sezonunda şampiyonluk yaşadı, 24 golle gol krallığında Forlan’ın ardından 2. sırayı  aldı. 90 dakikayı bitirse bile Madrid’e gol atmaktan vazgeçmiyordu. Şampiyonluk kutlamalarında Camp Nou’da 120.000 kişi içinde mikrofonu eline aldı ve “Madrid’in piçleri şampiyonu selamlayın” dedi. İntikam soğuk mu yenirdi bilinmez ama o sıra çok tatlı olduğu kesindi.

2005-2006’da her şey tıkırındaydı. Ronaldinho ile ortalığı kasıp kavurarak Paris’te gol de attığı Şampiyonlar Ligi finalinden zaferle ayrıldı. O sezon pichichi (İspanya gol kralı) ünvanını da eline aldı. Barcelona zamanlarında krize maruz kaldığı ve kriz çıkardığı dönemler de oldu. 2004-05 sezonunda Real Zaragoza ile oynadıkları maçta ırkçı saldırıların hedefi oldu. Topu her ayağına aldığında tribünlerden yükselen maymun seslerine dayanamayınca oyundan çıkmak istedi. Sahayı terk etmek istese de takım arkadaşları engel oldu. Aynı olay yine 2005-06 sezonunda da yaşandı. Zaragozalı siyahi Alvaro’yu tribünlere göstermesi de yetersiz kaldı ve yine büyük uğraşlar sonucunda sahaya döndürüldü.

Bir Racing Santander maçında yarım saat ısındıktan sonra 8 dakika kala oyuna sokmak isteyen Rijkaard’a karşı çıkıp oyuna girmeyi reddetti. Ertesi gün medyaya takım ikiye bölündü gibisinden sözler sarfedince bir kriz patlak vermişti.

Guardiola bu krizler yaşanırken B takım hocasıydı. A takımda ipleri eline aldığında ilk iş olarak Ronaldinho ve Deco’yu postaladı. Eto’o’ya bir yıl katlandı, o da son sezonunu 50 maçta 35 gol ve bir Şampiyonlar Ligi zaferiyle daha taçlandırdı. Mallorca’da 54, Barcelona’da 130 gol (Barcelona tarihindeki en golcü 3. Futbolcu) attığı La Liga’ya veda vaktiydi. 5 senede 3 lig, 1 kral kupası, 2 İspanya Süper Kupası ve 2 Şampiyonlar Ligi Kupası kazandı.

Guardiola’nın arızalar listesindeki son isim olarak takımdan gönderildi. İtalya’yı domine eden İbrahimovic “Artık Şampiyonlar Ligi kazanmak istiyorum” deyince Barcelona havada karada bu durumu değerlendirdi ve Eto’o + 40 Milyon Euro karşılığında tarihi takası gerçekleştirdi.

İnter’de bir zamanlar La Liga’da gol krallığında kapıştığı Milito’yla ve eski Barcelonalı Motta’yla birlikte oynadı. Hocası da bir zamanlar Barcelona’da tercümanlık yapan Jose Mourinho’ydu. İbrahimovic’e “Sen Barcelona’ya Şampiyonlar Ligini kazanmak için gidiyorsun ama o kupayı biz alacağız” diyen Mourinho sözünde durdu. Üstelik yarı finalde İbrahimovic’in takımını, finalde de Bayern Münih’i devirerek.

İnter kariyerinde de ırkçılıktan nasibini aldı. Bir Cagliari maçında Eto’o topu her ayağına aldığında başlayan ırkçı tezahüratlara hakem Paolo Tagliavento izin  vermedi ve maç daha 3. dakikada durduruldu –ki İtalya’da ırkçılık yüzünden ilk defa bir maç durdurulmuştu.- Anonslar ve diğer taraftarların verdiği tepkiler sonrası sona eren tezahüratlardan sonra yeniden başlayan oyunda Eto’o  en güzel cevabı golünü atarak verdi maç öyle de bitti. 2 sezonluk İnter kariyerine 1 Serie A, 2 İtalya Kupası, 1 İtalya Süper Kupası ve 1 Şampiyonlar Ligi Kupası sığdırdı. 

2011’de para babası Süleyman Kerimov’un Anzhi Makhachkala’sına  tüm zamanların en çok kazanan futbolcusu ünvanıyla transfer oldu. Yıllık 20.5 milyon Euro aldığı dönemde Ronaldo 13, Messi 11,5 kazanıyordu.  3 yıllık sözleşmesi 61.5 milyon Euro’ya denk geliyordu.  İlk sezonunda 13 gol attı ve Dağıstan ekibini Avrupa Ligi’ne taşıdı.

1 senelik Anzhi fırtınası çabuk dinince Eto’o yine valizi eline aldı. Barcelona’dayken sıkı rakip oldukları günlerde “Chelsea gibi ezik bir takımda oynayacağıma, köyüme döner yer fıstığı satarım” dediği takıma, İnter’in efsane 2009-2010 sezonunda başrolü paylaştığı Mourinho’nun Chelsea’sine transfer oldu. 1 sezon kaldığı Chelsea’de 35 maçta 12 gol attı ancak en akılda kalır olay Mourinho’nun kendisi hakkında “Elimde forvet yok. Eto’o’ya sahibiz ama o da 32 yaşında. Gerçi 35 yaşında da olabilir” sözlerinin İngiltere’de gündem yaratması olmuştu. 
Chelsea – Tottenham maçında da Torres‘in sakatlanmasının üzerine 11’de kendisine şans buldu ve golünü attı… Ancak golden çok gol köşe bayrağı direğini baston yapıp yaşlı taklidi yaptığı sevinci konuşuldu. Mourinho  bu ironi dolu sevinç için “Muazzam” dedi.

Mourinho’nun fitilini ateşlediği yaş mevzusu Afrikalılar için her zaman soru işareti oluşturuyordu. Hal böyle olunca topa bir de Eto’nun eski sevgilisi Anna Barranca girdi ve “Eto 32 veya düşünüldüğü üzere 35 değil, 39 yaşında. Çünkü o 1974 doğumlu.” dedi. 2014-2015 sezonun ilk yarısında Everton’a da bir uğrayıp 20 maçta 4 gol attı ve adıyla özdeşleşen gollerden ziyade yaşıyla zikredildiği İngiltere’den ayrılarak yine İtalya yolunu tuttu. O sezonu Sampdoria’da 18 maçta 2 golle tamamladı.

Yıllardır spor gazetelerinin manşetlerini türlü fotomontaj  ve başlıklarıyla süslediği Eto’o nihayetinde Türkiye’ye transfer olmuştu. Transfer 4 büyükler yerine Antalyaspor’a olunca haliyle daha bir sükseli olmuştu. Sanki yıllardır hasreti çekilen o değilmiş gibi daha sahaya çıkmadan yaşı, alacağı para, fiziği, emeklilik ikramiyesi almaya geldiği çok konuşuldu. O yine cevabını kramponlarıyla vermeyi tercih etti. Üstelik emekliliğe gelmediği de çok belliydi. Takıma bitmek bilmeyen hırsı ve enerjisiyle büyük katkı sağladı, liderlik etmekten kaçınmadı. İlk çalıştığı hocası Yusuf Şimşek

“Antalyaspor’da sorun yaşamamızın bir sebebi de iyi anlaşıyor olmamızdı. “Bir gidiyor, beş gün sonra geliyor” diyorlardı. Adam anlaştığımız günü 1 saat bile geçirmedi oysa! Hatta ihtiyacım olduğunda “Yanında olmam lazım” diyerek erken gelirdi. Kariyerine rağmen hiçbir ayrıcalık beklemeyen, verdiğim ayrıcalıkları kabul etmeyen ve her konuda son derece mütevazı davranan birisi”

diyerek Eto’o’yu anlatıyordu. Şimdiki hocası Rıza Çalımbay da “Eto’o benim çok iyi bir yardımcım. Çünkü bazen teknik adamların veya yöneticilerin yapamadığı motivasyonu takım kaptanları yapabiliyor. Eto’o gibi bir futbolcuya, bir takım kaptanına sahip olduğum için çok memnunum.” diyerek Yusuf Şimşek’i doğruladı.

Sahadaki yöneticiliği bir gün takım çalıştırma hayali öncesi provası. “Afrika’da 4 kez yılın futbolcusu seçilmiş, ülkemi Avrupa’nın en büyük kulüplerinde temsil etmiş biri olarak üzerimde hissettiğim bir sorumluluk var. Daha önce hiçbir Afrikalı bu takımları yönetme fırsatı bulamadı. Bunu yapabilmek en büyük hayalim ve hedefim.” diye açıkladı.

2015-2016 sezonunu 20 golle tamamlayınca 4 büyükler yine Eto’o aşkıyla yanıp tutuştu. Özellikle Beşiktaş’la adının sıkça anılması iki takım arasında küçük çaplı bir kriz yaratmıştı.

2016-2017 sezonunun ilk yarısında Antalyaspor kötü bir performans sergilemiş ve sahasında berabere kaldığı Çaykur Rizespor maçının ardından takıma sitem eden taraftar Mehmet Akdeniz’i dinlemiş ve  “Geçen sezon ligi ilk 10 takım arasında bitireceğiz, dedim ve sözümü tuttum. Bu sene de ligi ilk 10 takım arasında bitirmezsek sana 100 bin Euro vereceğim.” dedi. 31. Haftanın geride bırakıldığı şu günlerde Eto’o 14 gol attı ve Antalyaspor 6. sırada.
Eto’o’nun cömertliğinin ilk göstergesi değil bu olay. 2010 Dünya Kupası biletini aldıkları maçın ardından Milli takım arkadaşlarına tanesi 29,000 pound değerinde birer saat hediye etmişti. Eto’o seviyordu böyle kıyakları; 4 sene önce de Fildişi’ni 3-2 yendikleri maçın ardından takım arkadaşlarına toplam 35.000 pound dağıtmıştı.
4 kere Afrika’da yılın futbolcusu seçilen, 18 golle Afrika Uluslar Kupasının en golcü futbolcusu olsa da Milli Takımla adı genellikle krizlerle anıldı. 2011 yılında primler yüzünden federasyonla tartışmış ve 8 ay ceza almıştı. Milli Takım’ın “kötü ve amatör yöneticiler” tarafından yönetildiğini söylemiş ve bu tartışmalar üzerine “Kamerun yetkilileri hayatıma kast ediyorlar, onlar beni öldürmek istiyor. Bir grup koruma ile yaşıyorum. Bunu bir züppelik olarak görmeyin bu sadece güvenliğim için” diyerek ölüm tehdidi aldığını söylemişti. 
Kazanmadık kupa bırakmayan ve tartışmasız Afrika’nın gelmiş geçmiş en iyilerinden olan Samuel Eto’o 2 sezonluk performansıyla gösterdi ki emeklilik ikramiyesini almak için yatmaya gelmemiş. Yatmaya gelmediği gibi Şampiyonlar Ligi Şampiyonu apoletiyle bizlere isabet eden piyango oldu ve oynadığı futbolla tribünleri ayağa kaldırdı. Belki 36 yaşında belki 46… Güzel oyunu sevenler için bunlar sadece rakamdan ibaret; zira kadife ayakları, her daim taze hırsı ve değişmeyen sıfatı –golcülüğü- bizlere yetiyor da artıyor da…

 

 

Bu kategoriden diğerleri: