Bir Futbol Trajedisi : Andres Escobar

“Kirpi gibisin çocuk/Her tarafın diken/Kim elini uzatsa/Delik deşik/Üstelik sen de kan içindesin” diyor Atilla İlhan bir şiirinde...

Tarih 2 Temmuz 1994.Kolombiya’nın en büyük ikinci kenti olan Medellin’de ‘El İndio’isimli bir barın önünde uzun boylu, genç bir erkek cesedi.38 kalibrelik bir silahtan çıkmış 12 mermi var vücudunda. Cinayete şahit olanlar şaşkın, çünkü cinayeti işleyen adam silahından çıkan her merminin ardından ‘Goooool’diye nara atıyor.Etraftaki şaşkın kalabalığın sayısı gittikçe artıyor;çünkü yerde yatan uzun boylu, genç adam Kolombiya milli takımının kaptanı Andres Escobar Saldarriaga idi.

13 Mart 1967 günü Kolombiya’nın Medellin kentinde doğdu Andres Escobar Saldarriaga.Zengin bir ailenin çocuğuydu Andres. Bu sayede Kolombiya’nın en iyi okullarında eğitim gördü. Futbola Atletico Nacional takımında başladı.20 yaşında Atletico Nacional A takımına yükseldi. Defansın ortasında oynayan Escobar, ilk senesinde kadroya girmekte zorlansa da daha sonra takımın en önemli oyuncularından biri haline geldi. Atletico Nacional’de A takıma yükseldikten 1 yıl sonra o dönem hem Atletico Nacional’i, hem de Kolombiya milli takımını çalıştıran Francisco Maturana tarafından milli takım kadrosuna çağırılmaya başladı.50 maçlık milli takım kariyerindeki tek golünü aynı yıl İngiltere’nin ünlü Wembley Stadı’nda Kolombiya ile İngiltere’nin 1-1 berabere kaldıkları hazırlık maçında attı. 1988-1989 sezonunda Güney Amerika kıtasının en büyük kupası olan Copa Libertadores’i kazanan Nacional takımını bel kemiği olan Andres Escobar, sezon sonunda İsviçre’nin Young Boys takımının dikkatini çekti ve bu takıma transfer oldu. Fakat bizim de Türk futbolculardan alışık olduğumuz şekilde, vatan hasretine dayanamayıp 1989-1990 sezonunun sonunda Atletico Nacional’e geri döndü.1990 yılnda;1962’den sonra tarihinde ikinci kez Dünya Kupası’na giden Kolombiya kadrosunda yer aldı. İtalya’da düzenlenecek olan Dünya Kupası’na Kolombiya, kıtalararası playoff maçında İsrail’i eleyerek gitmişti.Kolombiya,kupada Batı Almanya,Yugoslavya ve Birleşik Arap Emirlikleri ile mücadele ettiği D grubunda yalnız B.A.E.’yi yenerek, 3 puanla grupta üçüncü olup elendi.1990-91 sezonunda ise Atletico Nacional ile Kolombiya şampiyonluğu yaşadı.

 

 

1994 yılına gelindiğinde ise Kolombiya 4 yıl önce olduğu gibi ABD’de düzenlenecek Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmıştı.Bu kez her şey çok farklıydı.1990’da playofflar ile sürpriz bir şekilde Dünya Kupası’na katılan Kolombiya takımı gitmiş; yerine çok iyi bir öneleme performansı sergilemiş, o zamanın belki de tüm zamanların en iyi futbolcusu olan Maradona’lı Arjantin’i 5-0 yenmiş bir Kolombiya milli takımı gelmişti.Carlos Valderrama, Faustino Asprilla gibi yıldızlarıyla parlayan Kolombiya milli takımı için artık beklentiler yükselmişti. Bunda hem müthiş öneleme performansının, hem de Pele’nin: “Dünya Kupası’ndaki favorilerim Brezilya ve Kolombiya’dır” sözünün etkisi vardı. Kolombiya 1994 Dünya Kupası’nda evsahibi A.B.D.,Romanya ve İsviçre’nin bulunduğu A grubuna düştü. 18 Haziran 1994 günü Rose Bowl stadında 91,586 kişinin izlediği maçta Kolombiya ile Romanya grubun ilk maçında karşı karşıya geldi. Maç öncesi beklendiğinin aksine,maça Romanya baskılı başladı. 15. dakikada Raducioiu ve 33. dakikada Hagi’nin attığı gollerle Romanya ilk dakikalarda üstünlüğü bulmuş oldu. Kolombiya 43.dakikada Delgado’nun attığı gol ile farkı bire indirmiş olmasına rağmen 87.dakikada Raducioiu’nun golüne engel olamadı ve maçı 3-1 kaybetti. Alınan bu mağlubiyet, turnuvaya şampiyonluk ümidi ile gelmiş olan Kolombiya için soğuk duş etkisi yaptı.Artık o andan itibaren Kolombiya’nın gruptaki ikinci maçları olan A.B.D. maçını kaznamaktan başka çaresi yoktu. Alınacak bir mağlubiyetle şampiyonluk ümidi ile başlanan turnuva, Kolombiya için sona erecekti. Takım A.B.D. maçına büyük bir baskı altında çıktı.

İlk grup maçındaki gibi Rose Bowl stadında oynanacak maçı izlemek için 93,689 kişi tribünleri doldurmuştu. Maçı İtalyan Fabio Baldas yönetiyordu. Kolombiya milli takımı maça daha atak başladı. Savunma güvenliğini ikinci planda bırakıp gol aradıkları dakikalarda, 33.dakikada A.B.D. bir kontraatak şansı yakaladı. John Harkes’in sol kanattan açtığı ortada Andres Escobar, topu uzaklaştırmaya çalışırken yaptığı müdahalede top, kaleci Oscar Cordoba’yı kontripiyede bırakarak Kolombiya ağlarına gitti. O an Andres Escobar’ın ve bütün Kolombiya’nın yıkıldığı andı ve o andan itibaren Andres Escobar için hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı.

 

 

53.dakikada Stewart’ın golü ile 2-0 yenik duruma düşen Kolombiya’ya 90.dakikada Valencia’nın attığı gol yetmeyecek ve Kolombiya maçı 2-1 kaybedecekti.Maçtan sonra kendi kalesine gol atan Escobar:

 

“Evet kendi kaleme gol attım. Ama bu dünyanın sonu değil, hayat benim için devam ediyor.”

demişti. Kolombiya ,şampiyonluk ümitleri ile geldiği turnuvadan büyük bir hayal kırıklığına uğrayarak elenmişti.Son maçta İsviçre’yi 2-0 yenmeleri bir işe yaramadı.

 

A.B.D. maçından sonra ölüm tehditleri almaya başlayanEscobar,İsviçre maçını beklemeden ülkesine döndü. O maçtan 10 gün sonra, 2 Temmuz 1994 günü takım arkadaşı Oscar Cordoba ile birlikte biraz rahatlamak için Medellin kentindeki “El İndio” isimli bir bara gittiler. Escobar, biraz rahatlamak istemişti,çünkü o maçtan beri neredeyse her gün,her gece tehdit telefonları alıyordu.Devamını Oscar Cordoba’dan dinleyelim:

“Andres ile birlikte kafa dağıtmak için bara gitmiştik.Üç kişi bize yaklaştı ve aralarında biri Andres’e A.B.D. maçında kendi kalesine attığı golle ilgili laf attı.Karşılıklı küfürleşmeler ve bir miktar itiş kakıştan sonra laf atan kişiler dışarı çıkartıldı.Ama o laf atan adam biz bardan çıktığımızda dışarıdaydı ve Andres’e ateş etmeye başladı.”

Vücudunda 12 kurşun tespit edilen Escobar,oracıkta hayatını kaybetti. Eğer bu olay olmasaydı, Escobar İtalya’nın Milan takımına transfer olacaktı, çünkü kendi kalesine gol atmasına rağmen oynadığı iki maçta çok iyi bir performans sergilemişti.Andres Escobar, 120.000 kişinin katıldığı bir cenaze töreni ile Kolombiyaların gözyaşları eşliğinde ebediyete uğurlandı. Olaydan sonra yakalanan Humberto Munoz Castro yargılandı ve 43 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Castro o dönemde suç dünyasının ünlü simalarından Juan Santiago Gallonve Pedro David Gallón kardeşlerin yanında çalışan bir korumaydı.Castro’nun cezası sonra 23 yıla indirildi ve daha sonra 2005 yılında Castro daha henüz 11 yıl yatmış olmasına rağmen iyi halden ötürü serbest bırakıldı.

 

Escobar’ın öldürülme sebebi ile ilgili birçok iddia var. Bazıları Escobar kendi kalesine gol atarak Kolombiya’nın elenmesine sebep olmasını gösterirken,bazıları da ABD maçına bahis oynayan büyük uyuşturucu kartelleri tarafından öldürtüldüğünü iddia ediyor; ayrıca öldürülmesinin sebebi olarak basit bir bar kavgasını gösterenlerde mevcut. Her ne sebeple olursa olsun, bir insanın öldürülmesini hiçbir sebep mazur gösteremez.

Bu cinayet ile futbol denilen oyunun tarihine kara bir sayfa Escobar’ın kanı ile yazılmıştır.Oysa Escobar ne güzel anlatıyordu futbolu Kolombiyalı gazeteci Gonzalo Medina ile yaptığı bir röportajında:

“Bu spor hayat ile oyun arasındaki yakın ilişkiyi bize anlatıyor. Futbolda boğa güreşinden farklı olarak ölüm yoktur. Futbol yüzünden kimse ölmez ya da öldürülmez. Bu futbolun sadece eğlence ile alakalı bir şey olmasından kaynaklanıyor.” 

 

Son Ekledikleri: Cüneyt Kurt

Benzer Öğeler (etikete göre)