Türk Futbolunu Ayakta Tutan Ülke (!)

Ülkemizde şampiyonluk adayları takımları tutan taraftarlar genellikle tuttukları takımın ülkede en büyük olduklarını varsayarlar. Tabi bunu yaparken bazı istatistiksel verilerle de bunu desteklerler. Ülke içinde “Kim daha büyük, kim daha küçük” kavgasını verirlerken,  bu takım taraftarlarının ülke dışına çıktıklarında da kavgalarını devam ettirdikleri görülür.

Ne demek istediğime yavaş yavaş geleceğim. Bir örnek vermek gerekirse bu sezonun en başından başlayalım;

Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi elemesinde Monaco takımıyla eşleşmişti. Şöyle bir hafızamızı yoklayalım ve o gün neler söylendi hatırlayalım;

Bu Monaco mu bizi yenecek? Eski Monaco yok. Falcao dışında elle tutulur bir yanları yok” tarzında önder spor yazarlarının yorumlarını tekrar hatırladık. Sonuçta Monaco Şampiyonlar Ligi’nde grubundan çıkarak ikinci turda yoluna devam ederken, Monaco’ya elenen Fenerbahçe ise yoluna Avrupa Liginde devam ediyor.

Monaco son yıllardaki en iyi sezonlarından birini de kendi liginde yaşıyor ve Avrupa futboluna uzak olan futbol yorumcularımız da Falcao hariç o takımdan kimseyi bilmedikleri için de Monaco takımını hiç tanımadan yorum yapıyorlardı.

Gelelim Beşiktaş’a .

Gruplarda Benfica ile eşleşen Beşiktaş’ta herkesin ortak düşüncesi Napoli ve Beşiktaş’ın üst tura çıkacağı, Benfica’nın  ise üçüncü olarak Avrupa ligine gideceği yönündeydi. Avrupa Ligi’ne giden Beşiktaş, üst tura çıkan Benfica oldu.

Bu tahminlerin böyle olmasına sebep ise Benfica’nın eski gücünde olmayışıymış!

Şimdi kazın ayağının öyle olmadığını, kendimizi dev aynasında görüp, üretmeyen futbol endüstrimizin üreten futbol endüstrilerinden üstün gören kişilere;  baylara, bayanlara durumun öyle olmadığını kimsenin beğenmediği burun kıvırdığı Portekiz ligindeki Porto ve Benfica’nın özellikle Porto’nun ne gibi isimlerini bize pazarladıklarını göstereceğiz.

Üretmediğimizi üst satırda yazdım. Üretmediğimiz gibi üreten ülkelerin futbol sistemlerini de kendi altımızda zannediyoruz .  2010-11 sezonundan beri Portekiz’in 3 büyükleri Türk futbol kulüplerine 17 futbolcu ihraç etti. Tam 17… Başı da Porto çekiyor.

Sıralayalım

2010-11: Pele (Eskişehirspor)

2012-13: Belucshi(Bursaspor), Janko (Trabzonspor), Djalma(Kasımpaşa)

2013-14: Andre Castro(Kasımpaşa), Djalma(Konya), Henriqe Sereno( Kayseri), Sinan Bolat (Kayseri)

2014-15: Andre Castro(Kasımpaşa), Josue (Bursaspor), Sinan Bolat (Galatasaray), Daniel Opare (Beşiktaş), Djalma (Konya)

2015-16: Quaresma (Beşiktaş), Josue(Bursaspor), Abdolaye Ba(Fenerbahçe), Sami(Akhisar), Djalma(Gençlerbirliği), Fabiano (Fenerbahçe)

2016-17: Aboubakar(Beşiktaş), Nabil Ghilas(Gaziantepspor), Hjun yun Suk (Trabzonspor), Abdoluaye Ba(Alanyaspor), Sami (Akhisar), Josue (Galatasaray)

Yukarda FC Porto takımının ülkemizin bazı takımlarına ihraç ettiği futbolcular yer almaktadır. Djalma’yı iki kere kiralık ve en sonunda bedava üçüncü bir kulübe vermeyi başarmış bir Porto. Ve işin bence en acı tarafı Josue adlı futbolcuyu son üç sezondur Türkiye liginde şampiyonluk yaşamış iki takımımıza kiralayıp durması. Türk futbolunun vazgeçemediği adam Josue desek abartmış olmayız.

Gelelim Benficaya;

Sidnei, Makukula, Adu, Emerson, Funes Mori, Cardozo, Marçal, A.Moraes, Diego Lopez, Derley, Candeias ve Talisca’yı Türk pazarına sunan kulüp oldu.

Sporting ise Joao Pareira, Miguel Lopes, Valentin Viola ve Bruma isimlerini ihraç etti.

Bu tabloda en dikkat çeken Porto oluyor. Aralıksız beş sezon ülkenin büyük takımlarına futbolcu ihraç etti. Bizden ise o tarafa giden yok. Ama futbolumuz,  marka değerimiz, falan bunlarda ilk beşteyiz (!) Ç Çok iyiyiz. (!)

Ülke futbolu neredeyse batmış bir vaziyette. Hep aynı isimler gidiyorlar ve tekrar geliyorlar… Sow, Emenike, Stoch, Atınç, Ersan Gülüm, Bruma, Bosingwa, Medjani, Salih Uçan, Ryan Babel, Egemen  falanlar filanlar. Transferi şu anda konuşulan isimler ise hep kendi ülkemizden… Rodallega, Ahmet Çalık, Eto’o, Mehmet Ekici vs vs…

Şurada hele ki Rodallega’nın ülke dışındaki kariyeri göz önüne alınırsa ülke içinde bir büyük takımızın bu denli peşinde koşması ne denli işlerin yanlış gittiğine dair güzel bir örnekleme olabilir..Aynı mesele Eto’o içinde geçerli adam ülke içinde resmen bir Messi değerinde.Bu adam Antalya’ya gelmeden önce sanırım bilinmiyordu da Antalyaspor’da iken tanındı.  Bunun başka izahı olamaz…

Deve kuşu gibi kafamızı nereye kadar daha kumda tutacağız acaba? Gerçekler yüzümüze ne zaman vuracak? Ülke futbolunda altyapıya dair neredeyse hiç bir şey yok. Ama Evelallah bize bir şey olmaz (!)  Porto var arkamızda, o yetiştirir bahçesindeki meyveleri , bize biraz üst fiyattan verir (!)

Ülkenin lokomotifleri dört büyüklerin Avrupa’da kazanmış oldukları kupa sayıları toplamda 2. İkisi de Galatasaray’ın.

Porto’nun ise tek başına 7 kupası var uluslar arası alanda !

Herhangi bir takımın Avrupa’da göstermiş olduğu çeyrek final başarısını üstünden kaç sene geçerse geçsin büyük bir heyecanla anlatmaya devam edip, örnek gösteriyorsak, sene başında kuralardan gelen takımları küçük görüp; “Bilmem ne camiası büyük camiadır şunu mu eleyemeyecek”  ve akabinde gelen “Hiçbir futbolcusunu tanımıyorum garip garip isimler” ile de cümleleri bitirmeye devam edersek bizden bir halt olmayacağını aynaya bakmadan da görebilirsiniz…

Olsun mu?

Olmasın zaten.