Röportaj: Anadolu Tribünleri 2

Şehrin Renkleri: “İsyan Et Ey Arkadaş!”

Anadolu Tribünleriyle yaptığımız röportajların ikinci durağı, Anadolu’da futbol topunun santraya ilk koyulduğu yer olan İzmir. Konuklarımız Göztepeli Devrim Cem, Altaylı Deniz Uğur Kemahlı, Karşıyakalı Adem Kurtar ve Bucalı Hakan Özoğlu.

Devrim Cem – Göztepe (1. Lig)

 

Anadolu takımı taraftarı olmanın en güzel yanı nedir?

-  Sana dayatılan seçeneklerin dışında, kendi özgür iradenle bir tercih yapmanın ayrıcalığını yaşamaktır.

Anadolu takımı taraftarı olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir?

-  Gözlerden uzak olmak nedeniyle özellikle kolluk güçlerinin baskıları ve yasaklamalarını çok daha yoğun yaşamaktayız. Siyasal iktidar ile yakın siyasi ilişkiler söz konusu değilse, desteklerden de yoksun kalıyorsunuz.

Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz? Ne gibi?

-  Özellikle stat konusunda İzmir’e ve İzmir’in simgesi Göztepe’ye büyük haksızlık yapıldığına inanıyorum. Ve bu haksız uygulamanın tamamen siyasi nedenlerden kaynaklandığını düşünüyorum.

Türkiye futbolunun en büyük sorunu nedir?

-  Amatör futbola ve alt yapıya önem verilmemesi.

Takımınızın en önemli eksiği nedir?

-  Kulübümüze ait düzgün bir tesisin olmaması.

Futboldan ve takımınızdan beklentileriniz nelerdir?

-  Endüstriyel futboldan bir beklentim yok. Göztepe’nin, Koca Kaptan Gürsel Aksel’in öncü olduğu onurlu ve dik yolda ilerlemesi.

En büyük hayaliniz nedir?

-  Takımın büyük çoğunluğunun kendi altyapımızdan yetişmiş futbolcularımızdan oluştuğu, çalışmaların kendi tesislerimizde yapıldığı ve kendimize ait TAM 35 bin kişilik şehrin sosyal ve kültürel dokusuna uygun stadımızda Göztepe’mizi desteklediğimiz günler.

Anadolu takım taraftarları birbirlerini desteklemeli mi? Kendinize en yakın bulduğunuz takım taraftarı hangisi?

-  Futbolumuzu kirleten egemenlere, İstanbul oligarşisine ve keyfi uygulamalarla tribünleri baskı altına alan kolluk güçlerine karşı dayanışma içinde olunması önemlidir. Rakiplerimizi düşmanlaştırmanın hiç bir faydası yoktur. Tribün kültürü ve taraftar duruşu bakımından Adana Demirspor ve Sakaryaspor taraftarlarını kendime yakın görüyorum.

En beğendiğiniz tribün hangisi?

-  Göztepe dışında Şimşekler ve Tatangalar.

Takımınız dışında en beğendiğiniz takım hangisi?

-  Barcelona.

Ezeli rakibiniz hangi takım?

-  Karşıyaka.

Dünya futbolunda desteklediğiniz bir takım var mı? Hangi takım?

-  Livorno.

En beğendiğiniz futbolcu-hoca-hakem kimler?

-  Puyol, Şenol Güneş, sadece Collina.

Futbolda İstanbul oligarşisi deyince ne anlıyorsunuz?

-  İstanbul’un üç büyütülmüşleri olan ve bu ülkede futbolun kirletilmesinde başrol oynayan Bjk, Gs ve Fb’yi.

 

 

Deniz Uğur Kemahlı– Altay 

 

 

Anadolu takımı taraftarı olmanın en güzel yanı nedir?

-  Bu soruya sanırım öncelikle biz Altaylı’ların “dört büyükler” algısına karşı olduğumuzu söylemekle başlamam gerekir. Bizim için tek büyük Altay’dır ve İstanbul-Anadolu gibi bir ayrım yapamayız, İstanbul takımlarını kutsallaştıramayız. Yine de soruya cevap vermek gerekirse, Altay’ı tutmanın en güzel taraflarından biri, sahip olduğumuz İzmir kültürüne sahip çıkmak ve takımımızla beraber “dört büyükler”in endüstriyel futbol düzeninde koyduğu ambargoya karşı bir duruş sergilemek diyebilirim.

Anadolu takımı taraftarı olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir?

-  Özellikle kendi şehrimizde biz İzmirlilerin şehrine sahip çıktığı gibi, gönül verdiğimiz renklere gönül vermeyen insanları görmek. Hayatında İstanbul takımlarının maçlarına gitmeden agresif tavırlarla İstanbul takımlarını fanatik bir biçimde destekleyen; fakat İzmirli olmaktan her fırsatta gurur duyan, bir yandan da İzmir takımlarının alt liglerde olmasını eleştiren içimizdeki İrlandalılara oldukça kızgınız.

Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz? Ne gibi?

-  Haksızlık ve Altay isimleri herhalde Türk Futbolunda bağdaşmak üzere. 13 Mayıs 2001’de yaşadığımız, “Devlet Eliyle Şike” Diyarbakırspor maçı ilk akla gelen. 31 Mayıs 2003, İstanbulsporlu oyuncuların aldığı teşvik primleriyle bizi çıkamamak üzere bir alt lige gönderdikleri maç. Daha iki sene önce yaşanan şike skandalında unutulan ve tarihimizde ilk kez TFF 2. Lig’e düşmemize neden olan maçlar da bizim için en önemli haksızlıklar.

Türkiye futbolunun en büyük sorunu nedir?

-  Altyapı ve tesis. Çok ciddi bir genç nüfusa sahip olmamıza rağmen futbolcu yetiştiremiyoruz, yetiştirsek bile gelecekte karakter problemleri yaşayarak kaybolup gidiyorlar. Alt liglerdeki kulüpler ve amatör kulüpler kimi zaman antrenman yapacak saha bulamıyor, profesyonel kulüpler patates tarlasında maç yapmak durumunda kalıyor.

Takımınızın en önemli eksiği nedir?

- Nereden başlasak? Tesisleşme, stat, borçlar… Şu an itibariyle kendimize ait tesislerimiz olsa bile altyapımız için yeterli tesislere sahip değiliz. Alsancak Stadı’nın hali içler acısı, stadın mülkiyeti bize ait olmadığından zeminde iyileştirme çalışmaları bile yapılamıyor. Vergi borçlarını ödemekte güçlük çekiyoruz çünkü TFF 2. Lig’deki kulüplerin gelirleri oldukça düşük.

Futboldan ve takımınızdan beklentileriniz nelerdir?

-  Tabi ki iyi futbol. Ama en ön planda olanlar borçların silinmesi, kulüp üyeliklerinin düzenlenmesi ve düzenli aidat ödemeyen üyelerin üyelikten çıkarılması, altyapıya ağırlık verilmesi ve altyapı ağırlıklı kadrolarla mücadele edilmesi, tesisleşme ve amatör branşlara daha çok destek.

En büyük hayaliniz nedir?

-  Takımlarımızın her branşta altyapıdan yetiştirdiği oyuncularla başarılı olması ve başarılardan kazanılan paranın kulübümüz ve halkımız yararına kullanılması. Özetle Drogba’yı alıp Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmak değil.

Anadolu takım taraftarları birbirlerini desteklemeli mi? Kendinize en yakın bulduğunuz takım taraftarı hangisi?

-  Endüstriyel futbola karşı tabi ki Anadolu tribünlerinin bir duruşu olmalı, özellikle e-bilet, taraftar kanunları ve şike gibi konularda. Ben kişisel olarak tribün dostlukları dışında bir maçta oluşan kardeşliklere karşıyım. Bizim tribünümüz de son senelerde Samsun, Kocaeli, Ankaragücü ve ADS gibi tribünlerle dostluk ilişkileri geliştirmiş durumda. Benim kendime en yakın gördüğüm takım ADS ve gurbette severek yaşadığım için Sarıyer.

En beğendiğiniz tribün hangisi?

-  Geçtiğimiz kısa dönem için ADS.

Takımınız dışında en beğendiğiniz takım hangisi?

-  Semt kültürü itibariyle Sarıyer.

Ezeli rakibiniz hangi takım?

-  Bu konuda tam bir cevap yok aslında. Karşıyaka-Göztepe konusunda bizim aramızın daha kötü olduğu takım Göztepe şüphesiz. Ama bizim için en nefret ettiğimiz takımlar olması itibariyle Sakarya ve İstanbulspor diyebilirim. Bursa’yı da unutmamak gerek. Diğer takımlarla yaşadığımız olaylar olsa da en ağır basan takım Sakarya olacaktır tahminimce.

Dünya futbolunda desteklediğiniz bir takım var mı? Hangi takım?

-  Politik duruşu nedeniyle Livorno.

En beğendiğiniz futbolcu-hoca-hakem kimler?

-  En beğendiğim oyuncu sorusuna birden fazla cevap verebilirim. Ivan Ergic, Bursa’ya geldiğinde inanılmaz kıskanmıştım, inanılmaz bir karaktere sahip olup üst düzey futbol oynamış ender isimlerden. Cantona, Pirlo, Cristiano Lucarelli ve Paul Scholes aklıma gelen diğer efsaneler. Hoca olarak Dalglish demek durumundayım The Damned United’a rağmen. Hakem olarak bir seçimim yok.

Futbolda İstanbul oligarşisi deyince ne anlıyorsunuz?

-  Sorulara çoğunlukla o yönde cevap verdim ama yine de söyleyeyim. Halkımızda güçlü olanı destekleme algısı oluştuğundan, hiç bir zaman mazlumun yanında örgütlü bir şekilde hareket etme bilinci var olamamıştır. Bu nedenle de İstanbul takımları bir anlamda kazanmaya mahkumdur.

 

Adem Kurtar– Karşıyaka (1. Lig)

 

Anadolu takımı taraftarı olmanın en güzel yanı nedir?

-  Herkesin 3 seçenekten birini (Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş) seçmek zorundaymış gibi hissettiği bir memlekette kendi seçeneğini ortaya koymak, sürüden ayrılabildiğin için mutlu olmak. “Hangi takımı tutuyorsun?” diye sorup GS, FB, BJK cevaplarından birini bekleyenlere “Karşıyaka” diye cevap vererek dumura uğratmak.

Anadolu takımı taraftarı olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir?

-  Gözü İstanbul’dan başka bir yeri görmeyen ana akım medyada yeterince yer bulamamak. Neyse ki sosyal medyayla bu işi çözmeye başladık.

Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz? Ne gibi?

-  İstanbul oligarşisinin hegemonyası; hakem atamalarında, maç yönetimlerinde, disiplin cezalarında, maç günü seçimlerinde kendini gösteriyor. Örneğin, Karşıyaka Spor Kulübü sadece futbol branşında mücadele etmiyor. Hatta basketbolda daha iddialı ve taraftarın daha fazla ilgisini çekiyor. GS, FB, BJK’nin farklı branşlardaki maçları farklı günlere veya saatlere konularak taraftarın her ikisine gitmesi sağlanıyor. Ama KSK’nin İzmir’deki maçları çoğu kez aynı gün ve saatlere konuluyor. Yukarıdaki soruda Anadolu takımı taraftarı olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir? Sorusu anlamlı olmakla beraber genişletilmelidir. Çünkü Anadolu takımları da kendi içinde yekpare değil. İstanbul takımları gibi federasyon, medya ve siyasetteki gücünü kullananlar, milletvekillerini-bakanlarını devreye sokanlar bir hayli fazla.

Türkiye futbolunun en büyük sorunu nedir?

-  Devasa kitlelere hitap eden tribünlerin, tribün gruplarının beceriksiz ve sadece parası olduğu için kulüp yöneticiliği yapanlara karşı kendi alternatif yönetim modellerini ortaya koyamaması, taraftar olarak yönetime talip olmamasıdır.

Takımınızın en önemli eksiği nedir?

- Spordan anlayan, kulübün potansiyelinin farkında olan ve kulübün neyi hedeflediğini bilen bir yönetim.

Futboldan ve takımınızdan beklentileriniz nelerdir?

-  Göze hoş gelen bir oyun. Rakibi düşman olarak görmeyen ama terinin son damlasına kadar mücadele eden bir takım.

En büyük hayaliniz nedir?

-  Karşıyaka’nın üst düzey bir final maçına tanıklık etmek. Final maçını kaybetsek de olur. Yeter ki o anı yaşayalım.

Anadolu takım taraftarları birbirlerini desteklemeli mi? Kendinize en yakın bulduğunuz takım taraftarı hangisi?

-  İstanbul oligarşisine karşı kesinlikle destek olunmalı. Kafamda en yakın takım taraftarı diye bir taraftar yok ama Karşıyakalı taraftarların Karagümrüklü taraftarlarla takdir ettiğim müthiş bir teması var.

En beğendiğiniz tribün hangisi?

-  St.Pauli

Takımınız dışında en beğendiğiniz takım hangisi?

-  Birkaç sezondur futbol olarak kendi takımım dahil hiçbir takımı beğenmiyorum.

Ezeli rakibiniz hangi takım?

-  Bu soruyu sorulmamış kabul ediyorum. Bir Karşıyakalıya sorulacak en son soru.

Dünya futbolunda desteklediğiniz bir takım var mı? Hangi takım?

-  Barcelona.

En beğendiğiniz futbolcu-hoca-hakem kimler?

-  Scholes, Lucescu.

Futbolda İstanbul oligarşisi deyince ne anlıyorsunuz?

-  Medyada, futbol bürokrasisinde, siyasette 3 İstanbul takımının gücünü iliğine kadar hissetmek.

 

Hakan Özoğlu – Bucaspor (1. Lig)

Anadolu takımı taraftarı olmanın en güzel yanı nedir?

-  Öz kaynaklarıyla sermayenin kirletemediği, henüz kirlenmemiş gür akan bir akarsu yatağı düşünün. Samimiyetiniz ve gücünüz ile futbol endüstrisinin sarıp sarmalayamadığı, rantın profesyonel boyutlarından uzak bir dünya düşünün. Paylaşımın en üst düzeyde olduğu birliktelikler düşünün. Ucuz bilet, reklam alamayan takımlar, ceplerden üçer beşer toplanan paralar ile yaşanan paylaşımlar ile gidilen deplasmanlar düşünün. Anadolu kulüpleri hala güzel, ama bu süreçte daha ne kadar güzelliğini koruyabilir bilinemez.

Anadolu takımı taraftarı olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir?

-  Figüransınız, üzerinize oyunlar oynanır, gün gelir en klas oyuncunuz bir kaç milyon liraya elinizden alınır, gün gelir Torric Jebrin örneğindeki gibi; menajer ayartır, futbolcunuzu büyük kulüpler alır kaçırır, tek kuruş ödenmez ve üretiminize karşın bir şey ödenmeden sizin ayakta durmanız istenir. Kasanız, kiralar ve anlamsız giderlerle boşaltılır, lobisi olan kişilerin oynadığı Teknik Direktörlük oyunu ile kasanız boşaltılır, medya ve gazeteler sesinizi duymaz, futbolcu olmak da taraftar olmak da Anadolu kulüplerinde çok zordur. Hakkınız sürekli yenilir ve ama siyasi ama rant çemberinde bir figürandan başka rol üzerinize biçilmez. Biraz sivrilirseniz tüm ülke futbol kulüpleri alt ve üst yapınızı bitirmek için size bazı genç milli takım antrenörleriyle birlikte savaş açarlar. Emniyet birimleri çok rahatça sizi darp edebilir, kanuni olmayan keyfi uygulamaları üzerinizde canı nasıl isterse o şekilde sergileyebilir. Başbakan çıkar sizi yok sayar, Süper ligde bu ilin takımı yok der, düşmeme mücadelesi verirken.

Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz? Ne gibi?

-  Haksızlığa uğramayan var mı? Bunları konuşmak camiayı biraz sıkıyor artık. Canları istedi sistem süper lige çıkardı, sonra kasamızı boşaltıp Akhisar gibi ittiler aşağı! Elli milyon liranın üzerinde dönen bir çark bu. Siz ne olduğunu anlamıyorsunuz, bir teknik adam geliyor kafasına göre transferler yapıyor, menajerlik yaptığı saptanıyor, göstermelik bir ceza alıp gidiyor. Kendi stadınızda maç oynayamıyor, dünyanın en yüksek stadyum kira bedelini ödüyorsunuz GSİM’ne. Tek satır yer almıyor kartel medyada. Birileri köşe oluyor. Kemikleşmiş kadro bozulup kırkın üzerinde transfer ile sezonu bitiriyorsunuz. Sahaya çıkıyorsunuz hakemler, en fazla kırmızı kartı ve sarı kartı gören takımsınız, yüzü geçiyor rakamlar bir sezonda. Aleyhine en fazla penaltı çalınan, en az penaltıyı kullanan ve rakibi en az kırmızı kart gören takımsınız! Şike soruşturması nezdinde mahkeme ”Bucaspor mağdur edilmiştir” diyor. Her kulübün giderildi mağduriyeti. Trabzonspor hala bu travmayı atlatamadı ama şampiyonlar ligine gitti ve çok ciddi rakamlarla kasasını doldurdu. Elbette son ana kadar haksızlık yaşadı. Şike yapmamış bir kulüp bu ülkede bulmak zor, artık bu travmaları atlatmalıyız. Kimse kimseye hakkını vermiyor çünkü, hakkını mücadele ederek alıyorsun.

Türkiye futbolunun en büyük sorunu nedir?

-  Futbolun ne milliyeti, ne ülkesi ne de mezhebi vardır. Dünya üzerinde insanlarla oynanan, tribündekilerle ve toplumla oynanan bir oyundur. Üst kademeden birileri düşen ve çıkan takımlara karar verir. Siyasi emellere göre bazı kulüpler lig düşer ve atlar. Ülkemizde, siyasete endekslenmesi, şike ve kartel medya sporun önündeki en büyük sorunu yaratır. Bunları toplumun geneli böyle duymak ister. Futbol olsaydı bu ülkede milli takımlar menajerlerin kurgusuyla şekillenen  futbolcular ile dolup milyonlarca avroluk başarısızlık hikayeleri ile dolmazdı. Ne zaman ki sistemin taraftarı, sistemin futbolcusu, sistemin yöneticisi ve siyasetçisi elini ayağını bahisle, şikesiyle bedava biletiyle, sponsor hikayeleriyle ülke üzerinden çeker o zaman futbolun köklerine ulaşırız. Futbol artık sokaklarda çocukların oynadığı bir oyun olmaktan uzaklaşmak üzere büyük şehirlerde!

Takımınızın en önemli eksiği nedir?

- Ülke futbolunun tek eksiği var, yetenekli yöneticileri ve kulübü yönetebilecek kapasitede ve donanımda insan eksikliği. Futbolu ve sporu bilen insan yok, cebinde parası olan, ben kasabım, manavım, müteahhitim, şuyum var buyum var diyen giriyor, parasına para katıp çıkıyor işin içinden. Tesis, stadyum, her anlamda ülkenin en iyi yapılanmasına sahibiz. Çoğu Anadolu kulübünden daha iyi ve şanslı noktalardayız. Kulübümüz ve taraftarımızın faydalanabileceği kültürel ve sosyal anlamda derinlik sahibi üreten çok fazla materyali ve dergisi vs. yok. Geçtiğimiz hafta 14 yaşında bir arkadaşımız aramızdan ayrıldı. Beynine aldığı bıçak darbesi ile öldü gencecik bir arkadaşımız. En büyük sorunumuz cehalet, tüketim kitlesi olmamız ve gençlerin ülke genelinde pompalanan şiddete merakı!

Futboldan ve takımınızdan beklentileriniz nelerdir?

-  Armamızı şerefli ve şanlı bir şekilde taşımaları, formalarını sonuç ne olursa olsun ıslatmaları.

En büyük hayaliniz nedir?

-  Bir gün tüm takımın Bucaspor Futbol Akademisi’nden yetişen yerel oyunculardan ve o ruhu taşıyan insanlardan oluşmasını istiyoruz. Bunun dışındaki her şey birer yanılsama gibi.

Anadolu takım taraftarları birbirlerini desteklemeli mi? Kendinize en yakın bulduğunuz takım taraftarı hangisi?

-  Anadolu takım taraftarları iletişim halinde olmalı ama birbirini zor günleri dışında desteklememeli. Farklı boyutlara çekilmeye son derece müsait bu durumlar. Tribünlerde kardeşlik vs. olabileceğine inanmıyoruz. Bir tribünün ve camianın diğerini sömürdüğü döngülere dönüşüyor bu tarz şeyler ve hoş olmayan, kimliksiz takım taraftarları ortaya çıkıyor. Bir bakıyorsunuz adam kendi takımının atkısını, formasını takmıyor başka camiaların bir oradan bir buradan atkısı vs.’sini takıyor. Kardeşlik ve dostluk durumları ne yazıktır ki yeni bir trend ve moda bir yapılanma. Özenti gençlerin aynı uygulamalarla kendilerini tatmin ettikleri ve büyüklüklerini karşıya ispat için gelişen denge bozukluklarını içeriyor. Duruş nedir bunu bilmeyen camiaların raydan çıkabileceği ve kendi camiasının başarısını ikincil seviyelere çekebileceği ters durumlar. Tribünümüzde çeşitli oluşumlar bir çok farklı tribüne sempati beslerler, yakın ve uzak oldukları kitleler vardır. Her camiaya aynı mesafede yakın ve aynı mesafede uzak olmak gerekli.

En beğendiğiniz tribün hangisi?

-  Bazı Latin Amerika, bazı Yunan takımları, bazı Yugoslav ekolü camiaların emektar tribünlerini ve duruşlarını beğeniyoruz çizgi olarak. Dil, din, ırk ya da renk değil duruş olarak yanıtlıyorum soruyu.

Takımınız dışında en beğendiğiniz takım hangisi?

-  Bu sorulara kişisel yanıtlar verebiliriz, bir takımın tribünü size yakın gelir, bir diğerinin futbolu, birinin çizgisi, bir diğerinin tepkileri sempatik gelir, kimi mağdur gelir bağrınıza basmak, biz de buradayız demek istersiniz, ama takımımız dışında Boca Juniors tribünlerinin sıcaklığı bizlere samimi gelmektedir. Belki de uzaktan öyle geliyor olabilir. Bergamaspor, Bucaspor’un ilk kardeşi ve yakın gördüğü camiadır İzmir’de. Bu da bir dip not olsun…

Ezeli rakibiniz hangi takım?

-  Ezeli bir rakibimiz yok. Karşıyaka ve Göztepe, Altay, İzmirspor, Altınordu, Manisaspor sürekli rekabet ettiğimiz kulüpler geçmişten beri. Ancak Göztepe – Karşıyaka, Fenerbahçe – Galatasaray gibi bir rekabetimiz yok. Son yıllarda Göztepe ile çok renkli rekabetler yaşıyoruz fakat bu son senelerde oluşmaya başlayan bir durum. Emin olun elli sene kadar sonra İzmir’de bir çok kulübün hedef gördüğü takım olacağız..

Dünya futbolunda desteklediğiniz bir takım var mı? Hangi takım?

-  Kendi kulübüm dışında hiçbir takımı desteklemiyorum ama St.Pauli’ye karşı bir ilgim var.

En beğendiğiniz futbolcu-hoca-hakem kimler?

-  Salih Uçan bizim gurur duyduğumuz, endüstriyel futbola en samimi cevabımız. Sokrates’e benzeyen bir sakinliği var. Hoca demek Yılmaz Vural sempatisi demek, hakem Sadık Deda olabilir, güncel bir isim vermek istemiyorum. Sadık Deda’nın penaltılarına küçükken gülerdik. Eskilerin sıcaklığı var.

Futbolda İstanbul oligarşisi deyince ne anlıyorsunuz?

-  Ne anlayabiliriz, İstanbul olmasa başka bir şehir ve grup olurdu mutlaka. Türkiye bu şehirden yönetiliyor. Medya, para, her şey bu güce endekslenmiş durumda. İstanbul’da futbol yok, endüstri var! Sizin kulübünüzde 20 bin liraya oynayan oyuncu orada milyon dolarlara oynuyor. Ama emin olun bu şehir olmasaydı da başka bir kitle ya da şehir ya da grup bulurduk, bu ülke olarak hastalığımız.

 

Yorum Ekle