Hüseyin Çimşir Paradoksu

Daha önce Joganita'da “bilimsel araştırmalar” ışığında araştırmaların örnek ve sonuçlarıyla benzetişim kurarak hem futbol hem de Trabzonspor üzerinde yazılar yazmıştım. Milgram Deneyi, Semmelweis olayı gibi bilimsel araştırmalardan bahsediyorum. Ancak biraz sonra anlatacağım olayın bilim dünyasında bir karşılığını bulamadım ve ben bu olaya bir isim koydum ; Hüseyin Çimşir Paradoksu. Artık futbol dünyasından örnek olayları alıp, sosyolojik çıkarımlar yaparım belki de bundan sonra (!)

Son 20 yılda Trabzonspor altyapısından çıkmış en iyi isimler kimlerdir diye sorulsa şüphesiz ki büyük bir çoğunluk Fatih Tekke ya da Gökdeniz Karadeniz ismini verir, bazıları da ek Mehmet Yılmaz ismini ekler cevaba.  Ama şimdi daha da iyi anlıyorum ki; o isimlerin arasında bir kişi daha yer almalıdır; Hüseyin Çimşir.

Açık konuşayım ki, Hüseyin Çimşir Trabzonspor forması giyerken kendisinin oyun tarzını hiç beğenmez, oldukça sıkıcı ve yaratıcılıktan uzak bulurdum.  Ve takım adına faydasız görürdüm. Hatta şöyle derdim

“Hüseyin Çimşir Trabzonspor forması giydiği sürece Trabzonspor şampiyon olamaz zira Hüseyin’in forma giydiği bir takımın şampiyon olması imkansızdır”

Sonra ilginç bir şey oldu; Hüseyin Çimşir Trabzonspor’dan ayrıldı ve Bursaspor forması giydi. Sanırım benim bütün futbol çıkarımlarımı boşa çıkartmak istemiş olacak ki, Bursaspor ile şampiyon oldu.

Ama sonra daha da ilginç bir şey oldu

Bursaspor’un şampiyonluğundan – Hüseyin’in şampiyonluğundan- 1 sene sonra Hüseyin’siz Trabzonspor da şampiyon oldu?

Peki kim haklıydı?

Bu soru bu sıralar oldukça beynimi kurcalamakta. Kendime göre bir cevap buldum sanıyorum ve bu cevabı da Hüseyin konusunda yaşadığım paradoks etrafında açıklayabileceğimi ümit ediyorum. Ve bu cevabının sonrasında sadece Hüseyin’in çevresinde değil son yıllarda Trabzonspor’un yaşadıklarına da ayna tutabileceğini öngörüyorum.

1 – Elimizdekilerin değerini bilmiyoruz. Ya da elimizdekilerini gerçek anlamda maksimum verimi verecek şekilde kullanamıyoruz. Gerçekten değersiz olanları bir kenara bırakırsak, çoğunda bizden kaynaklanan hatalarda elimizdekini değersizleştiriyoruz. Buradan da sorunun tamamen sistem kaynaklı olduğunu öngörüyoruz.

2 – Ancak, daha da önemlisi; değersiz saydıklarımızdan  – belki de gerçekten değersizdir- kurtulunca, ondan daha değerlisini bulamıyoruz. Ve dolayısı ile sürekli geri gitmeye başlıyoruz.

Bu değersizlik kader midir?

Hüseyin Çimşir bizden gittikten sonra şampiyonluk yaşayanlardan, ancak bir kez daha tekrar ediyorum ki biz de Hüseyin Çimşir gittikten sonra şampiyonluk yaşayanlardanız.

Çözüme odaklanmalı.

 

Not : Hüseyin Çimşir iki yıldır Osmanlıspor teknik ekibinde yer alıyor ve Osmanlıspor ile başarıdan başarıya koşuyor. Kendisini tebrik etmek istiyorum. Hem başarılarından dolayı hem de kendine her zaman yeni bir yol bulma konusundaki arzusundan ve becerisinden dolayı.