Akeem Omolade | Irkçılığın Gölgesinde Verilen Mücadele

4 Mart 1983 Tarihinde Nijeryanın Kaduna şehrinde yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Omolade yaşadığı hayattan kurtulmanın yolunun futboldan geçtiğini düşünüyordu, çocukluk dönemlerinde Lagos’ta bir futbol okuluna kaydettirilen Akeem Omolade adını futbol tarihine üstün yetenekleriyle değil uğradığı ırkçı saldırılarla yazdıracaktı.

2000 yılında henüz 17 yaşında olan Nijeryalı Akeem Omolade, İtalya Serie B ekiplerinden Treviso tarafından gelecek vadeden bir futbolcu olarak transfer ediliyordu. Genç ve yetenekli bir forvet olan Omolade A takımla birlikte sahaya ilk kez bir deplasman maçında çıkacaktı. Hocası tarafından sahaya sürüldüğünde çok mutlu olan Omolade’in dünyası sahaya çıkmasıyla birlikte yıkılıyordu. Saha kenarından önce ıslıklar ve maymun taklitleri,  sonra da ırkçı hakaretler yükselmeye başladı. Fakat işin daha tuhafı, ırkçı tezahüratlar rakip takımın değil, Treviso’nun kendi taraftarlarından geliyordu! Bu şekilde geçen birkaç dakikanın ardından taraftarlar daha radikal bir protesto yöntemi seçerek maçın bitimine 15 dakika kala tribünleri boşalttılar.

 
Treviso takımının garip bir şekilde alışkın olduğu bir sahneydi bu. Aynı sezonun ortasında, takımın Brezilyalı oyuncusu Pelado, maruz kaldığı ırkçı hakaretler yüzünden sezonu tamamlamadan antlaşmasını feshetmiş, kulüp 50.000 İtalyan Lireti ceza ödemek zorunda kalmıştı. Treviso taraftarlarının futbolu bir spor olarak görmedikleri aşikârdı. Sergiledikleri aşağılayıcı tavır hem takımlarına hem de kente zarar veriyordu.
 
Takımın geri kalan oyuncuları taraftarların sergiledikleri bu tutumdan oldukça rahatsız oluyorlardı, bu durum takımın performansını da olumsuz yönde etkiliyordu. Aralarında toplantı yapan futbolcular ertesi hafta oynanacak Genova maçında bir protesto gerçekleştirmek üzere karar aldılar. Takvim yaprakları 3 Haziran 2001’i gösteriyordu Treviso takımı ilk 11’i sahaya çıkarken tüm stat sessizliğe bürünecekti. Aralarına Akeem Omolade’i alan takım sahaya yüzlerini siyaha boyayarak çıkıyordu. Sadece sahaya çıkan 11 değil, yedeklerden malzemecisine ve hatta takımın teknik direktörüne kadar herkes bu protestoya destek vererek yüzünü siyaha boyamıştı.
 
 
Bir süre sessizlik hali devam eden taraftarlar bu durumu alkışlarıyla destekleyerek, yapmış oldukları utanılacak hatanın farkına vardıklarını belirtiyorlardı.
 
 
Maça yedek başlayan Omolade ise, ikinci yarıda girdiği oyunun 86. dakikasında atmayı başardığı golle maçın 2-2 bitmesini ve takımının 1 puan alarak kümede kalmayı garantilemesini sağlıyordu. Maçtan sonra yaptığı açıklamada takım arkadaşları sayesinde hayatının en gurur verici gününü yaşadığını aktarıyordu gazetecilere.
 
Belki de kariyerinin başında bitecek bir futbol hayatı iyi yürekli insanlar tarafından kurtarılıyordu.
 
Yüzyıllardır süre gelen bir sorun ırkçılık. Birileri nefret söylemlerinden beslenmeye devam ettiği sürece de var olmaya devam edecek gibi gözüküyor.
 
Joganitanın kuruluş manifestosundan bir alıntı yapalım;
Simon Kuper’in dediği gibi “Futbol sadece futbol değildir” Öyle olduğunu kabul ederek futbolun ruhunun dış etkenler tarafından yok edilmesine, gerçek futbolseverlerin karşı durmasının ilk ve en önemli futbol şartı olduğunu düşünüyoruz.
Biz temiz futbol emekçileri bu ayrıştırmaya dur demek için mücadelemize devam edeceğiz…