Oyuncak Lazio

Milenyumun başları Avrupa’nın büyük liglerinde efsane şampiyonluklara sahne olmuştu. 

Alışılmışın dışına çıkmayı başaran bu takımlar kendi tarihlerine eşi bulunmaz argümanlar eklemişti. Arsenal, Valencia, Deportivo, Werder Bremen, Nantes ve Boavista gibi takımlar liglerinde fırtına gibi esmişti. Hepsinin kendine özgü ayrı ayrı hikayeleri vardı ancak Serie A şampiyonu olan Lazio’nun hikayesi bambaşkaydı. Efsane başkan olarak nitelendirilen Sergio Cragnotti’nin inanılmaz rakamlara transfer ettiği sansasyonel yıldızlar ve yıllar sonra gelen şampiyonluk Lazio’nun sevinciydi ancak bu sevinç fazla uzun sürmeyecekti.1900’de kurulan maviler Roma’yla beraber kuzeyin gerisinde kalırken ilk kupasını Pele’nin esmeye başladığı 1958 yılında İtalya Kupasını alarak başlamıştı. Sonra gelen 1973-74 şampiyonluğu ve efsane başkan Sergio Cragnotti’nin 1992 de Lazio’nun yeni başkanı olmasıyla orta sınıf takım hüviyetinden kurtulmakla kalmayan Lazio, tarihin en iyi kadrolarından birine sahip olmuştu.

‘’Zenginlerin futbolla bir oyuncak gibi oynama dönemleri artık sona ermiştir. İyi bir kulüp ekonomik yönden de iyi olandır. Berlusconi ve Agnelli dönemi bitmiştir, benim dönemim başlıyor.’’ İşte böyle demişti göreve başlarken başkan Sergio Cragnotti. 2000 de yaşanan şampiyonluğa kadar öyle emin adımlar atılmıştı ki Lazio’nun şampiyonluğu kimseye sürpriz olmamıştı. Cragnotti iyi başlamıştı ama sonunu bağlayamamıştı.

Başkan Sergio’nun 10 efsane yılını ele alırsak 1992-1998, 1998-2000 ve 2000-03 olarak üçe bölmek gerek. 1998’e kadar yakalanan ivmeyle zirve takımı olan Lazio 98’de 7. olunca başkan Sergio şirketlerini takımın emrine bağlayarak büyük risk almıştı. 

 

                                             

 

1992-1998 Yılları

Sergio Cragnotti’nin 1992’de Lazio’nun başına geçmesiyle birlikte mantıklı yapılan transferlerle takımın zirve açlığı giderilmişti. Yıldızı parlayan genç Giuseppe Favalli, Milan’ın altın yıllarına denk gelen şanssız Diego Fuser, kariyerinde 4 Avrupa şampiyonası görmüş Hollanda’lı Aaron Winter, Zdenek Zeman’ın futbol dünyasına kazandırdığı efsane solak Giuseppe Signori ve ilk yıl takıma katılan en büyük yıldız tartışmasız arıza Paul Gascoigne Sergio Cragnotti’nin ilk transferleriydi. 

Efsane başkanın ilk sezonunda gelen bu isimlerden sonra Lazio ligi 5. sırada Uefa Kupası hakkı kazanarak tamamlamış, takımın yıldızı krallık tacını takan Signori olmuştu. Diğer yeni transferlerde bu sıralamaya 20 gollük payla katılmış maviler tırmanışa geçmişti. 

Dino Zoff’un takımına 1993-94 sezonunda çok daha önemli takviyeler yapmıştı başkan Sergio. Kaleyi sağlama alan maviler önce 7 milyon Euroya Luca Marchegiani, daha sonra 12 yıl boyunca takımın savunma yükünü çekecek olan Paolo Negro transfer edilmişti. Bunun yanı sıra alttan gelen Alessandro Nesta da bu takımın yıldızlarından biri olacağının sinyalini çoktan vermişti. 

Roberto Di Matteo transferiyle orta alanın dinamiğini arttırmıştı Lazio. Gazza, Winter ve Fuser gibi yardımcılarıyla çıkışını yapan Di Matteo daha sonra adı söylendiğinde ilk akla gelen Chelsea’ye geçecekti. Signori’nin hücum hattına transfer edilen yıldızlar ise Marco Di Vaio, Alen Boksic ve Pierluigi Casiraghi’ydi. Marsilya’nın Şampiyonlar Ligi şampiyonu apoletli oyuncusu Alen Boksic Lazio’ya geldiğinde Fransız kulübe 11 milyon Euro ödenmişti. Casiraghi ise 4.5 milyon Euro ödenerek Juventus’tan alınmıştı. Marco Di Vaio’da takımın genç yıldızı olarak Serie A’ya adım atmıştı.

                          

 

1993-94 sezonuna yeni yıldızlarla giren Lazio kendini bir basamak daha yukarı atarak çıtayı yavaş yavaş yükseltiyordu. Signori yine gol kralı olmuş, diğer yeniler biraz gölgede kalsa da skora katkı yapmayı bilmişti. 90 yıllık serüvende tek şampiyonluk yaşayan Lazio’nun zirveye alışması beklenenden çok kısa sürede olmuştu. Takımın ana hatlarına yapılan bu mantıklı transferler Serie A’nın tozunu almaya yetiyordu. 

 

Bu 4.lük Lazio’ya Zoff’tan sonra Zdenek Zeman’ı getirmişti. Zeman’lı 1994-95, 1995-96 ve 1996-97 sezonlarında transferde çok fazla hareketlilik olmamasına rağmen takım Uefa Kupasında çeyrek finale kadar yoluna devam ediyordu. Trabzonspor’u 3. turda saçmaladın Victor’la geçen Lazio çeyrek finalde ilk maçı kazanmasına rağmen deplasmanda turu Borussia Dortmund’a vermişti. Uefa da gelinen çeyrek final ümitleri arttırmış takıma güven doruklara çıkmıştı. Bunun sonucunda lig sonu elde edilen 2. lik beklentileri boşa çıkarmıyor, Lazio’nun ivmesi yukarıya daha yukarıya çıkıyordu. 

1995-96 da gelen 3. lük takımın zirvedeki yerini daimlemişti ancak Kuzey takımlarına meydan okuyan başkan bununla yetinmeyip Euro 96’nın yıldızlarından Pavel Nedved’e 3.5 milyon Euro ödemişti. Nedved’le birlikte zirve isteyen başkan devre arasında Zeman’ı yolcu ederken sezon sonuna kadar Zoff’un baktığı takımı yeni sezonda İsveçli Sven Goran Eriksson’a emanet etmişti. Sezon sonunda elde edilen 4. lük başkanı memnun etmeyince yıldız yağmuru başlamıştı. 

Giuseppe Pancaro, Matias Almeyda,Vladimir Jugovic ve Roberto Mancini’yi takıma katan Eriksson’lu Lazio’nun tabelada 7. liği görmesi başkanı çileden çıkarsa da takımın Uefa Kupasında final oynaması ufukta bir ışık olduğunu gösteriyordu. Finalde kaybedilen İnter maçı rakip olarak bakıldığında Serie A’da Lazio’nun geçmesi gerektiği takımlardan biri olunca başkan Sergio’nun gemileri yakması içten bile değildi. Üstüne birde Serie A’da yabancı sınırı kalkınca kim tutacaktı Başkan Sergio Cragnotti’yi.

                                          

 

1998-2000 Yılları 

 

Şirket gelirlerini takıma harcamaya başlayan Sergio Cragnotti 1998-99 sezonuna başlarken Barcelona’dan 3.4’e Portekiz’li Fernando Couto, 17 milyon Euroya Sinisa Mihajlovic, yine Barcelona’dan 14.5 milyon Euroya İvan De la Pena, Porto’dan 9 milyon Euroya sağ kenar oyuncusu Sergio Conseicao, Belgrad’ın yıldızı Dejan Stankovic 15 milyon Euroya mal edilirken, River’ın yıldızı Marcelo Salas’a 17.5, bir sene önce Atletico’ya 15’e giden Cristian Vieri’ye de 25 milyon Euro veren Lazio takımı baştan aşağıya yenilemiş, transfere 100 milyon Euronun üzerinde para harcamıştı.

Başkanın bu yatırımı İsveçli hocanın üzerinde baskıyı arttırsa da İsveçli işini bilen bir adamdı. Kusursuz 4-4-2 taktiğiyle kazanmayı biliyordu. Son haftaya kadar Milan’la girdikleri şampiyonluk yarışı bir puanla kaybedilse de son kez düzenlenen Kupa Galipleri kupasında zafer Biancazzurrilerin olmuştu. Finalde Mallorca’yı Vieri ve Nedved’le geçen Lazio’nun yatırımlarının geri dönüşü kısa sürede başlamıştı. 

Ligde son haftaya kadar sürdürülen şampiyonluk ve Kupa galipleri kupası başkan Sergio’yu heyecanlandırmış olacak ki yıldızlara yıldız eklemek istiyordu. Parma’dan Sensini’yi 7.5’a kapatan Lazio, yine Parma’dan 30 milyon Euro’ya Juan Sebastian Veron, İnter’den Diego Simeone ve Marsilya’dan Ravenelli’yi bedelsiz kadrosuna katmıştı. 

Bu muhteşem kadrodan şampiyonluk bekleyen başkan Sergio, kulübün 100. yılında bu mutluluğa erişmek istiyordu. Önce Şampiyonlar ligi şampiyonu Manchester’la Süper Kupa finali oynayan Lazio’nun Salas’ın golüyle kırmızıları geçmesi fırtınanın habercisiydi. Ligde Juventus’la bir ara 9 puana kadar çıkan fark bile Lazio’nun ümitlerini tüketmemişti. Son haftalara kafa kafaya girilirken, sondan bir hafta önce Juve’nin Parma galibiyetinde hakemin Parma’lı Cannavaro’nun bir golünü vermemesiyle kavga etmeye, polisle çatışmaya yer arayan Lazio taraftarı ortalığı karıştırmış, ‘’7.5.2000 İtalya futbolu öldü’’ tişörtleri ve siyah tabutlarla federasyon binası önünde gösteriler yapmıştı. Ancak unutulmamalıydı ki ligini bitimine daha bir hafta daha vardı. Başa baş giden mücadelede son haftaya Juve’nin lider girmesiyle şampiyonluğun bir başka bahara gideceği düşünülse de Perugia’nın yaptığı kıyak Roma’yı maviye boyamıştı. Çifte kupayı kaldıran Lazio 1973-74’ten sonra ikinci kez Scudetto’yu kazanarak Curva Nord’u sevinci boğmuştu. Bunun yanı sıra 2 yıl önce Uefa finalinde kaybettiği İnter’i İtalya kupasında geçen Lazio müzeye bir transfer daha yaparken sezonu 3 kupayla kapatması Biancocolesti’nin tarih sayfalarında ışıl ışıl parlayacaktı. Ligde kazanılan şampiyonluktan sonra daha önce yapılan protestolar yerini ‘’İtalya futbolu hala yaşıyor’’ tezahüratlarına dönmüştü. Teknik direktör Eriksson ise ‘’Juventus’un 9 puan gerisindeyken bile bu şampiyonluğa inanmıştım. Benden başka kimse inanmıyordu. Ama sonunun bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim. Avrupa liglerinde diğer şampiyonlara göre, görülmeyen bir şampiyonluk yaşadık’’ demişti.’’

                                         


Lazio’nun yukarıda belirttiğim gibi olay çıkarmaya yer arayan taraftarı şampiyonluk kutlamasına bile gölge düşürmeyi başarmıştı. Futbolcularla birlikte şehir turuna katılan Lazio taraftarı çevre dükkan ve arabalara şişeler atarak olaylar çıkarmıştı. Jandarma ve polisin olaya müdahale etmesiyle Lazio taraftarı istediği ortamı bulmuş sabaha kadar güvenlik ekipleriyle çatışarak şampiyonluğu kutlamıştı.

                                                        

 

2000-2003 Yılları

 

Bu şampiyonluktan sonra başkan Sergio tamamen keçileri kaçırarak çok daha inanılmaz rakamlara oyuncular transfer ediyordu. Şampiyonluk hayalleri gerçek olan Lazio’nun hedefi artık Şampiyonlar Liginde başarıydı. Bu yatırımların geri dönüşü ancak böyle bir platformda sağlanan başarıyla sağlanabilirdi ve bunun aksi Lazio’nun eski günlerini aratabilirdi. 

Göreve başladığında futbolu oyuncak yapan başkanlara atıp tutan başkan Sergio şimdi takımıyla kendi oyuncak gibi oynamaya başlamıştı aslında. Şirketlerinin paralarını Lazio’ya harcayan başkan, belki uygun bir tabir değil ama Los Galacticos yaratmaya çalışıyordu. İtalya’nın TAMEK’i Cirio’nun paralarıyla Peruzzi’ye 17.9, Dino Baggio’ya 7.5, Karel Poborsky’ye 2.25, Crespo’ya 25, Claudio Lopez’e 23 milyon Euro ödeyen Lazio’nun kadrosu tarihte görülmüş en sükseli kadrolardan biri haline gelmişti. Herkesin başını döndüren bu transferler başkanın da aklını almıştı ki şirketin durumunun her zaman iyi gitmeyeceğini, takımın Avrupa da eksik kalmasıyla karşılaşacak zorlukları hesaplamamıştı. 

Başkan Sergio bu transferlerinin maliyetini karşılamak adına sattığı ürünlerin fiyatını arttırmıştı ancak bu transferler elinde patlayacaktı. Cirio’nun gelir kaynağı olan domates ve mısırın dünya piyasasında değer kaybetmesi başkanın başından kaynar sular dökülmesine yetmişti. Cirio’nun iflasa sürüklenmesi Lazio’nun da ipinin çekilmesi demekti. Şirketin batağa gitmesiyle Lazio’nun da mali dengesinin bozulmasıyla maaşları dahi ödenemeyecek noktaya gelen Lazio’nun sezon sonu tabeladaki 3. lüğü mutluluk vericiydi.

Başkan düzlüğe çıkabilmek için aldığı yıldızları elinden çıkarmak zorunda kalmıştı. Kulübün bir şampiyonluğu için milyonlar harcayıp o sevinci görmek isteyen başkan yanlış politikalarla kulübün içinden çıkamayacağı bataklığa saplamıştı. Büyük yıldızlar transfer eden Lazio 2000-01 sezonunda tabelada kendini 3. görmekle kalmamış, ezeli düşmanı Roma’nın şampiyonluğuyla yerle bir olmuştu. Totti, Montella, Batistuta, Cafu ve arkadaşları Roma’ya tarihi anları yaşatırken başkan Sergio Cragnotti bunun altından nasıl kalkacağını düşünüyordu. 

Milyon Eurolar havada uçuşurken Lazio sezonu 3. bitirmişti ve bu dayanılması zor bir durumdu. Başkan bu duruma el koymak, olan biteni anlamaya çalışmak ve doğru işler yapmak yerine yine taraftarın gözünü boyama derdinden vaz geçmemişti. Veron, Nedved ve Salas’ın satışlarından sonra evi yağmalanan başkanın taraftarla arası iyice açılınca başkan gitti Mendieta’ya 48 milyon Euro ödedi. Jaap Stam’a 28, Stefano Fiore’ye 25 milyon Euro verdi. Mali dengeyi sağlayabilmek adına elindeki oyuncuları bırakan başkan çok daha büyük paralara oyuncular transfer ediyor, belki de son kurşunu atıyordu. 

Lazio’nun bu mali sıkıntısının yanı sıra Brezilya’dan transfer ettikleri Cesar Rodriguez mali sıkıntıyı bir yana itip paratoner gibi yıldırımları üzerine çekmişti. Lazio’nun ezelden beri ırkçı bir kimliği olduğu herkesçe bilinir. Bunun üzerine yapılan siyahi oyuncu transferi taraftarları çileden çıkarmıştı. Cesar Rodriguez’e yapılan ırkçılığın yanı sıra ölüm tehdidinde bulunmaları Lazio’nun büyük kesim taraftarından sevilmemesinin ana etkenidir. Irkçılık Lazio’da öyle bir boyuta ulaşmıştır ki Cesar’ın evine bomba koyacak kadar gözleri kararmıştır. Bu ırkçılığı yüzünden her sene ceza alamadan sezonu kapatmazlar. Kendi oyuncularına bile tepki koyan bu taraftarın rakiplere neler yapabildiğini varın siz düşünün. 

 

Yapılan bu pahalı transferlerden sonra bir şey değişti mi ? Hayır. Real Madrid’in Los Galacticos’un da nasıl ortada bir başarı olmadıysa Lazio’da da ortaya hiç bir şey koyulamamıştı. Kulüp 2001-02 sezonunu 6. bitirmişti ve transferlerin yüksek maliyeti bir yana ödenen yüklü maaşlar artık döndürülemeyecek seviyeye gelirken kulüp bankalara hacizli haldeydi. Bu durum kulübün anahtarı Nesta’yı sattırmış, Crespo’yu yolcu ettirmişti. Yıldızların bir bir uzaklaştığı Lazio yavaş yavaş eski kimliğine bürünmeye başlarken 2002-03’te taraftarlarla iyice arası açılan başkan istifa etti. Daha sonra kulüp ilk 4’e girmişti ancak kredi bankalarının elinden kurtulamamıştı. 2003-04’te de ligde iyi bir görüntü sergileyemeyen Lazio 6. bitirse de bu yıldızı sönmüş kadro İtalya kupasını almayı bilmişti. Daha sonra günümüzün faal başkanı Lotito’nun gelmesiyle yeni bir sayfa açılmıştı. Lotito’nun takımları 2 İtalya Kupası bir Süper Kupa kazansa da taraftar başkanı hiç sevmemişti. Eski başkanın birkaç iyi sezon için saçtığı paralar yüzünden daha sonra sıkıntılı günler geçiren Lazio’nun yeni başkanı Lotito’nun mali olarak kısıtlamaya gitmesini hiç sevmediler! Bunun üstüne taraftar gruplarına verilen ücretsiz bilet ve koreografilerin maliyetini de karşılamayan başkan Roma’da hiç sevilmedi.