Bülent Ecevit'in 1954 Yılında Yazdığı Futbol Yazısı ve Üzerine Bir Analiz

Bundan tam 63 yıl önce yazılmasına rağmen hala daha geçerliliğini koruyan nefis bir analiz. 

Bir futbol yazısı, bir futbol analizi değil sadece, toplum analizi demek daha doğru olur belki... Demek ki o dönemlerde de durum farklı değilmiş diye düşünebilir kimileri ama; artık iyice futbol gündemi ile iyice uyutulan hatta hiçbir şeye tepki vermeyip sadece galibiyet ve mağlubiyet için sokaklara dökülen, kavgalar eden, birbirlerini öldürmekten çekinmeyen nesiller yetişti bilhassa seksenler sonrası.. Halbuki Uruguay'ın futboldaki başarısı ile iktisadi durumu arasındaki bağlantı ile insanların futbol mağlubiyetine olan üzüntüsünün lüzumsuzluğunu gayet güzel ifade eden sayın Ecevit'in şu satırları her kesime çocukluktan işlenmeliydi memlekette...



 

 

Kaynak ( Socrates Dergi )

İstanbul'da doğdum büyüdüm ve ben bir Trabzonspor taraftarıyım, köken olarak Trabzon şehrinden olmakla ve Türk futbolundaki İstanbul tekeline ve adaletsizliğine çomak sokan takımımla her ne kadar gurur duysam da, şehrin belli bir kesiminin sadece futbol ile yaşamasından da büyük üzüntü vehicap duyuyorum. 

Maalesef çoğu şehir bu durumda ya gerçi memlekette; ama ben bir Trabzonlu olarak Trabzon gibi bir kültür şehrinin, Trabzon gibi eğitimli bir geçmişi olan, sadece Karadeniz bölgesine değil, tüm Türkiye'ye ve Türk tarihine damga vurmuş sayısız bilim adamı, sanatçı, siyasetçi, edebiyatçı, asker, eğitimci, bürokrat isimler yetiştirmiş, hatta anıları milattan öncesine dayanan böyle bir tarihi şehrin bugünkü haline gelmesinden daha çok üzüntü duyuyorum. ve bunun en büyük sebeplerinden biri de olarak da bugünkü başarıya endeksli futbol anlayışını görüyorum.

Elbette sayısız sebep eklenebilir, Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin her kesimine sanayi yatırımları yapılırken, Doğu Karadeniz'in nasıl ihmal edildiği, hatta şakayla karışık köy yollarının bile 1. dünya savaşı ve öncesi Rus işgalinden kaldığı, insanların iş bulmak için memleketlerinden yıllar içinde göçe nasıl mecbur kaldıkları ve bunun gibi sebepler yüzünden gençlerin yegane bir umut olarak gördükleri futbola yöneldiği, yöneltildiği filan sayfalarca yazılabilir. Beni aşan konular aslında fakat naçizane yorumlarım olur elbet...

Ama her ne kadar burun kıvırsam da son senelerdeki Arap turizmi hariç şehre pek para akışının olmadığı, insanların; özellikle iş bulamayan genç insanların Trabzonspor haricinde bir beklentilerinin olmadığı, büyük şehirlere göç veren bir şehir Trabzon çoğunuzun gözünde de olduğu üzere. Evet, bilenler için Trabzon çok dinamik, çok enerjik, çok hareketli bir şehir, insanları yapı olarak kıpır kıpır, bunu sokakta bile hissedersiniz ama bu enerjisini ziyan ediyor artık insanların çoğu. Peki neden? Dediğim gibi çok sebep eklenebilir ama bugün siyasetçilerin bile çoğunun gözünde 350 bin merkez nüfusu ile Trabzon şehri, hadi ilçeleri ile 780 binlik Trabzon şehri herhangi bir şehir ve sadece Trabzonspor kulübü ile özdeş...

Yani seneler içinde sadece futbol üzerinden gündeme gelen bir şehir haline gelmiş artık Trabzon şehri. Bugün miting bile yapılırken futbol takımı üzerinden yapılıyor ilk hamle. Adam şehire siyaset yapmaya geliyor, halka konuşma yapacak, sallıyorum; ülkenin durumunu veya partisini, siyasi hedeflerini, politik, ekonomik planlarından bahsedecek; kürsüye çıkıyor; boynunda Trabzonspor atkısı(!)

Futbol veya benzer diğer spor dalları bir oyundur. Güzel ahlak ve sportmenlik gerektirir yazıda olduğu gibi; içinde kazanmak ve kaybetmenin de olduğu. Hatta Trabzonspor gibi bir kimlik olarak görüyorsa insanlar tuttuğu kulübü, fazlasıyla tutkulu bir oyundur ama kesinlikle ölüm kalım olayı değildir. Ve mesleği spor olanlar hariç insanların ilk önceliği de olmamalıdır. konuyu uzatmak, dağıtmak istemiyorum ama insanların bugün unuttuğu değerler var. İnsan olmanın gereklilikleri gibi ve bunlardan biri de bu dünyaya neden geldiğimiz, bu dünyada neden var olduğumuz... Evet, inancı ne olursa olsun insanın dünyada bir amacı, bir gayesi olmalı; bu gaye ile beraber de dünyaya bir şeyler vermeli. Herkes kendi mesleğinde; kendi elinden geldiğince bilim, ilim, kültür, eğitim, ticaret artık ne branşta bir katkısı var ise, ne üretebiliyor ise onu vermeli. Önce kendisine, sonra ailesine, çevresine, mahallesine, köyüne, şehrine, ülkesine, dünyaya... Bunları yaparken de keyif alacağı şeylerle ilgilenmesinde sorun yok, bunlardan biri de güzel bir eğlence olarak spor, sadece futbol ve basketbol değil, sağlıklı ve enerjik nesillerin yetişeceği başka spor dalları da olabilir. Olmalı da...

Neticede öğretmen olsam sınıfıma, müdür olsam okula; hatta Trabzon valisi olsam, tüm okullarda, mümkünse ilkokullarda bu yazıyı okuttururum çocuklara, aslında Türkiye'de imkan olsa tüm şehirlerde okuttururum siyaseti karıştırmadan. Ama nerde... 

 

Yazan : agrali miles

Kaynak : https://eksisozluk.com/entry/67223867