Dünya Futbolu (191)

Joganitayı takip edenler bu platformun ne kadar özgür ve özgün olduğunu bilirler, burada ayrıştırma yoktur sadece insanlar ve futbol hakkındaki düşünceleri vardır.

“Hayatının en güzel anı hangi goldü” sorusuna Eric Cantona “bir gol değildi” diyor Hayata Çalım At (Looking for Eric, 2009) filminde. Belki de filmin yönetmeni Ken Loach dedirtiyor ona bunu ama King Eric “bir pastı” dediğinde bunun sadece bir senaryo diyaloğu olduğuna inanası gelmiyor insanın.

Kocaman bir çınar ağacıyla incecik gülden narin bir saz birbirlerine komşuymuş. Çınar saza tepeden bakarak şöyle demiş: “ Bir kendime bir sana bakıyorum da acıyorum sana ne kadar ince ne kadar narin canlılarsınız böyle. En küçük rüzgâr da hemen beliniz bükülür. En küçük su dalgası anında ürpertir. Zavallılar.” Saz içini çekerek, “haklısın” demiş. Çınar iyice küçümsemiş onu. “Bir de bana bak. Ne kadar haşmetliyim, güçlü kuvvetliyim. Gövdem senin gövdenin neredeyse bin katı. Dallarımın sıklığından güneş kollarını toprağa ulaştıramıyor. Kuşların çokluğundan dallarım neredeyse görünmeyecek. Rüzgâr vız gelir bana… Dilersen sen de gel benim gölgeme sığın birlikte yaşayalım. Saz çınarın sözlerini gülerek karşılamış. “ ben inceyim ama rüzgârdan büküldüğüm de kırılmam. Çünkü gövdem esnektir benim ama sen… Der demez bir rüzgâr bir fırtına ortalığı birbirine katmış. Rüzgâr zavallı ulu çınarı kökünden söküp atmış.

Sporda şiddet, ülkemizde ve dünyada yapılan tüm çalışmalara rağmen bir türlü kesin çözüm bulunamayan bir sorun. Bu sorunu yenilikçi bir fikirle ele alan Rus tipi yeni holiganizm akımı kökten çözüm olmaktan uzak olsa da incelenmeye, desteklenmeye ve geliştirilmeye son derece açık bir konsept. Kişinin zinde olmasını ve sağlıklı kalmasını temel alan bu akım Rus siyasetçiler tarafından da destek bulmaya başladı. Öyle ki bazıları bunu bir spor dalına çevirebileceklerini bile düşünüyor.

Kaderin tatlı bir cilvesidir bazen, bizdeki söyleyişiyle; “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak”. Dünya Kupası Güney Amerika Kıtası elemelerine iyi başlayan fakat sonradan aldığı kötü sonuçlarla şansını son maça bırakan Şili ilginç bir futbol hikayesine imza attı geçtiğimiz günlerde.

İspanyol yazar Cervantes’in Kılıç Ali Paşa Camiinin yapımında amele olarak çalıştığı bilinir. Cervantes, esirliği sonrası dünya edebiyatına damga vuran ve hatta bugün bile dünyanın en çok okunan eserlerinden biri olan bir ‘’başyapıt’’ kaleme alır.

Piacenzalı Inzaghi kardeşleri  futbol oynadıkları dönemde belli bir jenerasyona sahip herkes duymuştur ve izlemiştir. Zaman çabuk geçiyor, haliyle de ne olduğunu anlamadan bir zamanlar gençliğinin ortasında top koşturan adamları birden saha kenarında takım elbiseli bir şekilde yeşil çimin üstündeki oyunculara bir şeyler söylerken görüyoruz. Sonra yaşımızla ilgili derin düşünceler….

Gol, futbolun en güzel yanıdır. Birbirini tanımayan insanlar takımlarının attıkları golden sonra birbirleriyle kucaklaşır. Bir futbolcunun en keyif aldığı anda meşin yuvarlağı rakip kaleye gönderdiği andır. Fakat bir futbolcu var ki attığı her golden sonra hüzün dolu bir sevinç yaşar. Bahse konu olan futbolcu Polonyalı yıldız  Jakub ‘Kuba’ Blaszczykowski'dir.

Sayfa 1 / 24