"Çok şanslıyım neredeyse sakat kalıyordum. Beni Tanrı kurtardı.’’

Bu sözler Kaka’ya ait. 2000 yılında kafasını yüzme havuzunun tabanına çarpmış ve omurgasını çatlatmıştı. Futbol oynaması zor gözüküyordu fakat o azmiyle tekrardan yeşil sahalara muhteşem bir dönüş yapmıştı. Aslında bu kazayı geçirmeden önce Avrupa’ya gelebilirdi Kaka. Arsene Wenger, Sao Paolo’nun 17 yaş altı takımını seyrederken nedense Kaka dikkatini hiç çekmemişti. Genç Kaka Mr. Wenger’in dikkatini çekebilmiş olsaydı kim bilir o kazayı yaşamayacak ve bambaşka bir Avrupa kariyerine sahip olacaktı.

1930 yılında Uruguay’da düzenlenen turnuva ile başlayan Dünya Futbol Şampiyonaları 1934 İtalya ve 1938 Fransa şampiyonaları ardından tarihin en kanlı savaşı olan II. Dünya Savaşının patlak vermesiyle 1942 ve 1946 yıllarında yapılamadı. II. Dünya Savaşı'nın etkileri, uluslararası tüm spor faaliyetlerini kötü etkilemişti ve durmalarına sebep olmuştu. Tabi bu durumdan futbolda fazlasıyla etkilenmişti.

1982 Dünya Kupası’nda ilk kez 24 takım mücadele etti. İlk olarak 4’er takımlı 6 grup oluşturulurken her grubun ilk iki sırasını alan ülkeler ikinci turda 3’erli 4 gruba ayrıldı. Grup liderleri yarı finale yükselerek yoluna devam edecekti ve İtalya ile Brezilya aynı grupta yer alıyordu. İki takım Barcelona’da karşı karşıya geldiğinde Brezilya’ya beraberlik yeterli olacak İtalya ise ancak galibiyet halinde yarı finale yükselebilecekti. Enzo Bearzot’un ekibi İtalya’nın karşısında Tele Santana’nın Brezilyası vardı.

Tarih 1 Temmuz 2006. Yer: Frankfurt. Brezilya - Fransa çeyrek final karşılaşması. İki takım da oldukça iddialı. Brezilya için bu maç bir nevi 98 finalinin rövanşını da almak anlamına geliyordu. Brezilya finallere kupanın 1 numaralı favorisi olarak gelmişti. Fransa ise sürpriz çıkarır mıyım acaba diye turnuvaya başlamıştı.

Dünya Kupasını üç kez kaldıran Brezilya duraklama dönemine girmiş ve ABD’deki finallere 24 yıl aradan sonra yeniden “Dünya Şampiyonu” ünvanını kazanmak için gelmişti. Çeyrek finalde Romario ve Bebeto’lu Brezilya ile Koeman’lı, Bergkamp’lı Hollanda karşı karşıyaydı. EURO 88’de şampiyonluğa ulaşan Hollanda’da altın jenerasyon Dünya Kupası şampiyonluğu için son kozlarını oynuyordu.

1970 Dünya Kupası finalinin önemi diğer finallere göre daha farklıydı, çünkü kazanan takımın Jules Rimet kupasının ebediyen sahibi olacaktı. Fifa daha önce aldığı karara göre üç kez Dünya şampiyonu olan ülkeye kupayı müzesinde sonsuza kadar saklama hakkı vermişti.