Scouse Devinin Tarihi: Liverpool FC – Bölüm 1

1892’de bir bira fabrikasının ve aynı zamanda Anfield Road’un sahibi John Houlding, Everton’dan bu stadı devam kullanabilmeleri için o zamana kadar aldığı kiranın iki katından fazlasını ister ve büyük bir münakaşa başlar. Tabii Everton’un iyi bilet satmasından (ortalama 10.000 izleyici geliyordu iç saha maçlarına) ve ilk şampiyonluğunu yaşamasından da kaynaklanıyordu bu uçuk talep. Evertonlular resti çekip Anfield’in bir kilometre kuzeyinde Goodison Park’ı 8.000 £ karşılığında satın alır. Ödedikleri fiyatın karşılığını fazlasıyla alacaklardı zira ortalama seyirci sayısı bir daha 13.000’den aşağıya düşmedi Everton tarihinde o günden sonra. Bazı kulüp üyeleri ise Anfield’i terk etmek istemediler, Everton’a sırtlarını döndüler  ve Houlding’le birlikte dünya futbolunun en büyüklerinden olacak Everton Athletic’i (şimdi ki adıyla Liverpool FC) kurdular

 

1900 senesinde Anfield

 

Yazıma başlıktaki ‘‘Scouse’’ sözcüğünü anlatarak başlamak istiyorum. Scouse, Liverpool kentiyle özdeşleşmiş bir İngiliz aksanıdır. Liverpool’da yaşayan insanlar için “Liverpudlian” veya halk arasında daha yaygın olan “Scouse(r)” kelimesi kullanılır. Liverpool taraftarlarının bir tribün bestesinde “We are not English, we are Scouse!” (“Biz İngiliz değiliz, biz Scouse’ız!”) şeklinde haykırdıkları için başlıkta İngiliz yerine Scouse devi yazdım.

Scouselar, tarihindeki ilk sezonunu Lancashire liginde geçirecekti. O zamanların League One’ında (Üçüncü lig) . Kurulan kulübün stadı hazırdı fakat oyuncusu yoktu. Bundan dolayı ilk menajer John McKenna İskoçya’ya uçtu ve dokuzu İskoç olmak üzere 13 futbolcuyla şehre döndü. İlk maçında Liverpool, Rotherham Town’u 7-1’lik rahat bir skorla geçti. İngiltere’de bir takımın sahaya yerli oyuncu sürmediği ilk müsabakaydı bu. 1893’de Liverpool ilk sezonunu lider bitirdi ve ertesi sene bugün Championship olarak tanıdığımız Division 2’yu namağlup şampiyonlukla tamamlayarak Division 1’e yükselmeyi başardı. En üst lige çabuk alışamadı Liverpool. Goodison Park’ta ilk Merseyside derbisinde 4-0’lık hezimete uğradı ve sezonu son sırada tamamladı. 30 maçın yalnızca 7’sinde sahadan galibiyetle ayrılabildi Liverpool o yıl. Neyse ki bu senenin üzerine averaj farkıyla Manchester City’nin önünde birinci olup yeniden en üst lige yükselmesini bildi Kırmızılar.

Kulüp 18 lig şampiyonluğunun ilkine 1900/01 sezonunda ulaştı.Birinci şampiyonlukta kilit oyuncu takımın stoperi Alex Raisbeck’ti. Stoke City’den 350 £’a gelmişti Liverpool’a 1898’de. Genç yaşta kaptanlık görevine layık görülen Raisbeck, Liverpool’un ilk yıldız futbolcusu olarak biliniyor. O yıl Kırmızıların menajerlik görevini üstlenen Tom Watson hâlen en uzun süre takımın başında kalma özelliğini sürdürüyor. En fazla maçta teknik direktörlük yapma onuru ise 50’li yılların sonuna doğru göreve getirilen Bill Shankly’nin.

1906’da ikinci şampiyonluğun gelmesiyle, yöneticiler taraftarlar için efsanevi “The Kop” tribününü kurarlar. Tribün, ismini Güney Afrika’da bulunan ve 2. Boer Savaşında üzerinde birçok İngiliz askerinin can verdiği bir tepeden alır. “Spion kop” Afrikanca’dan gelir ve Türkçemizdeki karşılığı “stratejik nokta”dır.  1914’te Tom Watson, Liverpool’u tarihinde ilk kez FA Cup finaline yükseltti ama takımı Burnley’e karşı boyun eğdi. Maçtaki tek golü kaydeden Bert Freeman eski bir Evertonluydu. Bir yıl sonra 1915’te, 18 seneyi aşkın bir sürede Kırmızılara ilk iki şampiyonluğunu yaşatan Tom Watson, hayata gözlerini yumdu. Watson’un ölümünden sonra İngiltere’de dört seneliğine resmî (!) liglere ara verilmişti. Buna sebep olan Birinci Dünya Savaşıydı.

 

Liverpool’da en uzun süre görev yapan menajer Tom Watson

 

Liverpool’un ligdeki performansı savaştan önce hiç iyi görünmüyordu. Kulüp beş sene boyunca ilk 10’a giremedi. Fakat 1919’dan itibaren daha kaliteli bir Liverpool vardı. Kırmızılar koleksiyonlarına iki şampiyonluk kupası daha eklediler. Üstelik ikisini de peş peşe kazandılar. Böyle bir başarıyı bir kere daha görebilmek için Liverpool halkı Bob Paisley’i bekleyecekti. Savaştan sonraki yıllar takımı genç forvet Harry Chambers sırtlıyordu. Bir Merseyside derbisinde hat-trick’e imza atan ilk Liverpoollu oldu. Ancak Liverpool’un Chambers önderliğinde yaşadığı üçüncü ve dördüncü şampiyonluğu dışında göze batan başarısı yoktu iki Dünya Savaşı arasında (1919-1939). Takım bir türlü istediği sonuçları elde edemiyordu. FA Cup’ta çeyrek finalden öteye gidemiyordu Kırmızılar ve ligde de ilk 10 takım arasında nadiren yer alıyordu.

Liverpool yine bir Dünya Savaşından hemen sonra 1946/47 sezonunda şampiyon oldu ve FA Cup’ta yarı finali görmeyi başardı. Tıpkı 1915’te oynanan finalde olduğu gibi yine Burnley’e karşı elendiler. Bundan üç yıl sonra ikinci defa finaldeydiler ama bu sefer de Arsenal’e karşı 2-0 mağlup oldular. O zamanlar kapasitesi 60.000’i bulan Anfield Road’da 1952 yılında bir seyirci rekoru kırılmıştı. Bir FA Cup mücadelesinde Wolverhampton’a karşı tribünlerde 61.905 izleyici vardı. Taraftarların yaklaşık 28.000’i maçı Kop’tan izlemenin keyfini çıkardı. Maç sonu gülen taraf 2-1’lik sonuçla ev sahibiydi. 1954’te çok kötü bir sezon geçiren Kırmızılar, ligde sonuncu oldu. Tam 50 yıl aradan sonra tekrar Division 2’ya düşme üzüntüsündeydi Liverpool şehri. Takım kolay kolay yine yükselemedi de Division 1’a. Ancak 1959’da yönetim, Liverpool tarihinin belki de en doğru kararını verdi ve bu isabetli seçim sayesinde yeniden Division 1’a çıkılacaktı. William ‘‘Bill’’ Shankly menajerlik koltuğuna getirildi.

 

Liverpool’un efsane menajeri Bill Shankly

 

Liverpool FC günümüzde ‘‘efsanevi’’ bir takım olarak anılıyorsa, bunu baş mimar Shankly’ye borçludur. Çünkü kulübe o kadar fazla katkısı bulunan bir diğer menajer yok. Shankly işinin piriydi. Kendi futbolcularına kimin için oynadıklarını unutturmamak ve rakip futbolculara kime karşı oynadıklarını hatırlatmak amacıyla soyunma odalarının önüne “This Is Anfield” levhasını yaptırdı. Gelişiyle takımın iştahını yeniden kabarttı. Gerry & The Pacemakers’in ‘‘You’ll never walk alone’’ adlı bestesini Kop’a sevdiren ve futbol dünyasına kazandıran da Bill Shankly’den başkası değildir.

Liverpool’daki üçüncü sezonunda Division 2’yu kazandı. En önemli silahları şüphesiz İan Callaghan, Roger Hunt ve İan St. John’du. İan Callaghan Liverpool tarihinde en fazla maça çıkan futbolcu. Toplamda 857 kez forma giydi, ki bu bir orta saha oyuncusu için inanılmaz bir rakam. St. John ve Hunt hücum hattını oluşturuyordu ve neredeyse hiçbir maçı boş geçmiyordular. Bu yıldızlarla artık her şey güzel olacaktı. Kulüp o günden beri küme düşmedi hattâ düşme korkusu bile yaşamadı. Hep üst sıralardaydı. En kötü sezonlarını sekizincilikle tamamladı. Bill Shankly en üst ligde on iki sezon geçirecekti. Bu on iki yıl çok büyük bir önem taşıyor Liverpool tarihinde. Shankly takımı üç kez şampiyon yapan ilk menajer olmakla kalmamış,  taraftarlara ilk iki FA Cup zaferinin sevincini de tattırmıştı. Başarıları bu kadar mı? Elbette değil. 1965’de Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında  takımını yarı finale, bir sene sonra ise finale yükseltmişti. Finalde Dortmund’a karşı uzatmalarda kaybetse de birkaç yıl sonra kazandığı UEFA Kupasıyla Liverpool hayranlarını teselli etti ve Yılın Menajeri seçildi. UEFA zaferindeki en önemli oyuncular takıma yeni gelen John Toshack ve Kevin Keegan idi. Efsane kaleci Ray Clemence’in rolü de gözardı edilemez tabii. Bu dönemde Bill Shankly büyüklüğünü bütün dünyaya kanıtlamıştı. İngiltere’nin ikinci liginden bir ekibi, Avrupa’nın en büyüklerinden birine çevirdi. Gelmiş geçmiş en iyi menajerlerden biri olduğu su götürmez bir gerçektir.