Futbolun Politik Yüzü | El Saadi Kaddafi

“27 yaşındaydım ve artık futbolcu olmak istiyordum”
Bu söz 42 yıl Libya’yı yöneten Muammer Kaddafi’nin üçüncü oğlu El saadi Kaddafi’ye ait. Siyasi ve ticari ilişkilerin İtalya Seri A ligine kadar yükselttiği El Sadi Kaddafi’nin bir sonraki durağı Arap Baharı adı verilen Libya iç savaşında “Libya Özel Güçleri’nin” başında, belki de bu sefer golcü değil savunmacı olarak yer almasıydı.


Daha önce Libya Futbol Federasyonu başkanlığını da yapan Kaddafi’nin canı biraz da futbol oynamak çekmiş olacak ki 27 yaşında Al-Ahly SCtakımına transfer oldu. İlk kazandığı kupa ise rakip takım Al Shawehly’in final maçında sahaya çıkmaması ile elde edildi…
Al- Ahly SC takımı ile 24 maça çıkan yavru Kaddafi toplamda 3 gol atarak hiç de fena bir sezon geçirmedi…

Sonraki sezon Al-Ittiihad Trablus kulübünde önce takımın başkanı olup daha sonra kendini transfer etti. (?) Anlayacağınız yavru Kaddafi’nin on parmağında on marifet vardı. O sezon Libya Ligi Şampiyonluğunu yaşadılar ve ligin gol kralı 19 golle El Saadi Kaddafi oldu. Sizlere cevabı bulmanın hiç de zor olmadığı bir soru sorayım: Sizce o sezonun en iyi oyuncusu kim seçilmişti ?

Kaddafi büyük ideallere sahip bir futbolcuydu ve ideallerine doğru yükselen basamakları asansör kullanarak çıkıyordu. Hayali Manchester United’da forma giymek olan bizim bu yavru petrol babası rotayı değiştirerek Juventus FC takımı ile antrenmanlara çıkmaya başladı. Ama nasıl olur ? Şike de yapmış olsa koskoca Juventus bu… Bu sorunun cevabı da hiç zor değildi. Kaddafi ailesinin Libya Arab Foreign Investment isimli şirketi Juventus’un hisselerinde pay sahibiydi. Kendi transferini kendisi yapmak isteyen Kaddafi, Juventus yönetim kuruluna kadar girse de bunu başaramadı.

Futbolu siyasetinde bir güç olarak kullanan en baba isimlerden Silvio Berlusconi Kaddafi’nin futbol hayatına el attı ve El Saadi Kaddafi Seri A ekiplerinden Perugia’ya transfer oldu. Dönemin  Perugia başkanı Luciano Gaucci  “Saadi’nin yeteneğine güveniyoruz” diyordu. Fakat güvendiği ve hatta belki de korktuğu baba Kaddafi’nin siyasi ve ekonomik gücüydü. Yıldız futbolcumuz Perguia forması altında bir türlü başarıyı yakalayamıyor, ismini ilk on bire yazdıramıyordu. Daha iyi olması gerekiyordu, belki de daha zengin. Futbolun içerisinde defalarca siyasi ve ekonomik dopingi kullanan Kaddafi bu sefer bunu vücuduna enjekte etti. Yasak bir steroid kullandığı için 3 ay futboldan men cezası aldı. Fakat bir saniye… Doping kullanmanın cezası 3 ay gibi kısa bir süre olabilir miydi ? Ah neyse ki yavru Kaddafi’miz bu ilaçları kronik sırt sakatlığı yüzünden almış ve iki yıllık cezası 3 aya indirilmişti.

 

Perugia, Juventus karşısında 1-0 üstün olduğu maçta skora tutunmaya çalışıyordu. Doksan dakikalık dilimden geriye dayanılması gereken son 15 dakika kalmıştı fakat oyuncu değişikliği tabelasında bir defans yerine 9 numaralı forması ile El Saadi Kaddafi yansıyordu. Neyse ki Perugia adına korkulan olmuyor ve skor bozulmuyordu. Ayrıca futbol adına biz de nasibimizi alıyorduk. Kaddafi’nin ayağına top dahi değmiyordu… Teknik direktör Cosmi maç sonunda kendini şu şekilde savunuyordu: “ Saadi, futbolcu olduğu için oyuna girdi. Bunun bir ülke liderinin oğlunu Seri A maçında oynatarak tarihe geçmemle bir alakası yok.”

Perugia’daki görevinden kovulan Cosmi’nin yeni durağı Udinese oldu. Cosmi futbolun kirli tarihindeki yerini sağlamlaştırmaya kararlıydı ve El Saadi Kaddafi’yi Udinese’ye transfer ettirdi. Kaddafi, Udinese renkleri altında 11 dakika forma giyerek takımın vazgeçilmeleri arasında yer edindi… ve Seri A kariyeri adına en büyük başarısını bu 11 dakikalık performansın içerisinde kaleye gönderdiği ilk ve tek şut ile tamamladı.

Udinese serüveninden sonra Kaddafi’nin geriye dönüşü Libya ekibi Al- Kamahiriyah ile başladı. 2007 yılında bir başka İtalya ekibi Sampdoria ile 6 aylık sözleşme imzalamasına rağmen forma şansı bulamadı.
 
Yavru Kaddafi’mizin bir de milli takım kariyeri var ki sormayın… 2000 – 2006 yılları arasında Libya milli takımın formasını kaptanlık pazubandı ile giyen bizim şımarık oğlan kendisini kadroya almayan Libya teknik direktörü Franco Scoglio’yu kovdu/kovdurttu. Başlı başına mahalle maçlarının top sahibi zengin çocuğunu andıran Kaddafi tuhaflıklarına burada da devam etti. Kanada ile yapılan hazırlık maçında oyundan çıkarken bütün rakip futbolcular ile tek tek tokalaşıp sahayı terk etmesi aslında onun ne kadar alçak gönüllü bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor… İşte o görüntü: 

 



 

Efendim bu tuhaf hikayemizi Fuat Saka’nın“Şimdi Ne Yapar ?” türküsü ile bağdaştırarak bitiriyorum. Libya’da “Arap Baharı” ayaklanması ile Muammer Kaddafi’nin devrilmesi yavru Kaddafi’nin de ülkesinden kaçmasına neden oldu. Devamında kırmızı bülten olarak aranan ilk futbolcu olarak tarihe geçmeye devam eden El Saadi Kaddafi Mart ayında Nijer’de yakanlanmış ve Libya hükümetine teslim edilmiştir.
 


Dipnot: Ayrıca bu senaryonun bir benzerini de coğrafyamızdan hatırlıyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu’nun başkanı, Beşiktaş kulübünün eski başkanı ve son zamanlarda yeşil sahalarda hobidük göbeği, lüppüdük gıdığıyla gördüğümüz Yıldırım Demirören’e karşı bir “Temiz Futbol Baharı”yaşamak, yaşatmak istiyoruz. Nijer hükumetinin dikkatine !