Doğuştan Lider Futbolcular

"Bir liderin başlıca fonksiyonu, ümitleri canlı tutmaktır."  - John Gardner

"Liderler,  motivasyonu kendileri yaratmazlar, yalnızca kilidini açarlar." – John Gardner

Dünya liderlerin yönetimleriyle çağ açıp çağ kapatıyor. Hemen hemen her konuda liderleri, hayatın içinde görmek mümkün. Her konuda olduğu gibi futbolda da liderler olmazsa olmazlardandır. Lider oyuncu genelde takımın kaptanı olmakla birlikte kulübün saha içi ve saha dışında sesi olmak durumundadır. Ateşleyici güç olmak, takım motivasyonunu kontrol altında tutmak, konsantrasyonu bir an olsun elden bırakmamak, saygı duyulan bir oyuncu olmak, yetenekli olmak, yukarıdan bakıldığında fark edilir olmak vs. gibi bir çok özellik lider oyuncuda bulunması gereken başlıca özelliklerdir. Yakın tarihimizde futbolda oldukça fazla liderler yetişti. Bunlara yirmiden geriye sayarak bir göz atalım.

 
 

Cannes ve Milan aktarmalı geldiği Arsenal’de 9 yıl forma giyen Vieira modern futbola geçişte bir orta alan oyuncusundan beklenen görevleri tamamen değiştirmişti. Yeni tabirle tam bir box to box oyuncusu olan Fransız, futbol dönemi itibarı ile çok özel oyuncu kategorisindeydi.

Gözü kupada olmayan bir adam Gerrard. Dünyanın en iyi kulüpleri servet teklif etse de kendini Liverpool’a ait hisseden bir efsane Gerrard. 2003 yılında Hyypia’dan aldığı kaptanlığı kolundan hiç çıkarmadı.

2001’de Antonio Conte’den aldığı kaptanlığı takımından ayrılana dek koruyan Del Piero Juventus’un en önemli futbolcularının başında gelir. Kariyerinin başında Baggio’ya tercih edilip şans verilen Del Piero o günden bu yana Juventus’un değişmez elemanlarından biri oldu.

‘’İyi zamanlarındayken bu oyuna Schmeichel’den daha iyi bir kaleci gelmedi. O Manchester United tarihinde dev bir figür ve ona olan borcumuz asla unutulmayacak’’ demişti Sir Alex. 

Hala Real Madrid’de bir çok rekoru elinde bulunduran nam-ı diğer El Diablo. Şeytan deniyordu ama Bernabeu’nun meleğiydi o. İspanya Kralı, "Madrid Raul’dur, Raul de Madrid’dir” derken hiç haksız sayılmazdı. 

Bayrak adam Totti. Ömrünü Roma’ya adayan Totti. Gözünü Roma’da açan Totti. Gladyatör lakabının hakkını sonuna kadar veren Totti’nin liderlik vasıfları takımdaki herkesten çok daha göze batıcıydı. 

Fernando Redondo’yla başlayan modern çift yönlü orta sahaların ilklerindendi Mendieta. 90’ların sonu ve 2000’lerin başlarındaki en iyi orta alan oyuncularından biri olan Mendieta Avrupa’da yılın 11’ine girmeye iki kez nail olmuştu. 

Bir golcünün belki de en çekineceği kaleci tipiydi Oliver Kahn. Sarı saçları ve iri cüssesiyle forvetlerin korkulu rüyası olan Kahn kariyeri boyunca iki direk arasında bekleyen kalecilerden hiç olmadı.

Jari Litmanen’den sonra Finlandiya’nın en önemli oyuncusu Hyypia. 

Fransa’nın unutulmaz kaptanı Didier Deschamps. Bu listedeki liderlik kariyeri açısından en iyi isimlerden biri o. 

Tam bir Alman panzeri. Önüne koyulan bir çok rakibi ezip geçerek sonuca ulaşmış muhteşem bir kaptandı Matthaus. 

Eric Cantona. ‘’The King’’. Bir o kadar yetenekli olup ve bir o kadarda sansasyonlarıyla gündeme gelen  tarihteki en iyi oyuncuların en tepelerinde yer alır Cantona.

Tüm kariyerini Milan’a adamış tarihin gördüğü en iyi savunmacılardan biriydi Maldini. Babası gibi futbolcu olan Maldini Milan’ın görkemli tarihinin altın isimlerinden biri oldu. 

La Masia’nın yetiştirdiği en önemli savunma oyuncusu Carles Puyol. 

Lider oyuncular kendilerini maçı kazanma adına ekstra motive ederler. Takım arkadaşlarını ateşleme adına gerekli olan bu ekstra motiveyi üzerinde taşıyan adamlardan biriydi bu sarı adam. 

Real Madrid’in efsane kaptanlarından Hierro. 

Babasının mirası futbolu aynı babası gibi doruk noktasına ulaştıran bir efsane Manuel Sanchis. 

Manchester United tarihinde en uzun kaptanlık yapan 2. isimdir Roy Keane. 

Nam-ı diğer çelik adam Franco Baresi. Kaptan kelimesinin net olarak karşılığı olan Baresi Milan’ın tam 20 yıl boyunca tüm savunma yükünü omuzlamaktan bir olsun vazgeçmedi.