Hakan Çalhanoğlu Meselesinin Perde Arkası

Hakan Çalhanoğlu, Hakan Çalhanoğlu’nun babası ve menajeri ile bir sözleşme imzalar Trabzonspor 2011-2012 sezonunda. O dönem henüz kamuoyunda dikkati çekmeyen ve Karsluher’de oynayan genç futbolcuya 100 bin Euro, menajerine de 100 bin Euro ödenir.  Hakan Çalhanoğlu, 2012-2013 sezonundan itibaren Trabzonspor forması giyecektir. Sözleşmeye de bir madde eklenir; Anlaşmadan cayan taraf karşı tarafa 1 Milyon Euro tazminat ödeyecektir.

Sezon sonunda ise Hakan Çalhanoğlu sözleşme şartlarına uymaz ve Hamburg’a transfer olur. 2012-2013 sezonunun başıdır ve Trabzonspor böyle bir durum karşısında ne yapması gerekiyorsa onu yapar; hukuka başvurur.

Sonraları Hakan, Hamburg’da başarılı bir dönem geçirir ve Leverkusen’e transfer olur bu esnada da Türkiye Milli Takımı formasını giymeye başlar. Bu sürecin tamamına yakınında Trabzonspor ile Hakan Çalhanoğlu arasındaki dava UEFA tarafından görülür ve nihayetinde Hakan Çalhanoğlu’na Mart 2016’dan geçerli olmak üzere 4 ay futboldan hak mahrumiyeti çıkar UEFA’dan. Hukuksal süreç, devam eder ve Hakan Çalhanoğlu tarafı durumu CAS’a taşır, CAS da yargılamayı sonlandırmadan, bir mağduriyet yaratmamak adına, yürütmeyi durdurma kararı alır. Bu karara göre Hakan Çalhanoğlu, dava CAS’da kesinleşene kadar futbol oynamaya devam edecektir.

Son derece basit ve hukuksal bir süreçten bahsettim. Ortada bir sözleşme, sözleşme karşılığında verilen söz, ödenen para var. Sözleşme şartlarına uymama, edimi yerine getirmeme sonrası da mağdur olan bir kulüp var; Trabzonspor. Bu mağduriyetini gidermek adına da hukuksal yollara başvuruyor Trabzonspor.

Ancak tuhaflık bundan sonra başlıyor. Kazakistan’ın Letonya’yı yenmesiyle Fransa’da düzenlenecek olan 2016 Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı elde eden Türkiye’nin muhtemel oyuncularından Hakan Çalhanoğlu’nun muhtemel cezası, sanki Türk Milli Takımı’na düzenlenen bir komplo gibi lanse ettiriliyor Türk Spor kamuoyunda. Türk Milli Takımı’na kim komplo düzenliyor peki? Onlara göre Trabzonspor? Peki neden? Hakan Çalhanoğlu’nu dava ettiği için. Bir nevi vatan hainliği yaftası yine. Ve yine Trabzonspor’a. Trabzonspor ne zaman hakkını aramaya çalışsa ve bu hak arama çalışmasını uluslar arası hukuk merkezli bir yöntemle sürdürmeye çalışsa hep aynı cevapla karşılaşıyor; Vatan haini misiniz? Her seferinde “Hayır, sadece hakkımı arıyorum” dese de Trabzonspor, mağdur olmasına rağmen bir anda suçlu oluyor. Tabi bu arada Trabzonspor’un davasından vazgeçmesi için araya aracılar konuluyor, baskı yapılıyor…

Leverkusen Kulübü’nün açıklaması ise aynen şu şekilde

“ Hakan Çalhanoğlu meselesinde hukuki süreç devam ediyor. Hakan’ın şu an için futbol oynamasında bir engel yok”

Ama Türkiye kamuoyunda fırtınalar kopuyor…

Çünkü ülke kültürü, “kendi aramızda hallederdik”, “kol kırılır yen içinde kalır”, “büyütmeye gerek yok” “ne var hukuk öyle diyorsa” merkezli bir eksene kaydı iyiden iyiye. Son yıllarda en çok ceza alan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Hatta birinci sırada. Neden? İşte tam da bu yüzden. Hukuk tanımıyor çünkü. Şike yapıyor, sahte evrak düzenliyor, sözleşme imzaladığı futbolcularına paralarını ödemiyor, ödeyebileceği tutardan daha fazla borçlanıyor. Sonuç? Ceza.

Hakan Çalhanoğlu oynar oynamaz, gol atar atmaz, Trabzonspor kaptırdığı parasını ve tazminatını alır almaz şu noktada bilemeyiz ama açıkca görülen bir durum var ; İşlenen suç önemli değil bu topraklarda; önemli olan kimin işlediği…

Bu mantık burada yiyor da Avrupa’da yemiyor işte.