Sahada Bir Beyefendi : Ricardo Kaka

Sahada Bir Beyefendi : Ricardo Kaka

"Çok şanslıyım neredeyse sakat kalıyordum. Beni Tanrı kurtardı.’’

Bu sözler Kaka’ya ait. 2000 yılında kafasını yüzme havuzunun tabanına çarpmış ve omurgasını çatlatmıştı. Futbol oynaması zor gözüküyordu fakat o azmiyle tekrardan yeşil sahalara muhteşem bir dönüş yapmıştı. Aslında bu kazayı geçirmeden önce Avrupa’ya gelebilirdi Kaka. Arsene Wenger, Sao Paolo’nun 17 yaş altı takımını seyrederken nedense Kaka dikkatini hiç çekmemişti. Genç Kaka Mr. Wenger’in dikkatini çekebilmiş olsaydı kim bilir o kazayı yaşamayacak ve bambaşka bir Avrupa kariyerine sahip olacaktı.

Ricardo İzecson Dos Santos Leite, 15 Mayıs 1982’de başkent Brasilia’da doğdu. Kaka lakabı kardeşinin küçükken ona böyle seslenmesinden miras. Brezilyalı çoğu futbolcunun aksine ailesinin hali vakti yerinde olan Kaka babasının izinden gidip mühendis olmak niyetindeydi. Ancak futbolla okul arasında bir seçim yapma arefesine geldiği vakit seçilen futbol oluyordu. Babası ‘ne yapmak istiyorsun ?’ diye Kaka’ya sorduk , o da bize ‘futbol oynamak istiyorum’ cevabını verdi demişti.

Kaka’nın Sao Paolo antrenörlerinden Carlinhos, ‘’Bir çok oyuncuda olmayan bir kültür seviyesine sahipti. Okumaktan ve öğrenmekten keyif alıyor, dünyaya geniş bir pencereden bakıyordu’’ açıklamasını yapıyordu.

Sao Paolo’daki futboluyla Chelsea bu genci almak için hamle yapmıştı fakat Kaka tercihini Milan’dan yana kullanmıştı. ’’Asla Milan’ın bana sunduğu şatları küçümseyemem ama şunu da belirtmeliyim ki Chelsea maddi açıdan çok şey vaat ediyordu. Tercihimi değiştirmedim çünkü küçüklüğümden beri Milan’da oynamayı hayal ederdim’’ diyordu.

Milan’a ayak bastığı 2003-04 sezonunda 30 maçta 10 gol ve 4 asistlik bir performans sergileyen Kaka takımının 17. şampiyonluğunda baş aktörlerden biri oluyordu. ‘’Bu adam olağanüstü onu Milan’a öneren kişi olarak onu nasıl kıskanabilirim ki’’ diyen Rivaldo, Kaka’nın sergilemiş olduğu oyundan ötürü böyle bir açıklama yapmıştı. Ertesi sezon attığı 7 gol Milan’ı şampiyon yapmaya yetmedi ama Şampiyonlar Liginde göstermiş olduğu performans Milan’ı finale taşıyan faktörlerden biri olmuştu. Serin bir İstanbul akşamında kaybedilen fantastik final de Kaka elinden geleni yapmasına rağmen şampiyonluğun kaybedilmesine engel olamıyordu. O yaz oynanan ve bir nevi Dünya Kupası’na hazırlık turnuvası olan Konfederasyonlar Kupası’nda Brezilya ile şampiyonluğa ulaşıyordu Kaka.

2005-06 sezonu Kaka için iyi başlayan fakat sonradan kötü devam eden bir sezon olacaktı. 14 gollük performansıyla Milan’ın ligde ikinci olmasında pay sahibi olan Kaka, Şampiyonlar Liginde attığı 5 gol ile de takımının yarı finalde Guily’nin tek golüyle Barcelona’ya elenmesine engel olamamıştı.

Her şey güzel bitti derken İtalya’da patlak veren şike skandalı sebebiyle şampiyon Juventus küme düşürüldü, Milan’a ise 30 puan ceza verilerek 58 puan ile üçüncü sıraya geriliyordu. Bu olaylar olurken Kaka Brezilya formasıyla Dünya Kupası için Almanya’daydı. Turnuvaya en büyük favori olarak gelen Brezilya çeyrek finalde Zidane’ın komutasındaki Fransa’ya elenmekten kurtulamamıştı. Yani Ronaldo, Ronaldinho, Kaka ve Adriano bir Zidane etmemişti o turnuvada. Turnuvayı bir golle kapatan Kaka’nın bu ikinci Dünya kupasıydı. 2002’de şampiyon Brezilya kadrosunda yer alan Kaka sadece Kosta Rika maçında 19 dakika oynayabilmişti. O zamanlar figüran oyuncuydu 2006’da ise baş aktörlerden birisiydi.

 

 

2006-07 sezonu Kaka’nın top seviyesine çıktığı sezondu. -8 puan ile başladığı ligde Milan dördüncü olmuştu. Kaka ise attığı 8 golle katkı sağlamıştı. Asıl Kaka’nın top seviyeye ulaştığı nokta ise Şampiyonlar Liginde finalde Liverpool’u yenip şampiyon olmalarıydı. O turnuvada göstermiş olduğu 10 gol 5 asistlik performans takdire şayandı. Final maçında ikinci golde İnzaghi’ye yapmış olduğu asist ise kupayı Milano’ya getiren anlardan biri olmuştu. Kaka’nın asıl unutulmaz maçı ise yarı finalde Old Trafford’da Manu’ya tek başına meydan okumasıydı. O gece attığı iki golden daha ziyade Heinze’yi ve Evra’yı birbirine yumurta gibi tokuşturması unutulmaz futbol enstantanelerinin arasında yerini alacaktı. O golde asıl şaşırtan Kaka’nın inanılmaz sakinliği ve top hakimiyetiydi.

Kaka bu performansından sonra Dünyada yılın futbolcusu seçilmişti. Ödülü kazandıktan sonra yapmış olduğu röportajlardan birinde ise ‘’bu çok fazla baskı yaratıyor ve sorumluluk gerektiriyor. Ancak bence bunlar iyi şeyler. Milan’da büyük bir sorumluluk üstlenmek gayet güzel’’ demecini veriyordu. Sonraki iki sezonda ise 61 maç 31 gol ve 19 asistlik performansı Milan’ı ligde şampiyon yapmaya yetmemişti. İtalyanların ‘Trequarista’ dedikleri 10 numara rolüne cuk diye oturan Kaka, İtalya yıllarında muhteşem vuruş tekniği, dripligleri ve pasör özelliğiyle ligin en iyi yabancılarından biriydi. Öyle ki İtalya’da 2004, 2006 ve 2007 yıllarında en iyi yabancı futbolcu ödülünü ve aynı zamanda Serie A’da 2004 ve 2007’de ise yılın futbolcusu ödülünü kazanmıştı. Gattuso onun için ’’Kaka öyle muhteşem ki, bazen gerçekten var mı yok mu anlamak için ona dokunmam gerekiyor’ demişti.

 

 

3 Haziran 2009 tarihinde Real Madrid Kaka’yı 65,5 milyon Euro karşılığında renklerine bağladığını resmen açıklıyordu. Herkes o sene transfer edilen Cristiano Ronaldo ile birlikte hücum varyasyonlarında nefes kesen bir ortaklık olacağını düşünüyordu. Keşke öyle olsaydı. Kaka’nın R.Madrid kariyeri sakatlıklarla geçti. Sakatlıktan kurtulduğu vakit de Mourinho tarafından hazır olmadığı gerekçesiyle oynatılmıyordu. Dünya Kupası sonrası transfer edilen Mesut Özil’in beklenmeyen performansı sonrası Kaka’nın pabucu dama atılmıştı. İstikrarı bir türlü yakalayamayan Kaka özgüven kaybı yaşıyordu. Bütün herkesin beklentilerinin aksine Kaka’nın Real Madrid kariyeri hayal kırıklığı ile noktalanmıştı.120 resmi maçta 29 gol 32 asist istatistiklerini elde eden Kaka, Real kariyerinde 1 La liga, 1 Copa Del Rey ve 1 İspanya Süper Kupası kazanma başarısını göstermişti. Şampiyonluk kazandıkları sene attığı 1-2 kritik gol dışında şampiyonlukta önemli rol oynayan oyunculardan biri olamıyordu.

 

Kaka sezonu Milan’da tamamladı. Onu Kaka yapan ve dünyanın en iyi futbolcusu apoletini taktığı kulüpte. Bu sene fazla parlak bir sezon geçirmese de o eski klasından bir şey kaybetmediğini görmek sevindiriciydi. Soldan içe kat edip köşeye bıraktığı o öldürücü plaseleri sevgiliye yazılmış en güzel şiir kadar güzel ve baştan çıkarıcıydı. Derler ya güzel şeyler çabuk biter Kaka – Milan birlikteliği çok çabuk bitti. MLS’in yeni takımlarından Orlando City’ye transfer olan ve yeni takımının ancak 2015 MLS sezonu lige katılacağı için sezon başlayana dek Kaka’yı doğduğu kulüp Sao Paolo’ya kiralık gönderdi. 2015 MLS sezonu'nda ise artık sırtında Orlando forması vardı.

Dinine aşırı bağlı olan ve gençlik aşkı Carolina ile evlenen hatta o döneme kadar bakir kaldığını dile getiren, Playboy futbolcu tipine girmeyen ve kazancını Brezilya’daki Renescar kilisesine bağışlayan Kaka aykırı bir futbolcu. Nasıl aykırı olmasın Kaka genç takımda oynarken ailesi evine gitmek için yeterli parası ve zamanı olmayanlara yardım eli uzatır onları evlerine kabul ederdi. Hatta bazı futbolcular Kaka evde olmadığı zamanlar bile gidiyorlardı. O hem saha da hem saha dışında karakter abidesi bir beyefendiydi.

 

2000 yılının sonlarında felç kalmaktan kurtulmaya çalışırken Kaka, 10 hedefli bir liste yapmıştı.

1- Yeniden futbol oynamak (Mart 2001)

2- Profesyonel olmak (Mart 2001)

3- Brezilya şampiyonası için belirlenen 23 kişilik kadroda olmak (Nisan 2001)

4- Konsantrasyon kampına gidecek 18 kişilik kadroda yer almak için mücadele etmek(Aralık2001)

5- İlk on birde sürekli olarak yer bulmak (Ocak 2002)

6- Dünya gençler şampiyonasında oynamak (Haziran 2001)

7- Şampiyona ardından Sao Paulo’daki yerini korumak (Ağustos 2001)

8- A Milli takıma çağrılmak(Ocak 2002)

9- A Milli takım formasını giymek (Ocak 2002)

10- İtalya veya İspanya’dan büyük bir takıma transfer olmak (Ağustos 2003)

 

Listede tamamlanmamış madde yok. Umarız futbolu erkenden bırakmazsın Kaka. Seyretmeye doyamadıklarımızdansın ve umarım bizi bir yerlerden duyuyorsundur.

Kapanışı o puslu Manchester akşamında neler yaptığını hatırlayarak kapatalım.

‘’Aman tanrım o ne goldü ! Evra ve Heinze’yi bir yumurta gibi birbirine tokuşturdun, Fergie’nin suratını görmeliydin. Büyüksün Kaka ve hiç unutulmayacaksın ! ‘’