Dinamo Kiev'den, Dinamo Mesken'e

Yaşadığımız dünyada futbol üzerine anlatılabilecek milyonlarca hikâye vardır, ama bana göre en önemlileri futbolun yaşama dokunduğu noktalar üzerine ortaya çıkmış hikâyelerdir.

Hepimizin bildiği gibi 1980 öncesi Türk siyasi hayatının en karmaşık olduğu dönemlerdi, sağ sol ayrışması yüzünden genç insanların canına kıyılıyor ve insanlar daha fazla kabuklarına çekilip sosyal hayattan uzaklaşıyorlardı. Tüm bu yaşananlara rağmen insanları bir araya getiren en önemli etkinlik futboldu. İnsanlar hangi görüşten olurlarsa olsunlar futbolcular sahada, taraftarlar ise tribünde gönül verdikleri takımın renkleri altında diğer bütün kimliklerini dışarıda bırakıp omuz omuza takımları için mücadele ediyorlardı.

1970’li yılların başında Bursa’nın Mesken mahallesinde gençleri aynı çatı altında toplayıp enerjilerini futbola vermelerini isteyen idealist insanlar tarafından kurulmuş amatör bir kulüptü Meskenspor. Bulunduğu bölgede sol görüşlü insanların çokluğundan dolayı solcuların takımı olarak anılsa da takımın içerisinde her kesimden insan yer almaktaydı.

Takvim yaprakları 1975 yılını gösterdiğinde Meskenspor’un tarihi yeni baştan yazılmaya başlanacaktı.

Bursaspor 1973-1974 sezonunda Türkiye Kupası finali oynayıp kaybettiği halde kupa galibi takımın aynı zamanda şampiyon olup Şampiyon Kulüpler Kupası’na gitmesi sonucu Türkiye’yi Avrupa Kupa Galipleri Kupasında temsil etmeye hak kazanmıştı. 1974-1975 sezonunda Kupa Galipleri Kupasında adından söz ettiren bir Bursaspor vardı. İlk turda İrlanda takımı Finn Harps’ı, ikinci turda ise İskoç Dundee United’ı eleyip çeyrek finale çıkmışlardı. Çeyrek finaldeki rakipleri o yıllarda fırtına gibi esen Sovyet futbolunun lokomotif takımı Dinamo Kiev’di. İlk maç 5 Mart tarihinde Bursa’da oynanacaktı. O Dinamo Kiev Bursaspor’u eledikten sonra yoluna doludizgin devam edip kupayı kazanmıştı.  5 Mart tarihindeki maçta tribünlerde Meskenspor’un taraftarından futbolcusuna birçok kişi yer almaktaydı. Dinamo Kiev fırtına gibi esiyor ve izleyenleri kendisine hayran bırakıyordu. O maçtan sonra Meskenspor maçlarında Dinamo Mesken tezahüratı yapılmaya başlandı ve takım her daim bu isimle anıldı. Ayrıca bir manifestoyla Dinamo Mesken kültürünün ne olduğunu herkese duyurdular;

·         Dinamo, Mesken Halkının canı kadar sevdiği spor kulübüne taktığı bir ünvandır. Dinamo, “Mesken Kültürü” ile özdeşleşmiştir. Dinamo’yu yok saymak, Mesken Kültürünü yok saymaktır.

·         Dinamo, bir ayrımcılık değil, bütünleştirmedir. Dinamo Mesken tüm siyasi oluşumların üzerindedir.

·         Dinamo, dil, din, ırk, cinsiyet ayrımına izin vermeyen özgürce yaşama duygusudur. Diğer anlamda, ırk ayrımına ve din sömürüsüne karşı bir duvardır.

·         Dinamo, doğaya ve insanlığa zarar verecek her olumsuzluğun karşısındadır.

·         Dinamo, her alanda olduğu gibi sporda da renklerin kardeşliğini savunur. Centilmenlik ve başarı temel ilkesidir.

·         Dinamo, futbolun ticarileşmesini istemeyen herkesin, her kesimin yeteneğine göre amatörce spor yapma arzusunu savunur.

·         Dinamo, sporda her türlü şiddeti reddeder. Dinamo Mesken'in taraftarları aynı zamanda "güzel futbolun" da taraftarıdır; yenen rakibini alkışlar ve kutlar.

·         Dinamo, futbolda ve sporun tüm alanlarında bahis ve şikenin karşısındadır.

·         Dinamo çalışkandır; sevgi üretir, dostluk üretir, paylaşma üretir.

·         Dinamo, her Meskenlinin kalbinde sonsuza dek yaşayacaktır.

 

Dinamo unvanı takımın ilerleyen yıllarda siyasi aktörler tarafından hedef alınmasına sebep oldu, *Emniyet’in bilgisi ve izni dâhilinde kulüp için toplanan para, 12 Eylül Darbesi’nin ardından “haraç” olarak nitelendi; bazı yönetici ve futbolcular yargılanarak suçlu bulundu. Kulübün federeliği iptal edildi.

Türkiye’de ilk defa bir futbol kulübü devlet tarafından kapatıldı.

 **Kulübün eski oyuncularından olan ve 1993 -1995 yılları arasında MHP Yıldırım İlçe Başkanlığı da yapan Osman Yağcı şöyle anlatıyor; "Tunç hocamız maçlardan önce soyunma odasında bizlere arkadaşlar Mesken'i mahcup etmeyelim, halkımıza saygılı olalım, milliyetçi olalım, futbolu izletelim' derdi. Siyasi konuşmalar hiç olmadı. Sağcı olduğum için baskı olmadı. Futbola Mesken'de başladım, Mesken'de bıraktım. Anlayamıyorum. Sadece spor yapan bir kulübü kapatmanın ne anlamı var?" Ama Bursa'nın varoşlarında yaşama savaşı veren bu insanlar kesinlikle yanlış anlaşıldıklarını düşünmüyorlardı. Birileri onları işlerine geldiği gibi anlamışlardı.

Eduardo Galeano “Gölgede ve Güneşte Futbol” adlı kitabında futbolu betimlerken şöyle yazmıştı;

Futbolun öyküsü, zevkten zorunluluğa uzanan hüzünlü bir öyküdür. Spor bir sanayi dalına dönüştüğü oranda, iş olsun diye oynandığı zamanki güzelliğinden bir şeyler kaybetmiştir. Yüzyılın sonlarını yaşadığımız bu günlerde futbol, işe yaramaz her öğeyi reddetmektedir; kâr getirmeyen her öğe de 'işe yaramaz' olarak kabul edilmektedir.

Günümüz futbolunun kokuşmuşluğuna inat amatör bir ruhla futbolun her daim güzel tarafında olmaya çalışan bu insanlar 1970’lerin başında başlayıp 1980 askeri darbesi sonucunda sekteye uğrayan mücadelelerine 2008 yılında kaldıkları yerden tekrar başladılar ve Meskenspor yeniden futbol sahnesinde yerini aldı.

Umarım manifestolarında da söyledikleri gibi sevgi ve dostluk üretmeye her daim devam ederler.

 

Kaynak:

*http://www.radikal.com.tr/kultur/solcu-takim-dinamo-meskenin-ilginc-hikyesi-bu-sergide-1278123/

** http://soltribunler.blogspot.com.tr/2010/10/dinamo-mesken.html#comment-form