Millerntor: İsyanın Kıblesi

1946 yılında savaşta büyük ölçüde yok omuş olan Almanya yeniden inşa ediliyordu. Hamburg'un semt takımlarından FC St. Pauli'yse bu tarihlerde futbol oynayabileceği bir saha arıyordu.

Sivil girişimler sonrası yıkık dökük bir arazi bulundu. Düzlendi, çim ekildi ve etrafına ilkel tribünler kuruldu. St. Pauli'nin artık bir stadı vardı.

 

1961 yılına gelindiğindeyse belediye stadın bulunduğu araziye göz koydu. AVM yapmak için değil elbette. Uluslararası botanik sergisi için stadın bitişiğindeki parka eklemek istiyorlardı stadı. Planten un Blomen isimli bu park hala var. Hamburg'un en büyük ve en güzel parklarındandır.

 

1809 yılında yıkılan ilk "Değirmen Kapısı"

1809 yılında yıkılan ilk "Değirmen Kapısı"

 

St. Pauli ise yine yersiz yurtsuz kalmıştı. Yeni bir stad yapmaya başladılar, eski stadın çok uzağında değil, hatta yolun karşısına. Hamburg'un şehir kapılarından birisi St. Pauli semtindeki Millerntor, yani değirmen kapısıydı. Yok olmuş ve sadece adı kalmış bu kapının bulunduğu yere yapılmaya başlandı yeni stad. Almanya'daki yaygın uygumala gibi şehrin dışına değil, 1960'lar ve bugün itibariyle şehrin göbeğine yapıldı Millerntor. Millerntor diyorum ama 1970'te eski cumhurbaşkanı Wilhelm Koch'un adı verildi stada.

 

1819'da yapılan ve II. Dünya Savaşında tamamen yok olan 2. "Değirmen Kapısı"

 

1963 yılına kadar tamamlandı 32 bin seyirci kapasiteli stad. Sonra güvenlik nedeniyle 2005 yılına kadar aşamalı olarak 19.800 koltuğa kadar düştü bu kapasite. 2006'dan itibarense yeniden büyütme çalışmaları başladı. Tribünler parça parça yıkılıp yeniden inşa edilecekti. 2007'de başlayan bu uzun yenileme süreci ilk meyvesini 2008'de yeni güney tribünüyle verdi. Bu tribüne Küba milli takımıyla yapılan bir hazırlık maçında merhaba dedi şehrin yaramaz çocukları.

 

1980'lerden sonra St. Pauli'yi ötekiler ele geçirdi. Rockçılar, punklar, anarşistler, eşcinseller, etnik azınlıklar. St. Pauli direnişin simgesi oldu. Tüm çeşitliliğin, tüm güzelliklerin toplandığı bir buluşma yeri oldu. Fakat 1997'de bir sorun çıktı ortaya. Tüm güzelliklerin buluştuğu Wilhelm Koch Stadyumu'na adını veren eski cumhurbaşkanının bir dönem Nasyonalsosyalist Alman İşçi Partisi'ne üyeydi. Naziydi yani. Genel kurulda saatlerce tartışıldı bu durum. Kulüp avukatlardan ve tarihçilerden oluşan bir araştırma komisyonu kurdu ve durumu incelettirdi. 1998 yılında kurulun raporu tamamlanmıştı. Koch partiye 1937'de zorunluluktan üye olmuştu. 1937 ve 1945 arasında herhangi bir politik eylemi veya demeci yoktu. Ama partiye üyeydi ve  St. Paulililer bunu kabul edemezdi. Stadın adı tekrar Millerntor yapıldı. Ve daha sonra bu isim güvence altına alındı. Nükleer enerjiyle bağlantılı olan bir şirket bugün St. Pauli'nin tüzüğündeki ilgili madde nedeniyle kulübe sponsor olamaz. Stadyum sponsorluğu konusundaysa tüzükteki madde daha katı: Hiçbir şart altında hiçbir şirkete Millerntor'un isim hakkı satılamaz.

 

Tarihi Millerntorlarla tam olarak aynı yerde bulunmasa da aynı mahallede bulunan "3. Değirmen Kapısı"

 

2006 yılından 2015 yılına kadar tüm tribünler yıkılıp yeniden yapıldı. Bugün Millerntor'un kapasitesi yaklaşık 30 bin kişilik. Ayrıca stadın içinde bir çocuk kreşi de mevcut. Çünkü 2000'lerin sonunda, 2010'ların başında St. Pauli semtinde çocuk yuvası eksikliği vardı. Bazen taraftarın devrimci olması yetmiyor. Neyseki St. Pauli'de kulüp yönetimi nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğinin farkında. FC St. Pauli sadece bir futbol kulübü değil, aynı zamanda Hamburg'un en önemli sivil toplum kuruluşudur. 100 çocuk kapasiteli, kulüp tarafından işletilen bir kreş yapıldı stadın içine. Piraten Nest, yani korsan yuvası.

 

Millerntor sıradan bir stad değil. Ve Millerntor'a çıkan her rakip için cehennem çanları çalıyor. Her maçtan 10 dakika önce hoparlörler susuyor ve şehrin yaramaz çocukları şarkılar söylemeye başlıyor. Ve takımlar sahaya çıkarken AC/DC'nin Hells Bells'i çalıyor. Ve rakip takım anlıyor: Burası sıradan bir stad değil. Burası Millerntor. Burası isyanın kıblesi.

 

"Faşistlere futbol yok" sloganı ve yeni maraton tribünü