Muhteşem Ancelotti

Muhteşem Ancelotti

AC Milan, 115 yıllık tarihinde hep inişli çıkışlı grafikler çizmiş, iyi zamanların yanında bir o kadar da kötü zamanlar yaşamış bir kulüp. Sacchi ve Capello’nun ardından takım bir düşüş dönemine girmiş ve bu dönem Ancelotti ile son bulmuştu. Milan şu sıralar sıkıntılı günler geçiriyor ve hafta sonu San Siro’ya gitmek Milan taraftarları için bir eziyet resmen. 2000’li yıllarda Milan’ı tekrardan o eski günlerine getiren Ancelotti’nin 2001-09 yılları arasındaki yaptıklarına ve o süper Milan takımının yaptıklarını hatırlayacağız.

 

2001-02 Sezonu

Carlo Ancelotti göreve 6 Ekim 2001 tarihinde başladı. Görevi devraldığı isim Fatih Terim’in mağlup olunan bir Torino deplasmanı sonrası Berlusconi ve Galliani tarafından görevine son veriliyordu. Zaten  bu ikili bunu daha önce İnter maçının devre arasında yapmayı planlıyorlardı fakat Milan o gece İnter’i yenince bu planı ertelemek zorunda kalmışlardı. Terim görevinden uzaklaştırılıncaya kadar takıma belli bir oyun taktiği yerleştirememişti. 4-3-1-2,  4-4-2,  3-4-1-2,  3-5-1-1 gibi formasyonlar deneyen Terim görevinden uzaklaştırılmamasını gerektirecek formasyonu bir türlü bulamamıştı. Türk basınında o günlerde Fatih Terim’in başını İnzaghi’nin çektiği bir grup oyuncu tarafından sevilmediği ve ve bu oyuncularınTorino maçını bile bile mağlup bitirerek Terim’in gitmesine sebep oldukları yazılıp çizilmişti.

Milan’ın efsane oyuncularından biri olan Ancelotti görevi devraldıktan sonra 25 maçta 5 mağlubiyet aldı. Sezonu 55 puanla dördüncü bitiren Milan, ligin güçlü ekipleri Juventus, Roma, İnter ve Lazio’yu yenme başarısını gösterememişti. Taktik olarak 4-3-1-2’yi benimseyen Carlo ligde üçüncü basamağa kadar çıkabilmişti. Abbiati, Gattuso, Kaladze, Shevchenko, Contra, Serginho, Albertini, Chamot, Laursen, Rui Costa, Costacurta, İnzaghi, Pirlo ve Maldini gibi isimler o dönem kadroda bulunan isimlerdi. Bu isimlere katacağı yeni yeni isimlerle Ancelotti Avrupa’da yenilmesi güç bir takım yaratmaya başlayacaktı.

 

 

2002-03 Sezonu

Sezona Nesta, Seedorf, Simic, Rivaldo ve Tomasson transferleriyle giriş yapan Milan sezonu 61 puanla üçüncü olarak tamamladı. 34 maçta 18 galibiyet 9 mağlubiyet alan Milan 72 puanlı şampiyon Juve’nin bir hayli arkasında kalmıştı. O sezon 2 hafta liderlik koltuğuna oturan Ancelotti genellikle Dida, Simic, Nesta, Maldini, Kaladze / Gattuso, Pirlo, Seedorf / Rui Costa / İnzaghi ve Shevchenko dizilişini tercih ediyordu. Büyük umutlarla Barcelona’dan kadroya katılan Rivaldo büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı.

Ligde istikrarsız bir grafik sergileyen takım Avrupa’da büyük bir başarıya yelken açıyordu. Ön eleme maçı olan Liberec karşılaşması sonrası kendini gruplara atan Milan, G grubunda Deportivo, Lens ve Bayern’in olduğu gruptan  12 puanla lider çıkmıştı. O dönemler farkı bir statüde oynanan Şampiyonlar liginde grubu ilk iki sırada bitiren takımlar ikinci turda dörderli dört grupta mücadele edeceklerdi. İkinci turda C grubunda Real Madrid, B. Dortmund ve L. Moskova ile eşlesen Milan o gruptan da lider çıkarak çeyrek finalde Ajax’ın rakibi oluyordu. Ajax’ı Tomasson’un 90+1’de ki golüyle geçen ve elenmekten son dakikada kurtulan Milan yarı finalde İnter’i 0-0 ve 1-1’lik skorlarla saf dışı bırakarak ezeli rakip Juventus’un finalde rakibi oluyordu. 28 Mayıs 2003’te Old Trafford’da Marcus Merk yönetimindeki maçın normal süresi 0-0 bitmişti. Ülkenin geleneği olan katı savunma anlayışı final maçına da sirayet etmiş ve seyirciler sıkıcı bir doksan dakika seyretmişlerdi. 0-0’lı skor uzatmalarda da bozulmayarak maçın en zevki anları olan penaltı atışlarına geçiliyordu. Sheva’nın golü ve o unutulmaz gol sevinci karesiyle Milan en son 1994 yılında kazandığı kupaya 11 yıl sonra ulaşıyordu. Kimsenin beklemediği bu başarı bundan sonra olacaklarının da bir habercisiydi.

 

 

2003-04 Sezonu

Sezona iddialı bir şekilde giren Milan, Sao Paolo’dan genç yetenek Kaka’yı ve sağ tarafın hortumu Cafu’yu transfer etmişti. Büyük umutlarla alınan fakat Milano’nun soğuk iklimine ayak uyduramayan Rivaldo’yu ise kulüp elden çıkarıyordu.

Porto’yu yenip sezona Uefa Süper Kupa moraliyle giren Milan o sezon Serie A’yı süpürerek 82 puanla şampiyon oluyordu. En yakın rakibi Roma’ya 11 puan bir fark atan Ancelotti’nin öğrencileri 34 maçta 25 galibiyet, 2 mağlubiyet ve 7 beraberlik alıyordu. İnter, Roma ve Juventus ile yaptığı maçlardan 16 puan çıkaran takım o sezon aldığı 2 yenilgiyi evinde Udinese’ye ve 33. haftada Reggina’ya karşı almıştı. Genellikle Dida, Cafu, Maldini, Nesta, Pancaro / Gattuso, Pirlo, Seedorf / Kaka, Shevchenko ve Tomasson dizilişini tercih eden Ancelotti, Rui Costa, Castacurta, Ambrossini ve Serginho gibi isimleri de rotasyonda kullanmıştı. Ancelotti o sezon "Beni ne zaman kapı önüne koymaya kalksanız ben o sezon kupayı alıyordum" şeklinde imalı bir açıklama yapıyordu.

Son şampiyon apoletiyle girdiği Şampiyonlar liginde Celta Vigo, Brugge ve Ajax’ın olduğu gruptan rölantiye alarak 10 puanla lider çıkan Kırmızı-Siyahlılar ikinci turda Sparta Prag’ı saf dışı bırakıyordu. Çeyrek finalde rakip o dönemlerin korkulan ve iddialı takımlarından Deportivo’ydu. İlk maçta özellikle ikinci yarıdaki inanılmaz pres ve hücum futbolunu kusursuz bir şekilde sergileyen Milan 7 dakikada 4 gol atarak rakibini nakavt edmiş 4-1’lik skoru elde etmişti. 7 Nisan 2004 tarihinde oynanan rövanşa rahat bir şekilde giden Milan’ı tarihi bir sürpriz ve hezimet bekliyordu. Neyle karşılaşacağından haberi olmayan Ancelotti, İrrureta’nın Deportivo’suna Riazor’da 4-0 yenilerek tarihi bir hezimet alıyordu. İtalyan yazılı ve görsel medyası tarafından hunharca eleştirilen Ancelotti’yi o sezon Serie A şampiyonluğu kurtarıyordu.

2004-05 Sezonu

İtalya Süper kupasını Lazio’yu yenerek kazanan Milan, sezona Stam, Crespo ve D’horasoo’yu alarak giriyor, ligi Juventus’un ardından 79 puanla ikinci tamamlıyordu. 38 maçta 23 galibiyet, 5 mağlubiyet ve 10 beraberlik alan Milan’da Shevchenko 17 gol ve Crespo’da 11 gol atarak takımın en golcü isimleri oluyorlardı. O yıl Juventus liderliği elinden hiç bırakmadı. Özellikle Milan’ın 20 ve 21. haftalarda Livorno ve Bologna’ya aldığı 1-0’lık mağlubiyetler takımın belini kıran karşılaşmalardan olmuştu.

 

4-3-1-2 dizilişinden hiç vazgeçmeyen Ancelotti’nin sistem içinde en çok tercih ettiği isimler Dida, Cafu, Nesta, Maldini, Kaladze / Gattuso, Pirlo, Seedorf / Kaka, Sheva ve Crespo oluyordu. Rotasyona soktuğu isimler ise Stam, Serginho, Tomasson, Rui Costa, Pancaro ve Costacurta oluyordu. İki senedir sakatlıklardan bir türlü kurtulamayan İnzaghi ise oynama şansı bulamıyordu. Şampiyonlar liginde ise F grubunda Barcelona, Shaktar ve Celtic’in bulunduğu gruptan  13 puanla lider çıkmışlardı. İkinci turda her iki maçta Crespo’nun birer golüyle rakibini 1-0 yenen Milan çeyrek finalde ezeli rakip İnter ile eşleşiyordu. İlk maçı kendi evinde Sheva ve Stam’ın golleriyle 2-0 kazanan Milan rövanşta 1-0 öndeyken İnter’li taraftarların çıkardığı olaylar sebebiyle yarıda kalan maçı UEFA kararıyla 3-0 hükmen kazanarak yarı finalde o dönemler herkesin çekindiği bir takım olan Hiddink’in PSV’siyle eşleşiyordu. Neredeyse elenmenin kıyısına kadar gelen Milan’ı Ambrossini 90+1’de Eindhoven’da attığı gol finale taşımıştı. Finalde Liverpool ile karşılaşan Milan, kızıl tugaylar karşısında maça fırtına gibi bir başlamıştı. İlk yarı 3-0 biterken devre arasında bir sürprizin olmayacağı, Milan’ın bu maçı buradan vermeyeceği konuşuluyordu. Hatta maçı Star televizyonuna yorumlayan Fatih Terim ‘’İtalyanlar 3-0’dan maç vermez’’ sözüyle Liverpool’a hiç şans tanımıyordu. İkinci yarı olan oldu ve Liverpool tribünlerden yükselen ‘’You’ll never walk alone’’u arkasına alarak 6 dakikada 3 gol atarak beraberliği ve sonrasında penaltılardan da kupaya uzanmıştı. Liverpool’a ikinci yarı hiçbir reaksiyon gösteremeyen Ancelotti’de bu epik finalde 3-0’dan kupayı veren hoca olaraktan İngiliz tabloid gazetelerinde boy boy dalga konusu olmuştu.

 

 

2005-06 Sezonu

Sezona Parma’dan Gilardino, Udinese’den Jankulovski ve İnter’den eski formundan uzak Vieri’yi alarak giren Milan sezonu 88 puan toplayarak şampiyon Juventus’un 3 puan gerisinde tamamlamıştı. O sezon ligde 85 gol atan kırmızı siyahlılar, kendi evinde oynadıkları 19 maçın 18’ini de kazanmışlardı. Sezon içerisinde Juventus’a bir galibiyet ve bir beraberlik alan Milan rakibini geçmeye muvaffak olamıyordu. Lig böyle bitti derken birden Calciopoli adı verilen şike soruşturmasında Juventus’un başını çektiği olayda bir çok takıma ceza yağıyordu. Juventus küme düşürülüyor, Milan’ın 30 puanı silinerek üçüncü sıraya indirliyor, Lazio ve Fiorentina’ya da puan silme cezaları veriliyordu.

 

Avrupa arenasında ise Milan, PSV, Schalke ve Fenerbahçe’nin olduğu grubu 11 puan ile lider tamamlamıştı. İkinci turda rakip şimdiki zamanın canavar takımı fakat o zamanları uysal kedisi olan Bayern ile eşleşmişti. 1-1 ve 4-1’lik skorlar ile Almanları geçen kırmızı siyahlılar çeyrek finalde o yılların tartışmasız en güçlü ve çekinilen takımlarından Lyon ile eşleşiyordu. Bir hayli zorlandığı bu turda Milan Fransa’da 0-0’lık bir skor elde etmişti. San Siro’da kronometreler 88. dakikayı gösterirken maç 1-1 devam ediyordu ve bu Lyon’un yarı finale çıkması anlamına geliyordu. Fakat o dakikada yaşanan bir karambolde maç içinde neredeyse gözükmeyen İnzaghi nev’i şahsına münhasır futbolcu stiline yakışan bir gol ile karambolde topu filelere yollayarak Milan’ı yarı finalde Barcelona’nın rakibi yapıyordu. San Siro’da Guily’nin golüne deplasmanda karşılık veremeyerek 1-0 ve 0-0’lık skorlar ile elenen Milan finalin ucundan dönmüştü. 4-3-1-2 taktiğinde Dida, Cafu, Nesta, Kaladze, Serginho / Gattuso, Pirlo, Seedorf / Sheva, Gilardino ve Kaka isimleri daha çok tercih etmişti. Stam, Maldini, İnzaghi ve Rui Costa ise rotasyona giren isimler olmuştu.

 

2006-07 Sezonu

-8 puan cezasıyla lige başlayan takım sezonu 69 puanla dördüncü tamamlıyordu. Sezonda dördüncülük ve altıncılık arasında gidip gelen Milan’da Sheva sezon başı Chelsea’ye transfer olmuştu. R.Oliviera, Gourcuff, Bonera ve devre arasında ‘’Fenomen’’ Ronaldo transferleri şampiyonluk için yeterli olmamıştı. O sezon 4-3-1-2’den 4-3-2-1 taktiğine dönülmüştü. Son yıllarda Avrupa’nın tartışmasız en iyi takımlarından biri olan Milan Şampiyonlar ligi macerasına, Lille, Anderlecht ve AEK’lı gruptan rahat bir şekilde çıkarak start almıştı. İkinci turda Celtic, çeyrek finalde Bayern’i geçen İtalyanlar yarı finalde Ferguson’un M. United’ı ile eşleşiyordu. İlk maç 3-2 skorla ManU’nun oluyordu ve o maçta Kaka’nın Heinze ve Evra’yı birbirine yumurta gibi tokuşturduktan sonraki attığı gol unutulmazlar arasına girmişti. Rövanşta fırtına gibi esen Milan rakibini 3-0 yenerek bir başka İngiliz takımı Liverpool ile finalde eşleşiyordu. 2005’in rövanşını İnzaghi’nin golleriyle 2-1 alan Milan Atina’da 7. Avrupa şampiyonluğunu kazandığını ilan ediyordu. O sezonun tartışmasız en iyi ismi Kaka bu performansıyla altın top ödülünü kazanan isim oluyordu.

 

2007-08 Sezonu

UEFA Süper kupa maçında Sevilla’yı yenerek sezona kupa ile merhaba diyen Milan Serie A’ya çok kötü bir giriş yapmıştı. 6 haftada 7 puan toplayabilen Milan sezonu 64 puanla beşinci tamamlıyordu. Beşincilik Şampiyonlar liginin kaçmasını anlamına geliyordu ve büyük bir hayal kırıklığıydı. O sezona İnternacional’den genç yetenek Pato alınmıştı fakat Pato o sezonda sakatlığı dolayışıyla ancak ocak ayında forma giymeye başlayabilmişti. Vatandaşı ‘’Fenomeno’’Ronaldo ise 13 Şubat’ta geçirdiği ağır sakatlık sebebiyle sezonu kapatmıştı. 4-3-2-1 taktiğiyle başladığı sezonda zaman zaman eski taktiği olan 4-3-1-2’ye de dönmüştü. Kalac, Oddo, Kaladze, Nesta, Favalli / Gattuso, Pirlo, Ambrossini / Seedorf, Kaka / Gilardino ise en çok kullandığı isimler oluyordu. Son şampiyon apoletiyle girdiği Şampiyonlar liginde Celtic, Benfica ve Shaktar’ın olduğu gruptan 13 puanla lider çıkan son şampiyon ikinci turda Wenger’in öğrencilerine 0-0 ve 0-2’lik skorlarla eleniyorlardı. Aralık ayında kazandığı Kıtalararası kupa ve sezon başında aldığı Süper kupa hayal kırıklığı içinde geçen sezonda teselli ikramiyesi oluyordu.

 

2008-09 Sezonu

Ronaldinho’nun transferiyle yarattığı heyecan ile girilen sezonda Milan o sezon sakatlıklarla uğraşmak durumunda kaldı. İnter’in 10 puan arkasında 74 puanla ikinci tamamladığı sezonda Abbiati, Gattuso, Kaladze ve Nesta’nın uzun süreli ve Pirlo’nun ve Kaka’nın kısa süreli sakatlıkları takımın belini kıran olumsuzluklardan biri olmuştu. Sezona Bologna ve Genoa yenilgileriyle başlanan ligde Ancelotti sistemi bir kez daha değiştirerek 4-3-1-2’ye dönmüştü. MLS liginden kiralık gelen Beckham ve Chelsea’den kiralanan Sheva takıma derman olamamıştı. Yabancısı olduğu Avrupa liginde mücadele eden İtalyanlar Wolfsburg, Braga, Portsmouth ve Hereenven’in olduğu grubu 8 puan ile ikinci tamamlamıştı. Son 32 turunda o sezon finale çıkacak olan Werder’e kaybeden Milan sezonu kupasız ve mutsuz bir şekilde tamamlamış, Carlo’yla da yollar ayrılmıştı. Sona eren Milan kariyerinde 1 Serie A, 2 Şampiyonlar Ligi, 1 İtalya Kupası, 1 İtalya Süper Kupası, 2 Uefa Süper Kupası ve 1 Kıtalararası Kupa zaferleri yaşamıştı.

420 resmi maçta 238 galibiyet, 101 beraberlik ve 81 mağlubiyet yaşadı Mr. Ancelotti. Yüzde 56’lık bir galibiyet oranı tuttururken Milan’a unutulmayacak bir devir yaşattığını söyleyebiliriz. Capello sonrası duraklama dönemine giren takımı tekrar kazanan bir takım haline getiren Ancelotti, basın tarafından bir çok kez yerden yere vurulmasını kazandığı kupalar ile savunuyordu.   

 

Pirlo’yu maestro’ya dönüştüren, Gattuso’ya bir kimlik kazandıran, Seedorf’u tekrardan kendine getiren, Nesta’yı dünyanın en iyi savunma oyuncusuna dönüştüren, Kaka’yı Süperstar mertebesine yerleştiren, sakarlıklarıyla bir dünya markası olan Dida’ya güvenip arkasında duran ve şampiyon bir kaleci yapanda Ancelotti’ydi ve bunları görmezden gelmek mümkün değildi.