Her Şeyin En Yücesi : Rosario Central

Parana nehri kıyısında Arjantin’e hayat veren bir şehrin en nadide, en ulaşılmaz ve en çok kıskanılan takımı Rosario Central. Messi’nin doğduğu, "El Matador" Kempes’in efsane olduğu, kimileri için en önemlisi Che Guevara’nın hem doğum yeri hem de tuttuğu takımdır Rosario Central. Benim içinse bir çok yönüyle Trabzonspor’a benzettiğim bir efsane.

1889’da İngilizlerin sahip olduğu demir yollarının yapımında çalışan İngiliz işçiler "Central Argentine Railway" adıyla kurdukları bu kulübü, 26 yıl sonra şehrin gerçek sahiplerine bıraktılar. Parana nehri kıyısında haritada kendine yer bulan Rosario aynı Karadeniz gibi ülkenin önemli geçim kaynaklarına limanlarıyla yer açıyor. Dolasıyla para gücünü zamanla eline alan Rosariolular ilk icraatlarını bu takımı İngilizlerin elinden alarak yaptılar. Kulübün ismini de Club Atlético Rosario Central olarak değiştirdiler ve kulüp tarihinin akışını değiştirecek 1971 yılına kadar savrula savrula geldiler.

1971 yılında Rosario’nun ilk şampiyonluğuna bir adım kalmıştı ve  Che’nin tuttuğu takımın devrim yapması içten bile değildi. River’ın stadı Monumental’de oynanacak maçta karşılarındaki rakip düşmanları Newell’s’tı. Şampiyonluğun değeri paha biçilemezdi. Rosario şehrinin bir diğer takımıdır Newells Old Boys. Her yerde olduğu gibi düşman kardeşi Rosario’nun. Ezeli rekabet listesine her zaman ilk 10’dan girer Rosario-Newells maçları. İşte böyle bir ortamda 1971 yılında Rosariolu Aldo Poy’un attığı o uçan kafası rekabetin adını değiştirdi. Maçın sonunda gülen Rosariolulardı ve 54. dakikada Aldo Poy’un attığı kafa golü tarihte yerini almıştı. Bu golün değeri yıllar sonra bile unutulmayacaktı.

                                                

 

Aldo Poy’un attığı bu gol çılgın Rosario taraftarının içinde yıllar sonra farklı duygular hissettirince taraftarlarda bu gol için bir şeyler yapma gereği hissettiler. Bu duyguyu her yıl yaşamak için farklı bir şey buldular. Yapacakları şey çok ilginçti. Belki mantıksız gelebilir ama Canallas(hergeleler) denilen Rosario takımın taraftar grubu OCAL toplanarak saha içerisinde aynı golü atarak kutlama yaptılar. Evet evet anladığınız gibi, Aldo Poy gibi uçan kafayla topu ağlara gönderdiler. Bu onlar için adı konulamaz bir mutluluktu. Bunu her yıl gerçekleştirmekle kalmayıp dünyaya taşıdılar. Taraftar grupları ülke ülke gezerek bu golü aynı şekilde ağlara gönderdiler. Ne kadar sıra dışı değil mi ? Şöyle bakınca bu farklı kutlamayı, kendilerine has çılgınca bir hareketi ancak Karadeniz’in çocuklarında, bu devrimi de ancak Trabzonspor’da görürsünüz.

 

      

                                

                        

Rosario bu şampiyonlukla bambaşka bir kimliğe büründü. Takım artık şehrin önüne geçmişti. Kulübe resmen tapılıyor ondan başka bir şey düşünülmüyordu. Artık onlar için bir dini inanç sistemiydi Rosario. "El Más Grande" deniliyordu. Yani "Her Şeyin En Yücesi" oydu.

Yıllar sonra çılgın Rosario taraftarı golü canlandırmakla kalmayıp bir başka sıra dışı olaya daha imza attılar. Aldo Poy’un tarihe geçen o golün atıldığı maçta forma giyen Newell’s savunma oyuncusu José De Rienzo yıllar sonra apandisit ameliyatı olur. Ameliyatı yapan doktor deli bir Rosario taraftarı olunca unutulmaz bir anı daha tarihte yerini almış oldu. Doktor ameliyat ettiği eski futbolcunun apandisitini alıp taraftar grubu OCAL’a verdi. OCAL’da bunu aldı "José De Rienzo’nun Apandisiti" başlığı altında kendi müzelerine sergilenmek üzere müzeye koydu. Bunun yanı sıra  rekabetin getirdiği tasvip etmediğimiz  olaylar da oldu. Bir çok maçta ölenler, yaralananlar oldu. Bunlar belki alışkın olduğumuz şeyler olabilir, Arjantin’de çok sık rastladığımız taraftar olayları olabilir ancak Newell’slı diye geçtiğimiz yıl şehre gelen Messi’yi tokatlayan da bir Rosarioluydu. "Sen Newell’slısın ben Rosarioluyum" diyerek Maradona’dan sonra ülkelerinin yetiştirdiği en iyi oyuncuya belki de iki yıl sonra onlara Dünya Kupası sevinci yaşatacak olan Messi’ye tokat atacak kadar da cüretkarlar.

Kulübün simgesi Che başta olmak üzere bir başka önemli isim de Mario Kempes’tir. İnstuto’da yetişen Kempes iki yıl içinde Rosario’ya geçip gol krallığı yaşayınca kulübün önemli simgesi haline geldi. Bu gol krallığı efsane Kempes’i Rosario’dan iki yıl içinde ayırsa da Kempes’in onlar için yeri apayrı. Kempes Valencia’ya giderek Rosario’nun gururu oldu. La Liga’da hem gol krallığı hem de Uefa kupası kaldıran Kempes artık Rosario caddelerindeki duvarlarda Che ve Aldo Poy’un yanında yerini almıştı.

Rosario 1971 yılındaki bu şampiyonluktan sonra üç kez daha o duyguyu yaşama fırsatı buldu. Ama hiç biri Newell’s’a karşı alınan şampiyonluktan daha değerli olmadı. Rosario şu sıralarda eski günleri arıyor. İki yıldır ikinci ligde. Newell’s üst ligde olduğu için rekabet biraz soğumuş durumda. Biraz Göztepe-Karşıyaka rekabeti gibi ayrı kaldılar. Bugün(26.05.2012) önemli bir maça çıkıyorlar. Rosario ligde lider durumda ve iki puan gerisindeki River Plate ile  karşı karşıya geliyor. Son dört hafta kala iki efsane kulüp El Gigante’te karşı karşıya gelecekler. İkisi de üst lige çıksın istiyor herkes Rosario - Newell’s , Boca - River derbileri tekrar yaşansın istiyor ama benim gönlüm ilk olarak Rosario’dan yana.

Ve son olarak bir Rosario taraftarının sözleriyle yazıyı bitirelim.

 

"Canalla'nın en kutsal mekanları, takımın doğduğu yer olan demiryolu istasyonu ve takımın maçlarını yaptığı El Gigante stadyumudur. Sahada ay parlar. Takımın sarı ve mavi renkleriyle bezenmiş El Gigante bir mücevher ve tapınaktır. 90 dakikalık maçların dengesi için, Central durmaksızın inançla şarkılar ve ilahiler söyler. Gol olduğunda ise stadyum adeta tutuşur. Üst tribünlerden havai fişeklerin, maytapların ve işaret fişeklerinin fırlatıldığı, tribünlerin parladığı görülür ve parti başlar..."