Mahallemizin Abisi : Manuel Preciado

Tam ismi Manuel Preciado Rebolledo. İsmi kadar uzun badireler ve çalkantılar geçiren bir adam. Bugün itibari ile (31.01.2012) 2006'dan bu yana sürdürdüğü Sporting Gijon teknik direktörlüğü sona erdi abimizin. Abimiz diyorum çünkü yüzüne bakınca sizlerde de mahallenin abisi izlenimi verdiğine eminim. Hatta hatırlıyorum onunla ilk tanıştığım maçta mahalle kasabı tipinde bir adam demiştim.

Preciado, Gijon’un başına 2006 yılında bir alt ligdeyken geldi. Aldığı takımı ilk yıl 14. yapsa da ikinci yıl ilk 3’e sokarak 1998’de düştüğü La Liga’ya tekrar kavuşturmuştu. Gijon yönetimi bizdekiler gibi takımı çıkaran hocaya güvenmeyip gönderme yolunu tercih etmedi ve La Liga’da da yola onunla devam etti. Gijon’un Tomas Schaff’ı olma yolunda ilerliyordu Preciado. Başarı olarak olmasa da hocaya güvenme ve uzun yıllar aynı hocayla devam etme açısından söylüyorum bunu. Özellikle düşme hattında kendini benimsemiş bir takım için uzun süre bir hocayla devam etmek şaşılacak işti.

Gijon’la Preciado abimizin teni birbiriyle uyuşuyordu. İlk yılında takımı ligde tutmayı da başardı. Ancak ömürden ömür giderek olmuştu bu. Son haftaya düşme korkusuyla bir puan üstte girmişlerdi ama önemli olan ilk yılında lige adaptasyon sürecini atlatamayıp ligden geldiği gibi düşen takımlara göre Gijon’un ligde kalmasıydı. Sonraki sezon da aynı film tekrar gösterime girdi. Bu kez 4 puan üstte bitirdiler ama ecel terleri döktüler.

 

Gijon'un başında para babaları yoktu ve İspanya'da takımlar arasında ekonomik uçurum her yıl daha da büyüyordu.  Buna rağmen Preciado yapabileceğinin en iyisini yapıyordu. Geçen yıl da düşme korkusu yaşadılar ancak biraz şanslıydılar. Bu sefer rakipleri çok daha fazlaydı ve düşme oranı matematiksel olarak azalıyordu. Ligi 10. bitirdiler ama sadece 4 puan uzaktaydılar. Düşme korkusu hissetmeyen sıralar 7’den başlıyordu geçen yıl.

                                     

Preciado’nun çalkantıları bununla sınırlı kalmadı hiç. Futbol belki de en basitiydi. Kanser illetine eşini vermişti Preciado. Hep yanındaydı eşinin, hiç bırakmadı, desteğini hiç esirgemedi ama kalleş kanser deftere bir yenisini daha eklemişti. Yıl 2004.

Bunlarla da kalmadı. 2006 yazında bu kez oğluydu onu üzen. Motor kazasında ağır yaralanmıştı. Durumu çok ciddiydi. Ve sabaha karşı haberi aldı abimiz. Oğlunu da toprağa vermişti. Daha 15 yaşındaydı. Çok kötü günler geçiriyordu. Hocalığı bırakıp bırakmamak konusunda kararsızdı. Bir süre sonra yaptığı bir açıklama içinde bulunduğu vahim durumu iyice anlamamıza yetmişti. " Ya kendimi vurup intihar edecektim ya da devam edecektim."

Devam etmeyi seçti ve bugünlere kadar geldi. Preciado biraz Mourinho gibi içindekini dışına vuran bir adamdı. Verdiği demeçler İspanya basınında her zaman manşetlerde yer alır. Mourinho ile demeç savaşına girmişti bir ara hatırlarsınız. Preciado’nun Barcelona deplasmanına yedeklerle gitmesi Mourinho’yu çok kızdırmıştı. ’’İspanya'da Barcelona deplasmanına gidenler nasıl olsa kaybedeceğiz diyor ve mücadele etmiyorlar ‘’ diyerek Gijon’un maçı hediye ettiğini öne sürmüştü. O gün konuşmayı seçmemişti Preciado. Mourinho’yu seviyorum diyerek geçirmişti. Belki de sahada verecekti cevabını ancak Barca kazanmıştı. Mourinho kızgındı. Bize karşı forvetsiz çıkıp onlara yedekte neyin nesi diyordu. En sonunda abimiz patladı ve "Mourinho benim hoşlanmadığım biri, bunu yüzüne karşı da söylerim. Eğer o sözlerini espri diye söylediyse kötü espri. Yok eğer Barcelona’dan birilerinin karşılık vermesi için ciddi söylemişse rezil biri ve kötü bir meslektaş. Eğer Madrid'de ona saygıyı öğretmezlerse ben öğretirim. O kim olduğunu sanıyor?" demişti. Mourinho kariyeri boyunca bu kadar ağır bir tepkiyi ne Ferguson’dan ne Wenger’den almıştı. Preciado tabiri caizse ağzının payını vermişti. Ne kadar Mourinho’yu haklı bulsam da.

                                 

Preciado, Mourinho’ya karşı ağız dalaşında üstündü ama bir üstünlüğü de sahada eline geçirecekti. Geçen yıl belki Real Madrid şampiyon olamadı ama Gijon takımı ligin ikinci yarısında Barca’nın 16 maçlık galibiyet serisine son noktayı koymuştu. Preciado ders üstüne ders veriyordu. Bu kez hesabı direk elden verecekti Preciado. Geçtiğimiz yıl Mourinho’nun 9 yıllık evindeki saltanatını başına yıktı. 150 maçlık iç sahada yenilmeme rekorunu sıfırlamıştı.

Bu kadar kavga yeter birazda abimizden bahsedip yazıya noktayı koyalım. Bir keresinde Barca maçı öncesi Messi'yi nasıl durduracaksınız sorusuna "9mm bir parabellum silahla" cevabını vermişti. Espride de üstüne yoktu. Villa içinde “Eğer bizim kalemize çok yaklaşırsan, seni ısırmak zorunda kalırım!demişti. Yenildikleri maç sonrası ise “Şu an bir hippinin motosikleti kadar kızgın ve hararetliyim" açıklaması da abimizin gönlümüzde taht kurmasına nedendir.

"Biz her zaman köy takımı olacağız ama biz de saygıyı hak ediyoruz" diyen Preciado görevinden ayrıldı. Ayırdılar diyelim. Başkan kan değişikliği diyor, çok üzgünüz diyor ancak buna sebep bu sezon sondan 3. olmaları olarak gösteriliyor ve son iki maç farklı mağlubiyetler alması olduğunu herkes biliyor. Ne olacaktı ki. Takımın üstünde de sarı denizaltı Villarreal var hatırlatırım. Yani onlar bile ordayken Gijon’a şaşmamalı. Ona güvenmeye devam etmeliydiler. Bir şekilde ligde tutmayı başarırdı.Sen yine de gönlünü ferah tut hoca.Hak ettiğin yeri mutlaka bulacaksın.

 

*Bu yazıdan 5 ay sonra abimiz Preciado geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti. 2. lige düşen Villarreal'le anlaşmasından bir gün sonra hem de. Hak ettiği yeri bulacaksın demiştik belki de bulmuştu. 2. ligde de olsa Villarreal tarihi olan, lig şampiyonluğu kovalamış ve Şampiyonlar Ligi yarı finali gören bir ekipti ama kader ağlarını örmüştü. Önce eşini, sonra oğlunu ve en sonunda onu almıştı hayat bizden.