2. Dünya Savaşı Ardından 1950 Dünya Kupası

2. Dünya Savaşı Ardından 1950 Dünya Kupası

1930 yılında Uruguay’da düzenlenen turnuva ile başlayan Dünya Futbol Şampiyonaları 1934 İtalya ve 1938 Fransa şampiyonaları ardından tarihin en kanlı savaşı olan II. Dünya Savaşının patlak vermesiyle 1942 ve 1946 yıllarında yapılamadı. II. Dünya Savaşı'nın etkileri, uluslararası tüm spor faaliyetlerini kötü etkilemişti ve durmalarına sebep olmuştu. Tabi bu durumdan futbolda fazlasıyla etkilenmişti.

FIFA, Temmuz 1946'da Lüksemburg'da bir kongre düzenleyerek Dünya Kupasının yeniden devam etmesi konusunda fikir birliğine vararak 1950'deki turnuvaya Brezilya'nın ev sahipliği yapması kararını aldı. Futbol yeniden ayakları üzerine kalkıyordu. Kupa 24 Haziran - 16 Temmuz 1950 tarihlerinde Brezilya’da 13 takımın (Brezilya, İtalya, İngiltere, Uruguay, İsveç, İsviçre, İspanya, Bolivya, Şili, Paraguay, Yugoslavya, Meksika ve ABD) katılımıyla 6 farklı şehirde (Belo Horizonte, Coritiba, Porto Alegre, Recife, Rio de Janerio, Sao Paulo) düzenlenecekti. Kupaya dönemin FİFA Başkanı’nın  "Jules Rimet” adı verildi.

 

 

Ne kadar Dünya Kupası iyi bir organizasyonla geri dönecek diye düşünülse de elemelerde ve turnuvanın öncesinde birçok sıkıntı yaşanmıştı.

O dönem Almanya ve Japonya’nın uluslararası müsabakalardan men cezası sürmekteydi. Rusya, Çekoslovakya ve Macaristan da politik nedenlerden dolayı elemelere katılmamayı seçmişlerdi. Son anda Türkiye’yi ilgilendiren bir gelişme olmuş Avusturya’da elemelerden çekilme kararı almıştı, bu durumda Türkiye için bir şans doğmuş ve baraj maçı oynamaya hak kazanmıştı. 20 Kasım 1949 yılında Ankara 19 Mayıs Stadyumunda baraj maçında rakip, tarihinde ilk kez bir resmi maça çıkan Suriye olmuştu.

Türkiye, Suriye’yi Fahreddin Cansever(3), Bülent Eken, Erol Keskin, Gündüz Kılıç ve Lefter Küçükandonyadis’in golleriyle 7-0 gibi tarihi bir skorla bozguna uğratıp finallere kalmayı başarmıştı.

Lakin II. Dünya Savaşı sonrası dönemin zor ekonomik şartları turnuvaya yine sekte vuracak,bir diğer Avrupa ülkesi olan İskoçya gibi Türkiye’de mesafe uzaklığı ve maddi imkânların yetersizliğinden dolayı şampiyonaya katılmaktan vazgeçecekti.

Asıl ilginç olay ise elemelerde başarılı olan, Hindistan’ın maçları çıplak ayakla oynama isteğinin FIFA tarafından kabul edilmemesi üzerine şampiyonadan çekilmiş olmasıydı.

Turnuva tüm bu aksiliklere rağmen 24 Haziran tarihinde Brezilya- Meksika maçıyla start alıyordu.

Grup maçları bol gollü geçiyordu ama özellikle bir maç ilginç olayların oluşmasına sebep olacaktı. 29 Haziran tarihinde Belo Horizonte’nin Independência stadında oynanan maçı A.B.D-İngiltere maçını A.B.D. Gaetjens’in 38. Dakikada attığı golle 1-0 kazanıyordu. Ama futbolun beşiği olan İngiliz medyası A.B.D.’ye yenildiklerine inanmıyor ve manşetlere 1-0 İngiltere’nin galibiyetini düşüyorlardı. Bu hatadan ancak günler sonra dönülecekti J

Turnuva günümüzdeki Dünya Kupaları statüsünden farklı bir statüye sahipti. Gruplarını lider bitiren takımlar final grubunda şampiyonluk için mücadele ediyorlardı. Ayrıca galibiyetlerin ederi yine günümüzden farklı olarak 2 puandı.

Final grubuna, gruplarını lider tamamlayan Brezilya, İsveç, İspanya ve Uruguay kalıyordu. Uruguay’ın final grubuna kalması da hayli ilginçti, çünkü turnuvadan çekilen ülkeler nedeniyle gurupta tek maçı Bolivya’ya karşı oynuyor ve maçı 8-0 gibi bir skorla kazanıyordu.

Turnuvanın en can alıcı hikayesi ise Final Grubunun son maçında yaşanacaktı.

Takvim yaprakları 16 Temmuz’u gösterdiğinde Rio de Janerio kentinin ünlü Maracana Stadında resmi rakamlara göre tam 174.000 kişi vardı, Şampiyonluk için Brezilyaya ev sahibi olduğu bu turnuvada beraberlik bile yetiyordu, hatta maçın 47. Dakikasında Friaça’nın golüyle öne geçtiklerinde statta şampiyonluk şarkıları söylenmeye başlanmıştı. Ama ne olduysa 65. Dakikadan sonra oldu, önce 66.Dakika’da Schiaffino ardından 79. Dakika ’da Ghiggia maçı Uruguay’a kazandıran golleri atıyor ve tarihe geçiyorlardı.

 

 

 

 

Uruguay ikinci kez Dünya Kupası Şampiyonu olurken, kendi evinde Şampiyon olacağından emin Brezilya tam bir yıkım yaşıyordu.

Daha sonraları ünlü oyun yazarı ve gazeteci Nelson Rodrigues 1950 Dünya Kupası için şöyle der:

Her yerde yaşanan ulusal felaketler var. Örneğin Japonya için Hiroşima. Bizim ulusal felaketimiz de 1950 yılında Uruguay karşısında aldığımız yenilgi.

Maracana hezimeti Brezilyalıların tarihlerinde hiç unutamadıkları ve nesilden nesile anlatılan acı bir anı olmaya halen daha devam ediyor.

Tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen turnuvanın en güzel yanı ise Futbol’un tekrar dünya sahnesine çıkıp insanların hayatlarına dokunmaya başlamasıydı…