Kazım'ın İzleri

Şarkılarla geçti aramızdan ama geçip gitmedi. Sıradan biri gibi yaşayıp ölmedi. Bazı sanatçılar düşünceleriyle, yaptıklarıyla, söyledikleriyle de anılırlar. Öyle bir sanatçıydı Kazım Koyuncu. Şarkıları hala bilinir, dinlenir ve keyif verir.  Peki, Kazım Koyuncu diğer sanatçılardan neden farklıydı? Neden Karadeniz’de bir simge haline geldi?

İstanbul’a okumak için gelmişti Artvin’den. Siyasal Bilgiler Fakültesi okurken , “Kaymakam olacağım da ne olacak ?” diyerek müziğe yönelir. 17 yaşına kadar Hopa’daydı ama kendi tabiriyle Hopa’dayken hiç Laz değildi. Üniversiteye geldikten sonra Laz kimliği ve kültürü ilgisini çekmeye başladı. Herkes kendi kültürünü, türküsünü, şarkısını söylesin ve yaşatsın düşüncesiyle Kazım Koyuncu müzik yapmaya başlar. Dünyanın ilk ve tek Lazca rock yapan grubu Zuğaşi Berepe’de yer aldı. İstanbul’a gelmişti ancak kendi kültüründen, etnik kökeninden, Lazca’dan kopmamıştı. İstanbul değiştirmemişti onu, daha da güçlendirmişti. Karadeniz’in dalgaları gibi hırçındı, mücadeleciydi, inatçıydı. 1993 yılında başlatılan ve Karadeniz’in doğasına zarar veren Karadeniz Sahilyolu projesine karşı çıktığını eylemlere katılarak göstermiştir. Bir albümünün adının “Viya” olması da kendince nazik bir tepkiydi. Viya, sahillerde yapılan aletsiz sörf anlamına gelir. Bu önemli bir kültürel etkinlikti.

Sadece şarkı söylemek değildir müzisyenlik, çevrende memleketinde dünyada olan olumsuzluklara karşı duruş da sergilemelisin aynı zamanda. Öyle biriydi Kazım Koyuncu. Onu Karadeniz’in doğasına duyduğu sevgi ve sahip çıkışıyla da biliyoruz. Cerattepe ve Yeşil Yol direnişlerinde Kazım Koyuncu’dan izler bulmak mümkündü. “İşte Gidiyorum” şarkısıyla bilinen biri olmaktan ziyade Karadeniz’de mücadelenin simgesidir. Halktan biri olmak ve mütevazi olmak her sanatçının başarabileceği bir şey değildir. Kazım Koyuncu fazla bir şey istememiştir aslında. Bir şarkı sözünde söylediği gibi “Ben sadece ben olmak istiyorum.”

Kazım Koyuncu’dan bahsederken Trabzonspor ile olan bağından da bahsetmek gerekir. Ona göre Trabzonspor : “Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.” Kazım Koyuncu’nun mücadeleci karakteri, tuttuğu takımda bile etkendi. “Uy Aha” isimli şarkıyı kendisi yapmış ve gidip kulübe teslim etmiştir. Hayatta asıl olanın para olmadığını bu hareketiyle de bize göstermiştir.

Kazım Koyuncu’yu aramızdan Çernobil aldı. Bakalım Çernobil ile ilgili ne söylemiş. Son sözleri de o söylesin:

 

Türkiye çok tuhaf bir şey oldu. Üst yapıda zeka olmayınca buna sanatta dahil. Üst yapı dediğim şey politikadan sanattan birçok şeye kadar, oynanan oyunlarda çocuk oyunu gibi oluyor ama çocuklar ölüyor…”

 

Yıllar evvel Çernobil faciası oldu, şimdi hatırlamıyorum. Bir bakan çıktı televizyonda çay içti. Radyasyon yok bir şey olmaz diye. İşte bu bir zeka sunumu değil. Bu bir suç! Ve kimse bunu anlamadı bu toplum hep böyle yönetildi. Bunlar kötü niyetli insanlar, suçludur bunlar. Radyasyon olayı olduğunda araştırma yerleri kurulabilirdi erken teşhis için, rehabilitasyon yerleri kurulabilirdi. Binlerce insan ölmezdi ve biliyorsunuz ki kanserde en önemli şey erken teşhis. Ben kendi zekamla ve felsefemle ölümü, hayatı uzatabilirim, kısaltabilirim, her şeyi yapabilirim. Peki , benim köyümdekiler, anasının kuzusu çocuklar, 16 yaşındaki kız o neyi düşünsün, hangi felsefeyi düşünsün? Onun annesi hangi felsefeyle acısını yumuşatsın?”

 

Ekrem Kılıç